Türk askeri Çanakkale'de Dünya ecdadına diz çöktürürken tarihler 1915'i gösteriyordu.
Bizim Adanalı'lar savaş esnasında bir bayırda konuşlanarak siperlerine küçük mavi bir plaket takmışlardı.
Bu onların düşman askerleri karşısında birbirlerini tanıyıp, kamufle olabilmeleri adına dahiyane bir fikirdi.
Adanalı'lar akıl almaz bir şekilde gizlenip usul usul düşman askerlerini öldürüyor, sonrasında da öldürdükleri askerleri, onlara nazire yaparcasına düşman askerlerine doğru atıyorlardı.
Bir süre sonra yüzlerce askerlerini esrarengiz bir şekilde kaybeden Anzak ve İngilizler Adanalı'ların savaştıkları bayır boyunca siperlerinde mavi plaketin bulunduğu bu askerlerin, olağanüstü şekilde kendi askerlerini öldürerek, kendilerine gözdağı verdiğini fark edince şok oldular.
Hal böyle iken, Adana'lı askerlerin bulunduğu sipere yaklaşmaya korkan düşman;
"O tarafa sakın gitmeyin, onlar Tanrı'nın adamları" diyerek geri çekilmeye başladılar.
O gün, Bin'e yakın Adanalı asker kahramanca şehit olmuştu.
Buna dayanarak, bayırın adı "Adana Bayırı" olarak anılmaya başlanmıştı.
Bu efsane de yıllar boyunca konuşulmuştu.
Dilden dile anlatılarak "Tanrının adamları" sözü günümüze kadar geldi.
Aradan geçen yıllar boyunca (Hıristiyanlar'caTanrı değil Allah kelimesi kullanıldığından "Adanalı'lar Allahın adamları" şeklinde uyarlandı.
Çanakkale dolaylarında İl ismiyle anılan ilk ve tek yer olarak tarihe geçer.
Türkiye Devleti'nin kurulmasında önemli bir yeri olan Çanakkale Savaşı'nın kazanılmasında "Conk Bayırı ve Arı Burnu" kadar "Adana Bayırı" da önem taşır.
Şimdilerde o efsanevi hikayeyi yamaçlarında gizleyen bu yer, unutulmaya yüz tutan ve zaman zaman ziyaretçilerinin kendisini hatırladığı köhne bir mekan.
"Adanalı'yık, Allahın Adamıyık" 900 Adanalı yiğidin kanı ile yazılmış bir kahramanlık destanıdır.
İngiltere Başbakanı Winston Churchill'in daha sonra "Samimi İtiraf'larında"Mustafa Kemal ve Türkler için söylediği şu sözlerde bu kahraman Adanalılar'ın payını unutmamak lazım;
"Şu anda mağlubiyeti bütün damarlarımda hissetmekteyim.
Çok üzgünüm...
O zaman çok umutluydum... Bir gün öncesi'ne kadar 'Çanakkale bizimdir' diyordum.
Çünkü bu savaşı kazanmak için, parayı, cephaneyi, her şeyi hesaplamıştım.
Tabloya bakarsanız hepsinde çok üstündük..
Mutlaka yenecektik.
Yalnız bir şeyi hesaba katmamışız.
Mustafa Kemal'i.
Bağrımda İngiliz gururu olmasa Türkleri alnından öpmek, onları ayakta alkışlamak isterdim"
Dünya'nın ve rakiplerimizin övgü yazdırdığı "Çanakkale Zaferi"ni ve bu zaferin kumandanı Gazi Mustafa Kemal'i Çanakkale Zaferi'nin kutlandığı 18 Mart'ta anmayan, ya da küçümseyen ve kendini Türk zanneden zavallılara benim söyleyecek hiç bir sözüm yok...
Onlara ancak; bu zafere Dünya'nın ve rakiplerimizin duyduğu saygı örneklerini gösterebilirim.