Covid-19 çıktı çıkalı, dünyayı kasıp kavuruyor. Etkilemediği kurum, kuruluş ve ülke kalmadı. Yepyeni bir dünya düzeni ile karşı karşıyayız. Piyasalardan, iş hayatına, ekonomiden eğitime, tarımdan sanayiye, sağlıktan toplumsal yaşama, spordan kültür faaliyetlerine, hukuktan adalete kadar uzanan düzlemde, her şeyi etkiledi, etkilemeye de devam ediyor. Nereye kadar süreceği de belli değil… İlaç sanayi, Tıp dünyası, bilim insanları bu sorunla nasıl baş edilebileceği konusunda, olağan üstü çaba sarf ediyor, gece gündüz demeden çalışıyorlar…

Dış dünyada da komşularımızla sorun yaşıyoruz. Hem de şöyle böyle değil, çok ciddi sorunlar…Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan durumu da tamamen farklı bir konumda… Etrafımız, adeta sorunlarla kuşatılmış durumda… Son Azerbaycan Ermenistan savaşı da, bizi çok yakından ilgilendirmektedir. Yani, cephe üstüne, cephe çıkıyor karşımıza… İç dünyamız da ise durum farklı değil, Başta işsizlik, piyasalar, ekonomideki gelişmeler, döviz deki artışlar, üretim daralmaları, sağlıktaki gelişmeler gibi hayati konular varken, nereden çıktı bu Divan-ı Ali olayı? İç de ve dış da, bu kadar önemli olaylar cereyan ederken, hatta durup dururken, tam da TBMM’nin açılış gününde… Sırası mıydı bu söylemin? Neden çıktı? Ya da çıkarıldı? Bu kadar acil olan ne? Bu kadar önemli olan ne? Tüm mevzuların önüne geçecek kadar önemli mi? Acil mi? Anlamak mümkün değil…

Demokrasiyi hazmetmiş, içselleştirmiş, demokrasiden feyz almış kişi ve kesimleri, ‘’ Yok artık’’ diye tepki verdikleri bu söylemin amacı ne? Devlet Bahçeli ‘KUVVETLER AYRILIĞI’ prensibinden vaz mı geçiyor acaba? Anayasa Mahkemesini, bağımlı hale mi getirmek istiyor.? Demokrasinin ve özgürlüklerin, hak, hukuk ve adalet kavramlarının olmazsa olmazı, ‘YASAMA-YÜRÜTME ve YARGININ’ birbirinden tamamen ayrı olmasına, son mu verilmek isteniyor? Kuvvetler ayrılığı yerine, ‘KUVVETLER BİRLİĞİ’ konumunu oluşturmak ve tüm yetkilerle, inisiyatifi, tek elde mi toplamak istiyorlar…??? Cevabını bekleyen sorular bunlar. Dünyanın hiçbir yerinde, demokrasinin olmazsa olmazından vazgeçilmez, aksine ‘YASAMA, YÜRÜTME, YARGI’ güncellenip, daha da etkin, daha da kuvvetli duruma getirilmeye çalışılırken, bizim ülkemiz de neler oluyor? Takdir, kamuoyunundur. Takdir, vatandaşlarındır… Gelelim, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin Anayasa Mahkemesi'nin yeniden yapılanması ve Divan-ı Ali (Yüce Divan) benzeri bir yapılanmaya geçilmesi gerektiği yorumuna… Haliyle Divan-ı Ali'nin ne olduğu merak edilir oldu. Osmanlıda bir kurum olan, Divan-ı Ali nedir? Divan-ı Ali ne demektir? Divan-ı Âlinin yapılanmasının farkı nedir? Belgeler, bilgiler ışığında, işte siz değerli okurlarımla paylaşacağım hususlar…

Divan-ı Ali; Bakanları, Yargıtay, Danıştay üyelerini ve Cumhuriyet Başsavcısını, görevlerinden doğacak suçlardan ötürü yargılamak için, Yargıtay'la Danıştay üyelerinden kurulan olağanüstü mahkeme, ‘YÜCE DİVAN’ anlamına gelmektedir.

DİVAN-I ALİ NEDİR?

1876 Kanun-ı Esasisi’n de bu kurum, Divan-ı Ali adını taşımaktaydı. Kanunu Esasisi’nin 31. maddesine göre, gerek duyulduğu zamanlarda ve padişah iradesiyle toplanırdı. “İtham dairesi” ve ‘hüküm divanı” adlı iki ayrı organdan ve 30 üyeden oluşmaktaydı (madde 92). 10 üyesi Ayan’dan, 10 üyesi Şura-yı Devlet'ten ( Osmanlı Devletinde, günümüzde ki Danıştay’a karşılık gelen, Yüksek Yargı kurumudur.1868-1922 yılları arasında görev yapmıştır. Şura-yı Devlet, 2. Mahmut tarafından 1837 yılında kurulmuş olan, Meclis-i Vâlây-ı Ahkâmı Adliye adındaki, Yüksek Mahkemeye dayanır), 10 üyesi de ‘TEMYİZ’ ve ‘İSTİNAT’ mahkemelerinden kurayla seçilirdi. Her 10 üyeden üçü, bir araya gelerek, 9 kişilik ‘İTHAM DAİRESİNİ’ oluşturur, bu daire, dava edilen yüksek düzeyli görevlinin, yargılanmasına gerek olup olmadığına karar verirdi. Öteki üyelerden oluşan, ’HÜKÜM DİVANI’ ise, yargılama işini yürütürdü.

DİVAN-I ÂLİ'DEN ANAYASA MAHKEMESİ'NE…

1924 Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda da yer alan Divan-ı Ali, 61. madde ile icra vekillerini (bakanlar), Danıştay ve Yargıtay başkanlarıyla üyelerini, cumhuriyet başsavcısını yargılayacak biçimde yeniden düzenlendi; divanı oluşturma yetkisi, 67. madde ile TBMM’ye verildi. Divan-ı Ali için Temyiz Mahkemesi'nden (Yargıtay) 11, Şura-yı Devlet’ten (Danıştay) de 10 olmak üzere, 21 üye seçilir, bunlardan 15'i asil üye, 6'sı yedek üye görevi görürdü.

FARK NE?

Divan-ı Ali ya da Divan-ı Saltanat, Anadolu Selçuklularında, bütün memleket işlerini yönetildiği ‘BÜYÜK DİVAN’A’ deniyordu. Osmanlı'da ise, üst düzey yetkilileri yargılamak amacıyla, Sultan'ın emriyle kurulan ‘YÜCE DİVAN’IN‘ adıydı.

Divanı Ali, 1924 Anayasası'nda, 1945 yılında yapılan düzenleme ile "YÜCE DİVAN" adını aldı.

Ardından, bu yapının görevleri, 1961 Anayasası(madde 147) ve 1982 Anayasası(madde 148) a ‘YÜCE DİVAN’ sıfatı, ‘ANAYASA MAHKEMESİ’ AYM olarak anılmaya başlandı…

SON SÖZ: ’’HARCI ADALET OLMAYAN BİR CEMİYETİN BİNASI, ÇÜRÜKTÜR.UFAK BİR SARSINTI İLE YIKILIR.’’