Ülkemizde son yıllarda gıda fiyatlarının, yıllık TÜFE oranlarının üzerinde arttığına tanıklık ediyoruz. Nitekim, 2020 ekim rakamlarında da aynı durum tekrarlanmıştır. Yıllık TÜFE oranı % 12,66 artar iken, gıda ve alkolsüz içeceklerdeki artış oranı % 13,07 olarak gerçekleşmiştir.Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde gıda fiyatları çok önemlidir. Çünkü, toplumun büyük kısmını oluşturan dar gelirlilerin, toplam harcamalarının % 70'e yakın kısmı gıda harcamalarına gitmektedir. Burada yaşanacak yüksek oranlı artışlar, değinilen kesimin memnuniyet derecesini olumsuz etkilemekte, siyasi tercihlerin radikal şekilde değişmesine neden olmaktadır. Bu nedenle, siyasi iktidarların, bu kalemdeki fiyat artışlarını ciddiye almalarını öneririm. Yaşı ellinin üzerinde olanlar,tarımsal üretimi kendisine yeterli dünyadaki yedi ülkeden birisi olmakla övünen ülke olduğumuzu hatırlayacaklardır. 1986 yılına kadar Çukurova'nın en verimli topraklarının yer aldığı bir köyde ailesi ile birlikte çiftçilik yapan birisi olarak, ülkemizdeki yüksek enflasyonun ana sebebinin tarım olmasının şaşkınlığını yaşadığımı belirtmek istiyorum. Peki niçin gıda fiyatları yıllık tüfe oranlarının üzerinde artmaktadır?

Bu sorunun; üretim yetersizliği ve dağıtım kanallarındaki yapıdan kaynaklandığı biliyoruz. Ana neden olan tüketimin, üretimden fazla artması gerçeğini irdelemeye başlayalım. Peşinen söyleyelim ki tüketim artışı, ülkemizdeki genel refah düzeyinin artmasıyla, kişilerin daha fazla tarım ürünü tüketmesinden kaynaklanmamaktadır. Böyle olsaydı insanlarımızın daha iyi beslendiğini kabul eder, hep birlikte sevinirdik. Ne yazık ki tüketim artışı, ülkemizde yaşayan insan sayısının hızlı artışından ileri gelmektedir. 2000 yılında Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında yaşayan insan sayısı 67.803.027 iken 2019 yılında bu rakamın 83.154.997 kişiye yükseldiği görülmektedir. Yaklaşık 20 yıldaki 15.351.970 kişilik artış, Yunanistan dahil orta büyüklükte olduğu kabul edilen ülkelerin toplam nüfusundan fazladır. Hemen belirteyim ki bu satırların yazarı, nüfus artışına karşı olan birisi değildir. İyi beslenen, sağlıklı, çağa uygun eğitim almış, modern, meslek ve iş sahibi olmak şartı ile nüfus artışını desteklemektedir. Nüfus artışının sorun yaratması, artan gıda talebinin yurt içerisinde yeterince yerli üretimle karşılanamamasından ileri gelmektedir. Son yıllarda hükümetlerin, artan talebi karşılamak amacıyla, yurt dışından, gıda satın alınması için yaptığı girişimlerin başarısız olduğuna hepimiz şahitlik etmekteyiz. Özellikle et fiyatlarının aşırı yükseldiği dönemlerde, çözüm olacağı düşünülen ithalata baş vurulmuş, kısa süreli fiyat düşüşlerinin ardından, fiyatların hızla tırmandığı gözlemlenmiştir.Aynı şekilde, buğday, süt, peynir, ceviz, saman gibi aklımıza gelecek tüm gıda ürünlerinin ithalatı için gerekli izin ve özellikle vergi teşviklerin verilmesine rağmen fiyat artışlarının önüne geçilememektedir.

Sorunun kaynağı olduğunu düşündüğüm yerli üretim yetersizliği ve dağıtım kanallarındaki fiyatı artıran yapının incelenmesi, yöresel ve ülke düzeyinde çözüm üretilmesi hayati önem taşımaktadır. Bu konulara diğer yazılarımda değinmek üzere hoşça kalın.

Saygılarımla