Bir işe değer katarsan, bunun karşılığını alırsın. Yetiştirdiğin bambuyu düşün, elbet bir sıçrama noktasına ulaşacaksın. Bence bunun için çabalamaya kesinlikle değer.
İşte tüm bunlara, güzel örnekler….
ASLAN DOĞURMAK . . .
Hayvanlar bir gün 'kim daha çok çocuk doğurabilir?' diye çekişmeye başlarlar.
Hep birlikte dişi aslana gidip danışırlar.
'Sen kaç çocuk doğurabiliyorsun? ' diye sormuşlar aslana…
'Bir.' diye yanıtlar dişi aslan. 'Fakat ben, aslan doğururum!' >
DERSIMIZ; NITELIK, NICELIKTEN ÖNEMLIDIR !
YENGEÇ İLE ANNESİ . . .
'Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum?' diye sorar, anne yengeç çocuğuna. 'Düzgün yürüsene ! ' der. 'Pekala anne' der çocuk.
'Sen önümden düzgün yürü, ben seni takip ederim! '
DERSİMİZ; HAREKETLER, SÖZLERDEN ÖNDE GELİR !...
KAZLAR VE TURNALAR . . .
Kazlar ve turnalar bir gün aynı tarlada yiyecek ararlarken, birden yanlarına
yaklaşmaya çalışan avcıyı fark ederler...
Turnalar daha çevik ve hafif oldukları için hemen uçarlar.
Oysa kazlar, ağır hareket ettikleri için avcıdan kurtulamazlar.
DERSIMIZ; YAKALANANLAR, HER ZAMAN SUÇLU OLANLAR DEĞİLDİR!. ..
FARELERİN TOPLANTISI . . .
Bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden kurtulma planları yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul görmez.
En sonunda genç bir fare, kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu öneri fareler tarafından alkışlarla onaylanır. Bu arada bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirtir. 'Fakat' der, 'Kafamı bir soru kurcalıyor. Çanı kedinin boynuna KİM asacak ???'
DERSIMIZ; İYİ BIR PLAN YAPMAK AYRI, O PLANI GERÇEKLEŞTIRMEK AYRIDIR !...
ASLAN, KOYUN, KURT VE TİLKİ . . .
Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve nefesinin kokup kokmadığını sorar. 'Evet !' diye yanıtlar koyun. Aslan bu yanıta kızar ve koyunu oracıkta parçalar. Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar. 'Hayır !!!' diye yanıtlar Kurt, korkudan. Ancak o da yağcılık yaptığı için aslanın öfkesinden kurtulamaz…
Sıra Tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar.
Tilkinin yanıtı şöyle olur;
-'Üzgünüm, üşütmüşüm biraz, o yüzden burnum koku almıyor !'
DERSiMiZ; AKILLI KİŞİ, TEHLİKELi DURUMLARDA KONUŞMAZ !!!*
İnsanlar FELSEFE yi;
* Çocukken MASAL'lardan,
* Büyüyünce KiTAP'lardan,
* İhtiyarlayınca da, arkalarında kalan YAŞAM'larından öğrenirler!
Örnek: “Masanın üstündeki kırık cetveli bana uzattı.”
“Dünyanın en lezzetli yemeklerini annem yapar.”
“Son model arabasıyla yanımıza geldi.”
“Başındaki pembe şapka herkesin dikkatini çekti.”
“Bozuk parası olan var mı?“
Yukarıdaki cümlelerde Betimlemeci kelimelere dikkat edilirse, hepsi niteleme sıfatı olarak görev yapmaktadır. Ve bu nitel anlamlı (nitelik bildiren) kelimelerin hepsi, isimlere sorulan “Nasıl?” sorusunun cevabıdır. “Nasıl cetvel?” sorusuna “kırık” diye verdiğimiz cevaplar, birer nitel anlam örneğidir. Fakat bu kelimelerin, ölçülemeyen kavramları karşıladığı göz ardı edilmemelidir. Lezzetin, pembenin, son modelin sayısı, ölçüsü, miktarı yoktur.
Nicelik
TDK , nicelik terimini “bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu, kemiyet, miktar, kantite” olarak tanımlamaktadır. Yani nicel anlam, “kavramların sayılabilen, ölçülebilen, azalıp çoğalabilen özelliklerini gösteren sözcükler” olarak açıklanabilir. Nicel anlam, bir varlığın miktarını veya sayısını gösterir. Nitel anlamın tersine, nicelik ifadesi bir ölçü bildirir ve sayılabilen bir değeri ifade eder.
Örnek: “Okulumuzun karşısına yüksek binalar yapıldı.”
“Kumsalda masamızı kuracak sert bir zemin arıyorduk.”
“Üzerinde çok dar bir pantolon vardı.”
“Sırtında çok ağır bir çanta ile yürüyordu.”
“Bu soğukta kalın elbiselerle bile üşüyorum.”
SON SÖZ: ‘’ KULLANIM AMACINA GÖRE HEM NİCEL, HEM NİTEL DURUMLARA İHTİYAÇ VARDIR.’’