"Çiftçilerimizin günü kutlu olsun" dedi birileri..

Olmayan mesele için ben o "sözde günü" kutlamam, kut-la-ya-mam.

Çünkü;

-Yaşananlar,

-yaşatılanlar,

-yaşayanlar,

-çekilen ezalar,

-o ezaları çektirenler, tüm transpanlıklarıyla ortada değil, ortalıklarda arz-ı endamlar ettiklerini unutup, bu "ucube anlayışta" o-la-bi-li-yor-lar...

Bunu gururla (!) seslendirken de hiç utanmıyor, hiç sıkılmıyor ve hiç Allah'tan korkmuyorlar..

PES yani.

-Be ey arkadaş, sizin günlerini kutladığınız çiftçilerimizin "çile dolu, azap dolu" günlerinin nasıl geçtiğinden haberiniz yok mu?

-Zehir soluduklarından haberiniz yokmu?

-Ziraat Bankası'ndan aldıkları kredileri ödeyemedikleri için, donlarına varana dek icralık olduklarından haberiniz yokmu?

-Nefes alamaz duruma düştüklerinden haberiniz yokmu?

-Ektikleri ürünlerinin "beş para etmez" hale dönüşmesi yüzünden "önce rezil, sonra da rüsva" hale geldiklerinden haberiniz yokmu?

-Ürünlerini toplattıları işçilere verecek paralarının olmamasından ötürü başka bankaların kapılarını aşındırdıklarından haberiniz yokmu?

Durum böyleyken, adamlara bakıyorsunuz;

"Sular seller kadar rahat..

"Ülkenin dört bir yanını gezin" dersem eksik olacak..

Ülkenin dört milyon yanını dolaşıp, çiftçilerimize;

"Haliniz nicedir?" diye sorun..

Size yakın olan "bir avuç tuzu kuru çiftçiler" dışında, birisi

"Halimiz hallicedir" derse, di-ye-bi-lir-se;

"Turabınız olmazsam şerefsizim."

......

-Çiftçiler günüymüşşş..

Kutlu olsunmuşşşşş..

-Sizler sayesinde "olamayanlar" durumuna düşen elleri öpülesi çiftçilerimiz;

"Neylesin günüüüüü,

neylesin bayramı be kardeşim."