Yazımın ilk bölümde dediğim gibi; bazı meslek grupları gerçekten can sıkıcıdır. Çoğu insan iş stresinden, ciddiyetten ve disiplinden olsa gerek bazen bunalır ve kendilerini yakışmayacak ya da beklenmeyecek durumlara sokabilir.

Kişiyi anlamayan, ne olduğunu bilmeyen yakın çevresi ise; ‘Ne güzel işin var. Neden kendini bu kadar zor duruma düşürüyorsun? Senin aldığın maaşı ben alsam şimdiye evim de olurdu, arabam da, bankada param da!” der. Olayın içyüzü bilmeden konuşulur. Bunları da çok duyuyoruz.

7/24 esasına göre her an tetikte, hazır kıta bekleyen bazı çalışanlar; en çok da ailesine, sevdiklerine, eş-dost, hısım-akrabasına vakit ayıramamaktan muzdarip.

Bir örnek ver mesela diyebilirsiniz…

Hemen küçük bir örnek vereyim;

***

Geçtiğimiz gün öğle vakti, haberden iş yerime dönüyorum. Metroya bindim ve hemen arkamda oturan bir polis memurunun telefon konuşmasına kulak misafiri oldum. Karşısındakinin eşi olduğunu sonradan anladığım bu sohbet, ileriki dakikalarda garip bir hal aldı.

Konuşmalar sırasında şöyle bir diyalog geçti;

Polis Memuru: Akşam misafir olduğunu ben de biliyorum. Biz davet ettik ve çok ayıp olacak bunu da biliyorum. Ama görev çıktı, ne yapabilirim?

Polis Eşi: Ama bu kaç oldu. Ben şimdi ne diyeceğim? Valla çok ayıp olacak!

Polis Memuru: Ne yapabilirim? Şimdi amirime, ‘Efendim bu akşam misafirlerim var. O yüzden benim yerime başka bir arkadaş göreve gitse olur mu?’ diyeyim.

Polis Eşi: Tamam o zaman, yapacak bir şey yok. Ben bir şekilde idare ederim. Ama bak bu sefer gerçekten küsecekler. Bari hafta sonu için randevulaşalım.

Polis Memuru: Evet bu sefer gerçekten küsecekler. Haklılar da... Hafta sonu için nasıl söz verelim? Baksana bugün için de sözleşmiştik ama olmadı. Daha haftanın başındayız. Bırak hafta sonunu, yarını hatta 1 saat ötesine bile söz veremem ki!

Polis Eşi: Bana söyler misin lütfen, en son ne zaman yemeğe çıktık ya da en son nereye gittik? Hatırlıyor musun?

Memur bey biraz düşündü ve “Vallahi hatırlamıyorum. Ne desen haklısın. Ama senin kocan bir polis… Elimden bir şey gelmez. Ben istemez miyim ailecek şöyle güzel bir gün geçirmeyi! Söyle bana, ben şimdi ne yapayım? Yoksa yerden göğe kadar halksın”

Polis Eşi: Evet sende haklısın, işin bu. Seni daha fazla üzmeyim. Eve gelince görüşürüz. Hadi sana kolay gelsin.

***

Şimdi bana, ‘Bu nasıl kulak misafirliği böyle kardeşim?’ Diyebilir, hatta beni laf dinlemekle suçlayabilirsiniz. Ama gerçekten bu konuşmalar, yüzünü dahi görmediğim memur beyle aramda yaklaşık 30 santim mesafede cereyan eden bir mecburiyetti. Yani ister istemez bütün konuşmaları olduğu gibi canlı yayınla dinledim. Bunun gibi niceleri…

Doktorlar, hemşireler, askerler, basın emekçileri, güvenlik görevlileri vs… Kamu çalışanlarının maalesef hayatı hemen, hemen böyle.

Para kazanmak, ev geçindirmek hiç kolay değil. Mesleği gereği sevdiklerine vakit ayıramayan, onlarla dilediği gibi ilgilenemeyen çok insan var.

Biraz empati kuracak olursanız; tıpkı polis memuru, doktorlar, hemşireler, askerler, basın emekçileri gibi herkesin ailesi, çocukları, eşi-dostu var. O yüzden bazı durumlarda ona göre davranırsak daha iyi olur diye düşünüyorum.

Unutmayalım; ‘Onların da bir hayatı var!’