Taşına, toprağına kurban olduğum Adana'm "kalkınmada öncü ve öncelikli şehirler" sıralamasında 16.sıradaymış...
12 demiştim...
Yanılmışım... Bir kez değil, bir milyar bir kez ÖZÜR dilerim.
16'lara düşmüşüz...
"Veri vericiler" bunun böyle olduğunu söylüyor...
Şekvan olabilirmi?
"VERİ" böyle... "Eli mecbur, gönlü kırık, kendi bitik" şekilde kabulleniyor, gerisin geri gidiyorsunuz...
Utanılacak, kahrolunacak, hicap duyulacak durumda olduğumuz kesin.
........
Neden böyleyiz?
Müsebbip kim?
Bizi telafisi asla mümkün olmayan hatalara zorlayan, bizi BİZ olma noktasından noksanlıklarla dolu noktalara getiren "ana unsur" nedir?
Söyleyeyim;
Boş bakmamız,
Boş tutmamız,
Boş takılmamız,
Boş anlamamız,
Uyuya kalmamız,
Bomboş işlerle uğraşmayı HUY edinmemiz,
Burnumuzun ucunu göremeyecek kadar körleşebilmemiz.
..........
18 yılda 87 fabrikamız kapandı.
Çukobirligimizi kaybettik,
Milli Mensucatımızı gayb'a yolladık,
Paktaşımız kayıp gitti elimizden,
Sümerbankımızı "sürgün" eyledik,
Tekel Fabrikamızı kefensiz gömdük,
Havaalanımızı elimizden almanın hesaplarında olanlara hiçbirşey söylemedik, söy-le-ye-me-dik.
"TRT neyinize" diyenlere
"höl höl" baktık,
Bizi radyomuzdan eden efendilere (!) anlayacakları dilden konuşma cesaretinde bulunamadık.
Canım ülkem, Kurtuluş Savaşı'nda mücadele ederken,
Yeni Adana Gazetesi vardı...
O zorlu şartlarda yayınını sürdürdü, bu coğrafyada nefes alan canlarımıza NEFES oldu, IŞIK oldu, GÜÇ oldu, YOL oldu, YOLDAŞ oldu, CAN oldu...
Yakın zamanda bağıra, çağıra yok olup gitti Yeni Adana Gazetemiz...
"Tükeniyorum" dedi, duymadık.
"Ölüyorum" dedi görmedik.
Oysa 'O' hepimize dokunmuş, sahiplenmiş, EL vermişti...
Bizler, bizlere uzanan o EL'e
"EL GİBİ" baktık.
........
Bugün bile Adana'da çıkan gazetelerimize "bu FODUL anlayışla" bakıyoruz...
Kelam'ın velhasılısı;
"16.sıralara kadar düşmüşsek,
Müsebbibi uzakta aramayıp, aynaya bakacağız aynaya."
.........
Vekillerimiz var.
Niyetleri iyi,
Çare arıyorlar,
Çırpınıyorlar.
Yeter mi?
Yetiyor mu?
Yetmiyor, yetemiyor.
STK'larımız var...
Onlar da iyi niyetli.
Başarmak, yukarılara doğru tırmanmak için iyi niyet taşıyor olmak KAFİ gelmiyor ki...
Bu noktada önemli ve özel olan husus neyi, ne zaman, nereye kadar "hükümlü" kılacağınızı
bilmeniz, görmeniz, gözlemlerinizi çok sağlam temeller üzerine İNŞA etmenizdir.
Bugünkü tabloda bunun böyle olduğuna inanan, inanmak isteyen Allah kulu var mı?
Bence yok.
Olabilir mi?
Keşke olsa, olabilse.
.........
Yaptırımcı bakanlığı rüyamızda bile görmedik, göremedik...
"Hal ve gidiş" bu yönde seyrederken, yani; halimiz ahvalimiz "hem yetim, hem öksüz" kalmışken;
Kurbanı olduğum Adana'm, turabı olduğum Adanalım GAYB'a gidiyor.
Yapacak birşey yok.
"Yapacak birini bulamamışsan."