Sayın Başkan bir kur hedeflerinin olmadığını, ancak, kurlarda aşırı oynaklık yaşanması durumunda müdahale edeceklerini söylemiştir. Bunun anlamı, döviz kurlarına “yapay fiyat” oluşturacak şekilde müdahale edilmeyeceği, devlet dışı aktörlerin manipüle etmesine ise izin verilmeyeceğidir. Bu çok doğru bir karardır. Ekonominin düzgün işlemesi için hayati derecede önemlidir. 

Yazılarımı düzenli takip eden okurlarım, bir önceki yazımda T.C. Merkez Bankası Başkanı Sayın Hafize Gaye ERKAN’ın, enflasyon görünüm raporunda verdiği mesajları irdelediğimi hatırlayacaklardır. Değinilen raporda, bir gazete yazısına sığmayacak kadar mesaj verilmiştir. Bunların bir kısmı hayatımızı çok kısa zamanda ciddi şekilde etkileyecektir. Bunların en önemlilerinden birisi olan döviz kurları konusuna, bu günkü yazımda değinmek istiyorum.

Sayın Başkan bir kur hedeflerinin olmadığını, ancak, kurlarda aşırı oynaklık yaşanması durumunda müdahale edeceklerini söylemiştir. Bunun anlamı, döviz kurlarına “yapay fiyat” oluşturacak şekilde müdahale edilmeyeceği, devlet dışı aktörlerin manipüle etmesine ise izin verilmeyeceğidir. Bu çok doğru bir karardır. Ekonominin düzgün işlemesi için hayati derecede önemlidir. 

Zira, 2018 yılından itibaren, T.C. Merkez Bankası veya diğer kamu kuruluşları, düzenli döviz satmak suretiyle, kurları olması gerekenden daha düşük tutmaya çalışmıştır. Bu yanlış kararı enflasyonun yükselme eğilimine girmesine rağmen, faizleri düşürme hamlesi izlemiştir. Değinilen bu uygulama ile ilk önce T.C. Merkez Bankası’nın döviz rezervleri erimiş, ardından, dış ticaret açığı artmış, ödemeler dengesi ve cari açığın yükselmesi ile eş zamanlı vatandaşın döviz yükselecek diye dövize hücum etmesi, döviz talebini patlatmıştır. Kurlarda aşırı yükselme riski, döviz kurlarının kademeli artışına müsaade edilmek ve Kur Korumalı Mevduata yüksek faiz + kur farkı garantisi verilmek suretiyle durdurulmaya çalışılmaktadır. Bunun bedelini, vergi ve zam olarak özellikle orta ve dar gelirli kesim bu günlerde ödemektedir.

Türkiye’nin döviz kurları konusunda ne yapmaması gerektiğini, yukarıdaki paragrafta anlatılan yanlışların yeterince öğretici olduğunu düşünüyorum. Peki bizim için hayati derecede önemli hale gelen döviz kurlarının, sağlıklı bir şekilde serbest piyasada oluşması için neler yapmalıyız? Bu sorunun cevabı, iktisat fakültelerinde bir dönem ders olarak okutulacak kadar çok değişkeni bünyesinde barındırmaktadır.Enflasyonu gerçekçi bir şekilde hesaplayarak, “politika faizini” enflasyonun 5 puan üzerine çıkarmak suretiyle işe başlayabiliriz. Ardından, Kur Korumalı Mevduatta devasa rakamlara ulaşan paranın, Türk Lirası cinsinden Devlet Tahvili, Hazine Bonosu ve Banka Mevduatına yönelmesini (dövize kaymasını önleyecek) sağlayacak tedbirleri almalıyız. Yabancıları ülkemizde ileri teknoloji içeren, ihracat potansiyeli yüksek ürünlerin üretildiği yeni fabrikalar kurmaya teşvik edebiliriz. Yerli sanayinin, tarımın ve turizm sektörünün, döviz kazandırma potansiyelini artırmak için vergi muafiyeti, arsa tahsisi, ucuz faizli ve uzun vadeli krediler ile desteklendiği bir ekonomi modeli oluşturabiliriz.

Yukarıdaki değinilenlerin yapılması halinde, ithalata dayalı tüketim ekonomisinden, ihracat ve döviz kazandırıcı üretim ekonomi modeline geçilecek, ihtiyacımız olan döviz, yüksek faiz ödemeden elde edilecektir. Doğal olarak, döviz kurları sağlıklı bir şekilde serbest piyasada oluşacak, enflasyon, işsizlik ve hayat pahalılığı makul bir düzeye inecektir.      

Saygılarımla,