Gazete mutfağının en güzel çalışma alanı sayfa sekreterliğidir.
Dizgi servisinde başlayan serüvenin uzun süresini spor sayfa sekreterliğinde geçirmiş kişi olarak, görünmez spor adamları ile güzel günlerim geçti.
Çukobirlikspor’un şaşalı döneminde Hasan Baysaler, Ergüven Mekezli, Ünsal Firikçi, futbol alanında Marko Valok, Tamer Güney, Gündüz Tekin Onay ve Doğan Emültay, Coşkun Özarı idollerim olmuştu.
Hepsini rahmetle anıyorum.
Adana’ya spor alanında iz bıraktılar.
Tanıdığım için mutluyum.
Tanımadan yad ile andıklarımda var.
Futbol oynayanların eskiden en büyük hayali kahvehane açmaktı.
Şimdi çağ değişti. Futbol oynarken, akademisyenliğe veya insanlarla daha iyi yol seçenlerde vardı.
Ünlü olmayı bir kenara itip, insanlık için çalıştılar ve unutulmazlar arasına isimlerini yazdırdılar.
Futbolculuk döneminde Yedikule'nin unutulmazları arasında yer alan merhum Metin Kurt, sevenleri tarafından yâd ediliyor. Lakabı kanatlarda çizgiye yakın oynadığı için 'Çizgi Metin'di. Sahada ve hayattaki duruşuysa 'çizgi dışı'ydı. Futbolculuğunda da sonrasında da hep emeğin yanındaydı. Hem kendisinin, hem de takım arkadaşlarının haklarını savundu, başkaldırdı, sistemle barışık kalmadı. Sisteme karşı "Futbol borsada değil, arsada güzel" diyerek dik duruş sergileyen yeşil sahaların son 'sol açığı' Metin Kurt, 24 Ağustos 2012'de İstanbul Yedikule'de 64 yaşında hayatını kaybetti.
Futbol camiasında sendikalaşma hareketinin öncülerinden olan yıldız futbolcu, Profesyonel Futbolcular Derneği (PFD), Amatör Futbolcular Derneği (AFD), Spor Emekçileri Sendikası (SPOR-SEN), Devrimci Spor Emekçileri Sendikası (SPOR EMEK-SEN) meslek örgütlerinin kurucuları arasında yer aldı.
"Halka yakın olmak için kanatta oynuyorum" sözleriyle hatırlanan Metin Kurt, sosyalist kimliğiyle ve sol politik duruşuyla kalplere yerleşti.
15 Mart 1948'de Kırklareli'de dünyaya geldi.
Futbol hayatına İzmir'in Altay kulübünde başladı. 1967 yılında transfer olduğu Tamer Güney yönetimindeki PTT'deki performansıyla Milli Takım'a çağrıldı.
1970 yılında Galatasaray ile sözleşme imzaladı. Sarı-kırmızı formayla sergilediği performansıyla dönemin önemli yıldızlarından biri oldu.
Futbol alanında ilk sendikal faaliyetleri başlatan Metin Kurt, bu gerekçeyle Galatasaray'da kadro dışı bırakıldı.
1976 yılında Kayserispor'a transfer oldu, 3 yıl sonra 31 yaşında futbol hayatını burada noktaladı.
Metin Kurt, Profesyonel Futbolcular Derneği (PFD) ve Amatör Futbolcular Derneği (AFD) kurucuları arasında yer aldı. Eser Özaltındere'nin İstanbul başkanlığını yaptığı, Beşiktaş sorumlusunun Mehmet Ekşi, Trabzon sorumlusunun ise Şenol Güneş olduğu AFD, 12 Eylül 1980 Askeri Darbe sonrası kapatıldı.
28 Aralık 2009 günü Spor Emekçileri Sendikası (SPOR-SEN) ile yeniden sendika hareketine başladı. Kuruluş dilekçesi vererek yasal süreci başlattı ve sendikada çalışmalar yürüttü. Aralık 2010 tarihinde anlaşmazlığa düşerek SPOR-SEN'den ayrıldı.
Hak arama mücadelesini, 2012 yılında hayatını kaybetmeden kısa süre önce kurduğu Devrimci Spor Emekçileri Sendikası (SPOR EMEK-SEN) ile sürdürdü.
Futbolu bırakmasının ardından aralarında Yedikule ve Eyüpspor kulüplerinin de bulunduğu çeşitli takımlarda teknik direktörlük yaptı. 26 kez A Milli, 9 kez 21 yaş altı, 2 kez de 18 yaş altı takımlar olmak üzere toplamda 37 kere Ay-Yıldızlı formayı giydi.
Türkiye Komünist Partisi'nden (TKP) İstanbul milletvekili adayı oldu ancak partisinin barajı geçememesi dolayısıyla seçilemedi.
Gırtlak kanseri nedeniyle İstanbul Samatya Hastanesi'nde bir süre tedavi gören Metin Kurt, kalp yetmezliği nedeniyle 24 Ağustos 2012 Cuma günü saat 11.00 sıralarında aramızdan ayrıldı.
***
Futbol milyonları ilgilendirirken, futbol ile filozofluğu da birlikte yürütenlerde vardı, dünyamızda.
Brezilyalı Socrates’i, 1974 Dünya Kupası’nı kazanan Batı Almanyalı Marksist Paul Breitner’i, Arjantin’li Javier Zanetti’yi, 1980’lerde İngiltere’de maden işçilerinin grevleri sırasında protesto saflarına düzenli olarak katılan eski futbolcu Brian Clough’u diğerlerinden ayıran nedir? Bu futbolcuları özel kılan ise belki de birçok futbolcudan farklı düşünmeleriydi. Hepsinde de aynı ifadeyi görürüz:
-Yaşamanın ve gerçekten başarılı olmanın yolunun kolektif çabadan geçtiğine inandım; herkesin birbiri için çalışmasından, birbirine yardım etmesinden ve günün sonunda payına düşen karşılığı almasından.
Onun için futbol, tam da dediği gibiydi.
-Futbol sahasında güzellik, zaferlerden daha önemlidir.-
Peki şimdiki topçular böyle mi ?