Üniversitelerin Kalitesini ve Araştırma Potansiyelini, Üniversitenin Amacı ve Hedefleri Belirlemektedir.
Dünyanın hemen her ülkesinde üniversite kaliteleri farklılıklar oluşturmaktadır. Bu farklılıkları yaratan, o üniversitenin kuruluş felsefesi ve kurucu iradenin bilim politikası, amacı, misyonu ve vizyonu belirlemekle birlikte amacın ve belirlenen stratejilerin gerçekleşme durumu ayrıca önemlidir. Bugün kalite değerlendirmeleri yönünden önde görülen üniversitelerin en önemli özellikleri belirledikleri hedeflerinden taviz vermemeleridir. Bunların başında da liyakate dayalı yüksek performanslı öğretim kadrosu ve öğrenci alımıdır. Kuruma nitelikli kadrolar alınmışsa, kurum parada bulabiliyor, araştırma olanağı da. Bunu başaramayan, güç ilişkilerine bağlı akademik ve idari yapılanma içinde olan kurumların hiç bir şekilde üniversite gibi çok özel bilim ve teknoloji politikalarını kazanması ve sürümesi mümkün değildir. Bu bağlamda üniversitelerin özerk olması ve kendini gerçekleştirmesi öncelikli olarak sağlanması gerekir.
Maalesef ülkemiz üniversiteleri, akademik yapılanma ve üniversitelere taze kan kazandırmada başarılı olamadı. Katıldığımız uluslararası kongrelerde ve toplantılarda gördüğümüz başarılı projelerin sunumlarının ve yayınların geniş araştırma gruplar tarafından yapıldığını görmekteyiz. Türkiye’nin uluslararası vitrine çıkan üniversitelerinin olması isteniyorsa GSMH içinde araştırmaya ayrılan pay AB standartlarına çıkarılmalı ve üniversitelerin öncelikli olmaz ise olmazı, özerk akademik yapılanmanın sağlanması, liyakate dayalı akademik kadroların oluşturulması sağlanmalıdır. Daha öncede TÜBİTAK da öncelikli üniversitelere yıllık 1 milyon dolarlık fon aktarımı projesi başlatmıştı. Sonuçları ne oldu bilmiyoruz. Ancak üniversitelerin özerk yapılarına uygun bilim politikası üretemiyorsa, liyakate dayalı bilim insanı üniversiteye alamıyorsa, kendi bütçesini kendisi oluşturamıyorsa, dışarıdan gelen sınırlı kaynaklar ile üniversiteleri bilimsel anlamda uluslararası alanda söz sahibi etmek ve görünür kılmak mümkün olmayacaktır.
YÖK Değil Üniversiteler Araştırma Üniversitesi Olmayı Kendileri Karar Vermelidir.
Hangi üniversitenin araştırma üniversite olması kararının YÖK tarafından veriliyor olması yerine, üniversitenin kendi sahip olduğu potansiyele göre karar vermesi daha yararlı olacaktır. YÖK’ün açıklamasına göre, iki yılda bir üniversitelerin sıralaması değişecek deniyor. Bu durumda üniversiteler dönem dönem araştırma üniversitesi kategorisinin dışına çıkacaklar ki o üniversitenin araştırma üniversitesi olma durumunu değiştirecek mi? Bu bağlamda, araştırma üniversiteleri olarak desteklenecek sayının 10 ile sınırlandırılması da sorunlu olabilir. Gönül ister ki ülkemizdeki tüm üniversiteler gelişmiş araştırma üniversitesi olsun. Ülkemizin sağlıklı kalkınması için üniversitelerin özerkliğine uygun olarak kendi potansiyelini oluşturması ve araştırma yapmakta ısrarcı olması gerekir. Yoksa bu yapılanma üniversitelerin araştırma potansiyeline olumsuz etkide edebilir.
Sorunun Köklü Çözümü İçin, Pedagojik İlkeler Önemli, Eğitim Fakülteleri Ve Temel Bilimler Fakülteleri Taşıyıcı Olmalı.
İyi araştırmacı yetiştirilmesi, araştırma sayısının ve buluşların artırılması her şeyden önce iyi eğitimden geçmektedir. Maalesef ülkemizin eğitimi okul öncesinden üniversiteye kadar temel eğitim bilimleri ve bilimsellikten uzak olduğu yapılan bütün ulusal ve uluslararası sınavlar ile tespitlidir. Öğrencilerin temel eğitimden, ortaöğretimden matematik, fen, sosyal bilim, dil, proje, eleştirel ve bilimsel düşünce düzeyi hazır olarak gelmesi, üniversitelerin bunları geliştirip ilerletmesi önemli bulunuyor. Eğitim niteliği için öğretmen kalitesi çok önemlidir. Sorunu temelden çözmek için Eğitim Fakültelerinin eğitim niteliği merkezi rolde olmalıdır. Bugün örnek Finlandiya modeli nitelikli eğitmene dayanmaktadır. Temel bilimlere ayrıca önem verilmeli. Temel bilimler olmadan araştırma ve teknoloji yapılmayacağı yaşanılarak öğrenildi. İyi bir temel eğitimden sonra fen okuryazarlığının kazanılmadığı hiçbir toplum-ülke araştırmacı yetiştiremez. Gelişmiş toplumların yaratığı farklılığın temelinde temel eğitim ve bilime verdiği önem bulunmaktadır.
Devam edecek…