Biraz nostaljik, biraz klasik, biraz da özlem dolu eski bayram coşkusuna kaldığımız yerden devam edelim isterseniz…

Bayramın 1. günü…

Sabah saat 06:30…

- Anne: Hadi tembel tenekeler, kalkın artık. Bugün bayram...

Babanın uzaktan sesi gelir ve erkek çocuklarına; hadi beyler Bayram Namazı’nı kaçıracağız.

Şiş gözlerle, babalarından gelmesi muhtemel azardan korkularak; ‘Hazırız babacığım…’

Ellere tutuşturulan seccadelerle caminin yolu tutulur ve Bayram Namazı kılınır.

Eve gelinir, sabahın köründe kıyafetler giyilir.

Yeni yeni kıyafetler, gıcır gıcır ayakkabılar…

***

Anne: Hadi oğlum, fırına git de pide ekmek al da gel. Kahvaltının yanında güzel olur.

Evin küçük bireyi fırının yolunu tutar, dakikalarca ekmek sırası bekler. Sıcacık ekmeğin kokusuna dayanamayan çocuk, 1 ekmeğin yarısından fazlası yemiş şekilde eve gelir.

Nerden mi biliyorum? ….!

- Anne: Yakışıklı oğullarım, güzel kızlarım; öpün bakalım babanızın elini.

Eller öpülür, harçlıklar alınır, küçük çocuklar sokağa şeker ve harçlık toplamaya çıkarlar. Toplanan bayram harçlıkları, ellerini ovuşturarak bekleyen bakkal amcalarının dükkânında bir güzel harcanır.

Tiril tiril kıyafetlerle dışarı çıkan çocuklar, kanter içinde evlere karınlar aç döner.

Hısım-akraba, eş-dost ziyaretleri, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpülür. Hoş sohbet, tatlı yiyelim tatlı konuşalım muhabbetleri, bayram sofraları derken bir bayram daha geride kalır.

Bayramdan daha da fazlası var elbet. Damaklarda ve gönüllerde bırakılan tatlarla birlikte kazasız, belasız mutlu mesut bir bayram geçirilir.

***

Bu bayramları yaşamayanlar nerden bilecek anlattıklarımı? İçimize sine sine, doya doya bayram havasını yaşamak, o dönemlerin ‘Y Kuşağı’ olan çocuklarına, yani bizlere kısmetmiş.

Saygı sevgi, terbiye, hoşgörü, mutluluk, sevinç ve heyecanın hâkim olduğu o güzelim eski bayramlardan maalesef eser kalmadı.

Günümüzde; ellerde telefonlar ve tabletlerle rahatsız edilmek istenmeyen, evlerine kimselerin gelmesin diyen bir nesil var artık.

Elbette teknoloji ilerledi. Her şey bir parmağımızın ucunda…

Lakin bu tehlikeli teknoloji yeni nesil gençlerin A Sosyal yetişerek örf, âdet, gelenek ve göreneklerimizin hepsinin alt etmiş olmuyor mu?

Demem o ki; aile saadeti, hısım-akraba, konu-komşu sevgisi, bağlılığı artık yok oldu.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen yine de kendi çaplarında o eski bayramları yaşayan ve yaşatanlar var elbet. Şahsen ben ve ailem az da olsa bayram sevincini, bayram coşkusu elimizden geldiği kadarıyla yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyoruz.

Ama yine de tıpkı o güzelim bayramlar gibi, güzel olan her şey; ‘Eskilerde kaldı!’