Sultan bahçede dolanırken rastladığı bahçıvana sorar:

"Bahçıvan efendi, sana emanet ettiğim tay nasıl?"

Ellerini önünde kenetleyip, yarı beline kadar yere eğilen hizmetkar cevap verir;

"Asluhu, neslihu sultanım"

Yani "Aslı neyse, nesli de odur"

"Nasıl yani...Nesi var?"

"Sultanım, asil bir tayın sırtına, sinek, böcek konduğunda bunları kuyruğuyla kovalar; ancak bizim tay adeta bir inek gibi kafasını çevirip ağzıyla sinekleri kovalıyor"

Sultan bunun nedenini öğrenmek için, tayı hediye eden ağa'yı çağırtır ve tay'ın bu davranışının sebebi hakkında bilgi ister.

Tayı hediye eden adam der ki;

"Sultanım, bizim tay doğduktan hemen sonra, annesi öldüğü için, onu ineğe emzirdik.

Böylece meselenin sırrı çözülmüş olur.

Sultan adamlarına emreder;

"Verin bahçıvana fazladan bir kap yemek"

Başka bir zaman Sultan'a güzel görünüşlü, iri bir hindi hediye edilir.

Bir müddet sonra Sultan, bahçıvan'ın yanına varır ve hindiyi sorar;

"Bizim hindi'den ne haber bahçıvan?"

Tay'daki cevabın aynısını alır;

"Aslıhu, neslihu"

Yani "Aslı neyse, nesli de odur"

"Bahçıvan efendi, bunun nesi var?"

Sultanım, asil olan bir hindi öleceği zaman kabarır, ibiği masmavi olunca başlar ötmeğe.

Bizim hindi iyice kabarıyor, ibiği masmavi olup, tam öteceği zaman, kafasını suya daldırıyor..Galiba bunun da soyunda bir bozukluk var"

Sultan işin aslını öğrenmek için, hindiyi hediye eden kişiyi çağırtır.

O kişi, hindi'nin yumurtasını ördeğin altına koyduklarını ve hindinin ördek yavrularıyla birlikte büyüdüğünü anlatır.

Bu meselenin de sırrı böylece anlaşılmış olur.

Ve padişah emreder;

Verin bahçıvan'a fazladan bir kap yemek"

Sultan; güzel bir günün sabahında, bahçede yalnız başına dolanırken bahçıvan gözsüne ilişir ve ona yaklaşarak sorar;

"Bahçıvan efendi, çekinmeden doğruyu söyle, bende de bir sıkıntı var mı?"

Bahçıvan ellerini ovuşturarak; biraz da çekingen bir tavırla aynı cevabı verir;

"Aslıhu, neslihu, Sultanım"

Yani "Aslı neyse, nesli de odur"

"Bende de mi?" diyerek, hemen son demlerini yaşayan annesine koşar;

"Anacığım, inan sana kırılıp küsmem, kızmam da...Bende bir sıkıntı var mı?"

Zaten son demlerini yaşayan annesi; artık oğlunun gerçeği öğrenmesinin zamanı geldiğini düşünerek başlar anlatır;

"Oğul, babanla evlendiğimizde, baban çok yaşlıydı. Ben ise daha 15 yaşında, genç, güzel bir kızdım. Gençliğimin duygularına kapılıp bir hata ettim. Sen bizim sarayın ahçısının oğlusun"

Hakikati öğrenen sultan, bahçıvana seslenir;

"Ey olayların perde arkasından bizlere sırlar sunan değerli insan. Tay ve hindinin durumlarına vakıf oldun anladık..Ama benim durumumu nasıl anladın? Bu nasıl bir bilgeliktir?

"Ey yüce sultanım, bunu anlamaktan daha kolay ne var? Benim bildiğim sultanlar ödül verirken 'verin bir kese altın' der. Sen ise 'verin fazladan bir kap yemek" diyorsun"

***

Asalet önemlidir...

Nesiller aslına çeker.