Bayram yaklaştı ya; artık dinleriz “Bayram Hikayeleri”ni.
Mahalle arkadaşım İrfan Foto da yine bir bayram macerasını anlatmış.
Severim doğrusu onun hikayelerini de anlatış tarzını da.
Birlikte okuyalım mı?
***
Bayramın son günü idi.
13-15 yaşlarında 8-10 çocuk mahalleden (Sucuzade’den)çıktık.
Şamata yaparak Sular’a vardık.
Sular ile Ziyapaşa arası, Adana Demirspor Kulübünün antrenman sahası olup, bayram günleri, çadırlar, salıncaklar buraya kurulurdu.
Oraya vardığımızda bayram bitmek üzere olup, çadırlar sökülüyordu.
Biz bayram yerinin bir ucundan girip, Ziyapaşa tarafından çıkmak maksadıyla bayram yerine daldık.
Bir halkacı çadırının önüne geldiğimizde, adamın biri çadırı sökmeye çalışıyordu.
Bu arada bilmeyenler için ‘halkacılığı’ anlatayaım.
Bir tezgaha değişik markalarda sigaralar dizilir.
Müşteriler halka satın alır, bu halkaları sigaraların üzerine doğru atarlar.
Halka sigaranın tamamını içine alacak şekilde geçerse, sigara onun olur.
O yüzden çığırtkanlar da “Geçir, geçir al” diye bağırırlardı.
Halkacı da bayram hasılatını kutlarcasına, sandıklardan oluşan yer sofrasına kurulmuş demleniyorlardı.
Bir kişi de çadırı sökmeye çalışıyordu.
Ancak kare şeklindeki kaput bezinin bir köşesinden yatırmaya çalıştığı için, kare parelel kenara dönüp bezin yırtılacağı belliydi.
Bir arkadaşımız, yardım etmek amacı ile karşı köşedeki direği tutmaya kalkınca, bez ‘cart’ diye yarıldı.
İki kişi “Bıraksana lan” deyip arkadaşımızın üzerine yürüyünce, ikisini de etkisiz hale getirdik.
Biz olay kapandı derken, bir de baktık ki; bizim mahallenin bizden biraz daha büyük delikanlıları “Bizim çocukları mı dövüyorsunuz?”deyip, içki içenlere saldırmışlar.
Sonradan öğrendiğimize göre; bizimkiler halkacılara ütüzmüş , kavga için bahane arıyorlarmış.
Dört kişi onlardan, 4 kişi bizden 8 kişi yağmur suyundan oluşan büyük bir su birikintisine girdik.
İnsanlar kavgayı ayırdı.
8 kişiyi trafik polisi sudan çıkardı.
Bizi hemen Yeni İstasyon Karakoluna götürdüler.
Karakol Komiseri, bayram yerinin kendi sorumluluk alanında olmadığını, Yarbaşı Karakoluna gitmemiz gerektiğini söyledi.
İstasyonun önündeki bir olayın sorumluluğu, uzaklardaki bir karakola ait oluşu bizi şaşırttı.
Adamlardan birinin çene kemiği kırılmış, yapanlar da sırra kadem basmıştı.
Adamlardan biri itiraz etti.
Abimi (Aydın Foto)göstererek “Bu beni yere yatırdı” dedi.
Komiser bir ona bir de abime bakarak gülümseyince de sözünü şöyle tamamladı ;
“Bana Japon oyunu yaptı”
Neyse Komiser bizi şahit, abimi de davalı şahit yazıp salıverdiler.
Bu olaydan sonra bizimkiler İstanbul’a oradan da Almanya’ya kaçmışlar.
Türkiye’den Almanya’ya yerleşen ilk Türk’lerden olup, sonradan da zengin olarak Türkiye’ye döndüler.