Kadınlarımıza gereken saygı, sevgi, itibar, incelik ve nezaketi bir türlü gösteremeyen topluma sahibiz. Gelenek, görenek ve âdetlerimizde kadınlarımız baş tacımızdır. Öyle de olması gerekir. Unutmayalım ki hepimizi doğuran, büyüten ve bugünlerimize gelmemizde başrol oynayan kadınlarımız yani annelerimizdir.
Ama gelin görün ki o örf, adet gelenek ve göreneklere ne kadar uyuyoruz? Hiç…
Kadınlarımız nedense ikinci hatta üçüncü planda yer alır. Bazense maalesef yokmuşlar gibi davranılıyor!
Yılda 1 ya da iki kez kadınlarımızın, annelerimizin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlar, daha sonra da eziyete, zulme kaldığımız yerden devam ederiz.
Kadınlarımızın en kıymetli olduğu günler; Anneler Günü ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’dür O da anlayana…
Bir de doğum günleri, Sevgililer Günü, evlilik yıldönümleri gibi senede bir kıymet bilenlerimiz de yok değil. O da şahsi, yani kişiye özel olanlardır. Tabii bu durum şanslı olan kadınlar için geçerli.
***
Genel anlamda önyargılarımız sebebiyle, çoğumuz güç ve iktidarın erkeklere has özellikler olduğunu düşünürüz. Bu nasıl bir sistemse, böyle gelmiş böyle gitmekte. Koltuk sevdalısı erkek yöneticiler hasta da olsa, yürüyemez halde de olsa koltuğum da koltuğum der.
Vantuz gibi o koltuklara yapışılır ve ölünceye kadar kalkmayı bilmezler. Yetkisi, etkisi, itibarı vs. gidecek diye ödleri kopan ve bu uğurda koltuğunda bile can veren erkek yöneticilerle dolu memleketimiz.
Özellikte siyaset arenasında birçok örneği olan bu yapışkangiller, 250 yıl ömürleri olsa dahi yine de koltuklarından kalkmazlar. Seçilerek ya da atanarak göreve gelen sayın yetkili, sadece bizim ülkemize has bir tavır olan gereksiz ve aşırı saygıyı, itibarı, hürmeti, ikramı, şatafatı, ihtişamı kaybetmemek için ellerinden geleni yaparlar.
E tabi, tamamen menfaat ve çıkar uğruna olan bu düzen, böyle devam ettiği sürece…
Gözü görmez, kulağı duymaz, elleri-kolları tutmaz, hatta yürüyemez halde olsalar da yine koltuk da koltuk diyenlerden yılmadınız mı?
Her şeyleri kendileri mi bilir?
Her konuda mı tecrübesi, bilgisi olur?
Bu nedir arkadaş!
Kadınlara, gençlere neden fırsat verilmiyor?
Neden önleri açılmıyor?
Bir türlü anlamayız.
Ülkemizde sadece bir kadın isim Başbakanlık yapmış. O isim de; Tansu Çiller...
Ha bir de Türk siyasetinde kendine yer bulmayı başaran ve hatırı sayılır bir kitlesi olan Meral Akşener var.
Başka?
Benim bildiğim veya hatırladığım biri yok.
Ya sizlerin var mı?
***
Gerçi fazla haksızlık etmek istemem. Yukarıda vermiş olduğum örnekler birçok ülkede uygulanmakta. Yani dünya genelinde bir erkek hegemonyası hâkim. Bunu kabullenmek gerek.
Lakin önemli olan benim yaşadığım topraklar.
O yüzden ben isterim ki; kadınlarımızın, gençlerimizin daha çok sesi çıksın. Seçme ve seçilme haklarını sonuna kadar kullansın. Bunamış, hali kalmamış ey yetkili; şu koltukları bırakın artık. Gençlerimize ve kadınlarımıza devredin. Açın şu gençlerin önünü. Sizlerden ve sizin gibilerden yıldık, usandık, bıktık!
Bakın EYT’de çıktı.
Emekli olmayı hiç mi düşünmüyorsunuz?
Sizin aileniz, çoluğunuz-çocuğunuz, torununuz yok mu?
Biraz da onlara vakit ayırın.
Bırakın şu koltuk sevdasını!