Pripyat, Çernobil Nükleer Santrali çalışanları için 1970 yılında kurulmuş olan, santrale 10 kilometre uzaklıktaki kent. 1986 yılında nükleer santralde patlama meydana gelmesinden 36 saat sonra insanlar Çernobil’den uzaklaştırılmaya başlandı ve 50 bin nüfuslu kent boşaltıldı. Bir ay içinde 30 kilometrelik çember içinde yaşayan 116 bin kişi tahliye edildi ve bunlara yeni evler verildi. Ancak, birçoğu radyasyona maruz kalmıştı bile...

Çernobil faciası öncesinde, yaş ortalaması 26’nın altında olan, okulları, hastaneleri, kültür-sanat ve rekreasyon alanları ile gelişmekte olan bir kent görünümündeki Pripyat, Kuzey Ukrayna’nın demiryolu ve nehir taşımacılığında da önemli bir yere sahipti.

Bağımsız kaynaklar yüzlerce yıl boyunca Pripyat ve komşu bölgelerde yerleşimin güvenli olmadığını söylüyorlar. Bölgeye giriş çıkışlar hala polis kontrolünde olup, bazı bölgelere giriş yapılamıyor. Günümüzde Pripyat terk edilmiş haliyle ilgi çekiyor ve ‘kara turizm’in gözde noktalarından biri. Rehberler eşliğinde yapılan turların sonunda iki kez radyasyon ölçümü yapılıyor.

Bugün?
Çernobil’deki korkunç kazaya rağmen nükleer santral kapatılmadı ve faaliyetini sürdürdü. Ama bu uygulama, beraberinde birtakım kazalar getirdi. 1991 yılında 2 numaralı reaktörde yangın çıktı. 2000 Temmuz’unda yoğun yağışlar sonucunda 3 numaralı reaktörü su basınca, yetkililer bu bölümü tamamen kapattılar.

Birimlerin kapatılmasına rağmen, Çernobil’de güvenliğin sağlanması için sürekli bir mühendis ordusunun varlığı gerekliydi. Birimlerin kaplanmasında 250 bin ton beton kullanıldı. Böylece, 180 tonluk yüksek radyoaktivite içeren yakıt kapatılmış oldu. Şimdi, bu betonun yüzde 10’luk bölümü çatlaklarla dolu.

Çernobil hala bir tehdit...

Çatlaklardan sızan yağmur suları, boruların dayanıksızlığı, yeni bir facianın habercisi sayılıyor. Yeni bir çevre katliamına yol açılmaması için yeni bir lahit gerekiyor. Gecikmiş olsa da Çernobil’in kapatılması, çevre gönüllülerini bir hayli sevindirdi. Çevreci kuruluşların çoğu, bu adımı, kıtayı nükleer güçten arındırmanın ilk aşaması olarak değerlendiriyor. Kazanın ardından İsveç ve Hollanda nükleer güçten vazgeçti, İtalya reaktörlerini kapadı.

Son olarak da Almanya, 2021 yılı itibariyle nükleer güç ünitelerini terk edeceğini açıkladı. Avrupa nükleer güçten uzaklaşırken (Fransa hariç), yeşillerin zaferinin çok da uzun soluklu olmayacağı belirtiliyor. Avrupa’da güvenli reaktörler bir bir kapatılırken, Ruslar yenilerini inşa etme planları yapıyorlar ya da Çernobil tipi reaktörler üzerinde kozmetik değişiklikler amaçlıyorlar.

11 Mart 2011’de Japonya’da meydana gelen depremin ardından oluşan tsunami dalgaları sebebiyle, Fukuşima Daiçi Nükleer Santrali’nde de radyoaktif sızıntı görülmüştü. Bazı kaynaklar Fukuşima’daki sızıntıyı Çernobil ile karşılaştırırken, bazılarına göre ise Fukuşima’nın boyutu Çernobil ile karşılaştırılamayacak kadar küçük. Çünkü Çernobil’de santralin çatısının uçması ile radyoaktif madde oksijen ile yandı ve atmosferde hızlıca yayıldı, ancak Fukuşima’da radyoaktif madde sızıntı ile toprak ve suya karışırken etkisi azaldı...

Çernobil faciasının etkilerinin en az 20 bin yıl daha devam edeceği söyleniyor. Avrupa ülkeleri yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımlar yaparken, ülkemizde hem de Rusya’nın “desteğiyle" nükleer santral kurulması planları karşısında, yaşananlar ortadayken, aklı selim insanların söyleyebileceği pek de fazla söz kalmıyor...

Kaynak: Wikipedia, BBC, TAEK, NTVMSNBC, Focus Dergisi, turkcebilgi.com