Sanat ve sanatçı kavramı çok özel, çok başka, çok farklı, çok donanımlı ve çok vasıflı olmalıdır.

"Sanatçı olunmaz doğulur" demişler.

-O kadar doğru ki,

-O kadar dolu ki,

-Ve o kadar anlamlı ki.

......

Yukarıda belirttim...

Sanatı bilmek, sanatçı olmak bizim ülkemizde çok ucuzlatılmış.

Sanata hangi yönden bakarsanız bakın, gerçeği değiştiremiyor,

kahroluyorsunuz.

Bu hassas ve kritik ortam karmaşasında "müzik alanına" değineceğim.

-Adam, ya da madam...

İki türkü ezberliyor, kendini bu ülkenin en kaliteli, en kariyerli sanatçılarıyla bir görecek kadar soytarılaşıyor.

-Adam, ya da madam...

Hasbelkader üç şarkı ezberliyor, "Münir Nurettin Selçuk'tan ne farkım var?" diyebilecek kadar adileşiyor.

-Kimsiniz ulan siz?

-Size bu hakkı, bu haddi kim veriyor ulan?

-Karga'nın sesi bile sizlerden daha "usturuplu" ulan.

-Eşek bile sizden daha "kaideli anırır" ulan.

Türk Halk Müziği, özellikle de Türk Sanat Müziği'nden "Kainatın ölçüsü kadar" uzakta olduğunuzu kabul edin ve susun artık ulan.

Her fırsatta bu gerçeği "yüksek sesle" dillendiriyorum. Fakaaaaat...

Meselede şöyle bir gerçek daha var.

-Eşekler gibi anırmayı şarkı- türkü söylemek sanan bazı soytarılar, bu asil mesleğe ciğerinden bağlı, elleri öpülesi sanatçılardan çok daha fazla ünlü (!) kazançları da çok daha fazla.

Nota, usul, name bilmek hiç önemli değil onlar için.

"Çalsın sazlar, oynasın kazlar."

Onlardaki (!) kafa bu.

Ses..

-Anır gitsin.

Saz..

-Uyulsa ne olur uyulmasa ne olur.

Kaide..

-O kim?

Ezber..

-Kim bakar, kim takar.

Hakimiyet..

-Araki bulasın.

......

İki tür insan var.

Birisinin gözüne bakarsın, ne demek istediğini anlar.

Ötekine; "Senden bir OT olmaz" dersin, pişmiş kelle misali sırıtır.

Sanattan, sanatçıdan "zerre kadar" anlamayan kofzottiriklere;

"YUH olsun."

Onları sanatçı sanıp, dinleyenlere de;

"TUH olsun."