1) Bir kafese 5 maymun kapatılmış, üzerlerinde bir deneme yapmak için. Ortaya bir merdiven koymuşlar, tepeye de bir hevenk muz asmışlar. Ne zaman bir maymun muzlara tırmanmaya kalksa, bir bakıcı dışarıdan tazyikli soğuk su sıkıyormuş üstüne. Her maymun, sırayla denemiş ve her biri de, bu yolla cezalandırılmış, engellenmiş.
Bu noktadan itibaren, maymunların ‘sosyal yöne’ devreye girmiş. Artık hangi maymun muzlara hamle yapsa, diğerleri onu engelliyormuş. (Herhalde kendileri de cezalandırılacak diye.)
(2) İkinci safhada, bu sefer, maymunlardan birini dışarı çıkarıp, yerine yeni bir maymun koymuşlar.
Tabii ki yeni gelen maymunun ilk işi (soğuk su cezasını bilmediği için), muzlara uzanmak olmuş. Fakat bu kez, diğer 4 maymun, çaylağı engelleyip bir güzel dövmüşler.
(3) Üçüncü safhada, bir ıslak maymun daha çıkarılıp, yerine ikinci bir çaylak maymun koyulmuş. Bu maymun da muzlara hamle yapmış, bu maymun da dayak yemiş.
Peki, ikinci çaylak maymuna en büyük tepkiyi gösteren, en istekle dayak atan kim olmuş? İlk çaylak maymun, yani su cezasını bilmeyen, ıslaklardan dayak yiyen ilk çaylak...
(4) Dördüncü safhada, ıslak maymunlardan üçüncüsü de dışarı çıkarılıp, yerine üçüncü bir çaylak alınmış. Aynı şey, muza hamle ve bir güzel dayak. Bu safhada, ilk iki çaylak en son geleni niye engellediklerini ve niye dövdüklerini bilmeden dövmektedir artık.
(5) Son olarak, kalan 2 ‘ıslak’ maymun da yenileriyle, iki yeni çaylakla değiştirilir. Onlar da ritüel dayaklarını yedikten sonra... durum şöyledir:
Kafeste 5 maymun, tepelerinde asılı bir hevenk muza hiç bakmadan, hiç heveslenmeden oturmaktadır. Ancak bu 5 maymun da ‘soğuk su cezasını’ yaşamamıştır yani aslında birbirlerini engellemeleri, dövmeleri için sebep yoktur.
Ama ‘toplum’ bir kural koymuş, bir düzen kurulmuş, bireyler de bu düzeni sorgulayamadıkları için, yasaklara uymaktadırlar.
Toplumsal değişmeyi etkileyen faktörler nelerdir?
Toplumu oluşturan 3 öge nedir?
Bunlar: “Dil”, “Düşünce” ve “Kültür” dür. Bu üç unsur olmadan hiçbir ilişkinin kurulması mümkün değildir. Doğal süreç içerisinde oluşan diller toplum ürünleridir. Toplumu oluşturan bireylerin düşünme, görme ve varlık dünyası ile karşılıklı ilişkilerinde “dil oluşturma becerileri” oluşmuştur.
Toplumsal hayat, düzen gerektirir. Düzen kurallarla sağlanır. Bu kurallar uyumlu, adaletli ve huzurlu yaşamın temel unsurudur. Toplumda herkes istediği gibi davranırsa karmaşa çıkar; toplum hayatı çekilmez olur. Toplum huzuru için kurallara uymak her vatandaşın görevidir.
*Toplum, kuralları uzun denemelerin sonunda ortaya çıkmıştır. Bir ırmağın yüzyıllar içinde kendi yatağını bulması gibi, kurallar da yüzyıllardır birlikte yaşayan insanların edindiği birikimlerdir.
*Bu kurallar toplumun sağlıklı işleyişi, barış ve huzuru için temeldir. Doğru ve yanlışı, olumlu ve olumsuzu belirleyerek, bireylere yol göstererek düzeni sağlarlar.
*Toplumun düzeni için var olan kurallara uymalı ve onları korumalıyız. Bu şekilde hareket ederek düzenli bir toplum hayatına katkı sağlamış oluruz.
Ancak, birde şartlı refleks gibi, ‘Öğrenilmiş Çaresizlik’ durumu var. Bu durumda, kimse toplumsal kuralları sorgulayamaz…!!! Ne söylenirse, ortaya ne konursa, kayıtsız şartsız kabul edilir.
Başarısızlık sendromu ve öğrenilmiş çaresizlik sendromu, kişinin sonuca ulaşamaması durumunda sonucu değiştirmeyeceğine karşı oluşan ruh halidir.
Kazanılmış başarısızlık sendromu veya öğrenilmiş çaresizlik sendromu, kişinin göstermiş olduğu tepkilerin sonuca ulaşmaması durumunda, sonucu değiştiremeyeceğine karşı oluşan inanç ile gelen bir ruh hali durumudur. Kişi eğer çok sayıda başarısızlık yaşadıysa; tekrar denese de, nasıl olsa olayların kontrolünün kendisinde olmadığını, başarıya ulaşamayacağını düşünerek adım atmaz.
İnsan hayatında çaresiz kalınan durumlar olması doğaldır. Belli konularda çözüm üretmek güçtür ya da kişi çaresiz kalabilir. Ancak öğrenilmiş çaresizlikte; gerçekten çaresiz olmadığımız halde çaresiz olduğumuzu zannederek, çözmek için bir şey yapmayarak başarısızlığı baştan kabul ederiz.
SON SÖZ: ‘’ HER ÇARESİZLİĞİN BİR ÇARESİ VARDIR.’’