Texas City Limanı’ndaki devasa yangın kıyı şeridi boyunca devam ederken, büyük bir kalabalık da yangını izlemek için toplanmıştı.En sonunda nitrat patlama eşiğine ulaştı ve muazzam bir gürültü eşliğinde patladı. Liman genelinde büyük tahribat ve hasar meydana gelmişti. Patlama, Texas kıyı şeridinden 160 kilometre uzaklıktan tespit edilebilen bir dalga yarattı. Ayrıca patlamanın etkisiyle karada bin kadar bina yerle bir oldu. Patlamanın etkisi bu kadarla da sınırlı kalmamıştı. Monsanto Chemical Company tesisine kadar ulaşan ve burayı da etkisi altına alan yangın, deniz kıyısındaki rafinerilerin ve kimyasal tankların da yanmasına neden oldu. Kilometrelerce uzaklıktaki camlar, patlamanın şiddetiyle tuzla buz oldu ve 6 bin tonun üzerinde gemi çeliği havaya uçtu.

***

Tüm Texas City itfaiyesi olaya müdahale edebilmek için seferber oldu; içlerinde 28 kişilik gönüllü itfaiye ekipleri de mevcuttu. Patlamayla birlikte, mürettebat dahil 567 kişi hayatını kaybetti. Gönüllü itfaiye ekibinden bir kişi hariç herkes yangınla mücadele ettikleri sırada rıhtımdaki ilk patlamayla birlikte ölmüşlerdi. Patlamadan yaklaşık 15 saat sonra ise High Flyer gemisi patladı, yangın onun yakınlarındaki SS Wilson B. Keene gemisini yıktı ve bu süreçte iki kişi daha hayatını kaybetti. High Flyer gemisindeki patlamayla birlikte pervanelerden biri de havaya uçmuş ve bir mil uzağa fırlamıştı. Şimdilerde o pervane bir anıt parkta sergileniyor.

Bu facianın neden yaşandığı, ilk yangının niye çıktığı hiçbir zaman belirlenemedi. Mürettebattan biri geminin içinde sigara içmiş ve izmaritini yükün yakınlarına fırlatmış olabilirdi ki, bu ihtimalin gerçekleşme olasılığı çok yüksekti. Neyin sebep olduğu bilinmese de sonucun bir felakete sebep olduğu gün gibi ortadaydı.

Texas City faciası Amerika tarihinin en ölümcül endüstriyel kazalarından biri olarak tarihe geçti. Patlamada hayatını kaybedenlerin 405’inin kimliği belirlenebilmiş ancak geri kalan 63’ü tanınmayacak hâle geldiğinden kim oldukları tespit edilememişti. Ayrıca 113 kişi kayıp olarak bildirildi, çünkü arama çalışmalarında öldüklerini ispatlayacak kadar vücut parçası bulunamamıştı. Aileler bu yaşananların ardından Amerikan Hükümetine dava açtı; 100 milyon dolar değerinde hasar oluştu. Beş yüzün üzerinde ev yıkıldı, yüzlercesi hasar gördü ve 2 binin üzerinde kişi evsiz kaldı. Facianın yaralarını sarmak için bağış toplamak üzere insanlar seferber olmuş, pek çok ünlü ismin katıldığı kampanyalar düzenlenmişti. Tabii, böylesi büyük ölçekli bir olayın üstesinden gelmek kolay olmadı.

Gördüğünüz gibi aradan seneler geçmesine rağmen hâlâ akıllarda kalan bir felaket bu…

***

Ülkemizde yaşanan iş kazaları ise gerek tecrübesizlikten, gerek cehaletten, gerekse iş bilmeyenlerden ama en çok da liyakatsizlikten kaynaklanıyor. Özellikle büyük sanayi işletmelerinde güvenlik önlemleri maksat iş yerini bulsun diye yani göstermelik oluyor. Sözüm ona yasalara, kitabına ve talimatlara uygun dört dörtlük yürütülüyor..

İş güvenliği, işçi sağlığı, önce emniyet, her şeyden önce insan sağlığı zırvalıklarının hepsi boş!

Hem de bomboş…

Neden mi?

Şöyle ki; İşe yeni başlayanlara tulumlar giydirilir. Baretler, eldivenler verilir ve hadi işbaşına denir. Sonra; 10, bilemediniz 15 dakika kadar takım elbiseli bir iş güvenliği uzmanı tarafından toplantı yapılır ve yallah işbaşına. E daha ne yapsınlar diyebilirsiniz. Öyle değil işte. İşveren, tecrübesiz işçileri direkt ağır işlere yönlendiriyor, eskiler ise ‘O yeni bir keklik düştü. İşim biraz hafifleyecek’ der ve kaçınılmaz sona zemin hazırlar.

En küçük bir iş kazasından sonra, ‘Valla efendim, biz talimatlara uyduk ve gereken her şeyi yaptık’ derler.

  1. hataları, kusurları vardır ama hep örtbas edilir.

Maalesef olan hep işçiye ve geride bıraktığı gariban ailesine olur. Sadece bugüne has bir özellik değil bu. Çook uzun süredir yasalar, kanunlar vs. nedense hep işverenden yana olduğundan…

Göstermelik bir soruşturma açılır, aralarından bir (O da göstermelik) kurban seçilir ve her şey kaldığı yerden devam eder. Düzen, kanun, sistem hep mi böyle işler? Hay ben sizin düzeninize…

Anlamıyorum! Anlayamıyorum!