Bilenler bilir.. Övücü yazılar yazmakta zorlanırım.!

Fakat "yeri ve zamanı gelince" fakirin, fukaranın, garibin, kimsesizin, gurabanın, sahipsizin, itilmişin, ötelenmişin, ezilmişin, işsizin, kaale alınmamışın, mağdur edilmişin, bezmişin, örselenmişin, bir tas çorbaya muhtaç bırakılmışın, yanında "adam gibi" durana, "haklı'ya hakkını teslim etme adına" yazmak gerekiyor.!

.........

Yokluktan, yoksulluktan, daha doğrusu SIFIR'dan bugünlere gelen, karakter olarak asla değişmeyen Yaşar Aydın'dan, namı diğer Kaburgacı Yaşar'dan bahsedeceğim.!

Bu bahsi, birilerine örnek olsun diye "altını çizerek" aktarayım ki, parayı görünce şımaran, mağrurlaşan, kimseyi takmayan, taka- tuka işlere girişen, soytarılaşan, ne olduğunu şaşıran, geldiği yeri unutan, feri kabaran, nevri dönen bazı "nankörler" gerçeği görsün, ne olduğunu bilsin ve unutmasın.!

Yaşar Aydın, Adana'nın Yüreğir İlçesi Kozan Çarşısı'nda elindeki KIT olanaklar ölçüsünde küçücük bir lokanta açtı.. Açtı açmasına da, ne gelen var, ne giden.. Ne soran var, ne de kaburgayı bilen.!

Sabretti, şükretti sonunda tek- tük te olsa müşteri gelmeye başladı.. Kaburga kebabını yiyen, memnun kalan başka dostuna önerdi, müşterilerin sayısı hergeçen gün daha da büyüdü, Türkiye'nin bildiği şimdiki yerini açtı.. Kendisi hariç, herşey büyüyordu.. Karakter olarak asla değişmeyen, geldiği yeri unutmayan Yaşar Aydın, hala aynı berberde tıraş oluyor, arkadaşları, dostları yine aynı.. Samimiyet aynı, sevgi aynı, saygı aynı, davranış şekli aynı, hal-hatır sorma aynı..

Giyimi derseniz;

"Bir tişört, bir de kot."

İsteyenlerle, istedikleri kadar fotoğraf çektirirken hiç hayıflanmıyor, bilakis memnun oluyor, gurur duyuyor.!

Allah'ın verdikçe verdiği biri, kazandıkça paylaşıyor.. Özellikle deprem zamanında Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Adıyaman, Adana mağdurları için yaptıkları.. Ramazan ve Kurban Bayramlarında ortaya koymuş olduğu büyük çabalar unutulmaz boyutlarda..

Bu noktada en güzel, en önemli, en özel, en hassas olan mesele; "Paylaştığını, paylaştıklarını eşinin, çocuklarının dahi bilmemesi."

Sorarım sizlere;

"Bundan daha onurlu, daha haysiyetli, daha dokunaklı, daha manalı, daha ketum davranış biçimi olabilirmi?"

"Nereden çıktı bu adam?" diyen bazı zavallılar var..

Parayı görünce şımaranlar, ayakları yere değmeden yürümek isteyenler, ne oldum delisi olanlar, kimseyi takmayanlar, tanımayanlar, küçümseyenler, hor görenler, dünyalarını unutanlar, bu anlayış ve bu kafayla bir baltaya SAP olamayacaklarını çok iyi biliyor aslında.!

Bu "avcarlanmış koftiriklere" NOKTA'yı şöyle koyayım;

"Nereden çıktı bu adam?" dediğiniz o "adam" Osmaniye'den beş parasız çıkan, geldiği yeri asla unutmayan, şımarmayan, gece- gündüz demeden çalışan, çabalayan, emek harcayan, kazandıkça paylaşan, yüzlerce insana iş veren, olmayanı sabırla dinleyen, anlayan, yanında duran Yaşar Aydın ve onun gibi CANLARA bakın; "İnsanlığınızdan utanmazsanız, Bülent Ersoy'un mikrofonuna KABLO olayım.!"