Yarın 6 Şubat..

Canımızdan can gittiği ve hatta canımızın tamamını yitirdiğimiz, asla hatırlamak istemediğimiz "kara gün."

Merkez üssü Kahramanmaraş olan depremde ülke olarak yıkıldık..

-Malatya'da yıkıldık,

-Adıyaman'da yıkıldık,

-Hatay'da yıkıldık,

-Osmaniye'de yıkıldık,

-Gaziantep'te yıkıldık,

-Adana'da yıkıldık.

Sımsıkı sarıldık birbirimize.. Göçük altında kalan canlarımıza yetişmek, onları oradan çıkarmak için tüm olanaksızlıklara aldırmadan;

-Bir olduk,

-Birlikte olduk,

-Balta olduk,

-Kürek olduk,

-Keser olduk,

-Keski olduk,

-Güç olduk,

-Nefes olduk,

-Umut olduk,

-Elimizden hiçbirşey gelmeyince, o canlarımıza IŞIK olmak İstedik.. İstedik istemesine de maalesef bir OT'a yaramadık, ya-ra-ya-ma-dık.

Bizler hiçbirşey yapamamanın acısını tüm uzuvlarımızda hissederken, o canlarımız dayanılması çok zor olan soğukta, karanlık dehlizlerde yapayalnız ve kimsesizdiler.. Onlara sahip çıkması gerekenler tam "üç gün boyunca.. Evet evet tam koca üç gün boyunca" oralarda yoktular, aralarda GAYBolup gittiler..

Attıkları zaman mangaldaki külleri Antartika'ya kadar üfürmekte mahir olan güruh, bugün hala büyük bir pişkinlikle konuşuyor.. Utanmadan, sıkılmadan, arlanmadan, hicap duymadan AHKAM kesiyor, ke-se-bi-li'yor.

İç yakan çok acı, çok umarsız bu durum bana "sadrazam sopası" kadar koyuyor arkadaş,

Kahroluyorum arkadaş,

Küçülüyorum arkadaş,

Tükeniyorum arkadaş,

Tiksiniyorum arkadaş,

Ve ve ve;

İNSANLIĞIMDAN UTANIYORUM ARKADAŞ.

.........

Evet, yarın 6 Şubat..

Asla hatırlamak istemediğim "kara gün."

Ellerimiz uzanamadı canlarımıza..

"Kayıp gittiler, göçtüler."

O "kara günde" birşey yapamadık.. Fakaaaaat o "kara günden" sonra her gün, her saat, her dakika yitirdiğimiz canlarımıza "duaların en güzelini" yollamaya devam edip, bir OT'a yaradığımızı hissederek, yaşamaya (!) devam edeceğiz.