Bizim çocukluluğumuz bunların yapıtlarını okuyarak geçmedi.

Bizler, Kemalettin Tuğcu ve Reşat Gültekin’i okuyarak büyüdük.

Işıklar içine uyusun ‘Adile Naşit’ bizden iki kuşak sonra ‘Kuzucukları’nı bize tanıttı.

Aslında biz masal dinlemeyi ve anlatmayı seven bir toplumuz.

Günümüz, şu günlerde zaten masal dinlemekle geçiyor.

Büyüklerimiz anlatıyor, biz dinliyoruz.

İyi ki, Google (Amca-teyze) var.

Dünyanın ünlü iki masalcısını şöyle tanıtıyor;

-Andersen’den masallar.

Danimarka'da yaygın olarak kullanılan bir deyim. ‘ Neşeli Günler' filmindeki ‘Ziya’ gibilerden bahsederken söylenir. Biliyorsunuz, filmde ‘Ziya’ rolündeki Şener Şen olayları abartılı şekilde anlatmaktadır.

Hans Christian Andersen 2 Nisan 1805 yılında Danimarka Odense'de dünyaya geldi. Danimarka'nın en tanınmış yazarı olan Andersen aynı zamanda dünyanın en büyük masalcılarından biridir. Babası ayakkabı tamircisiydi.

Parmak Kız'dan Kurşun Asker'e İnsanın güce olan zaafını, önyargısını, dinmeyen özgürlük arayışını masallaştıran Andersen'in dünyasında, adaletsizlik ve umut hep yan yana yürür. “Masallar sevdalısı” şair Behçet Necatigil'in Türkçe'sinden, insanlar ve kavramlar üzerine verimli sohbetlere olanak sağlayacak bir derleme.

Andersen, tüm dünyanın tanıdığı Danimarkalı masal yazarıdır. Odense'de doğdu. Kopenhag Kral Tiyatrosunun dans bölümüne girdi. 'Can Çekişen Çocuk' adlı şiiriyle tanındı.

Toplamda 156 adet olan bu masal ve hikâyeler ilkin 1835'te Çocuklar için Masallar adıyla basılmış ve 1842'ye kadar altı cilde ulaşmıştır; bu eseri Yeni Masallar adında yeni bir seri takip etmiştir.

***

Bir masalcı daha;

-Jean de La Fontaine, Fransız şairi (1621-1695). Orman ve Sular idaresi yöneticilerinden birinin oğlu olan La Fontaine, babasının yerine aynı görevi almıştı; görevi ona çok boş zaman bırakıyordu, ama buradan aldığı para geçimine yetmiyordu. O da bu yüzden edebiyata atıldı ve her telden çalmağa başladı: şiir, roman, hikâye, güldürü, opera yazdı.

Yazdığı çeşitli eserler kısa bir süre içinde ona ün kazandırdı (özellikle Rabelais ve Boccaccio tarzında yazdığı Hikâyeler); maliye nazırı Fouquet onu himayesine alıp maaş bağladı. Fouquet gözden düşüp yargılandığı zaman La Fontaine ona sadık kalan birkaç kişiden biri oldu. Kırk yedi yaşında Masallar'mı yayımladı; bunların bazıları gözden düşen koruyucusunun başına gelen felâketlerden esinlenmiştir.

La Fontaine kendisinden önce kullanılmış (özellikle Eski Yunanistan'da Aisopos tarafından) bir biçimi benimsedi; genellikle insanların, özellikle çağdaşlarının kusurlarını (kurnazlık, cimrilik, övüngenlik v.b.) daha iyi gülünçleştirmek için kişilerini hayvanlar arasından seçti. Hattâ daha da ileri giderek, birçok masalında topluma da cesaretle el attı ve toplumun gülünç yanlarını, haksızlıklarını göz önüne serdi. Güçlü ya da yoksul oluşunuza göre yargı kararları sizi aklar ya da karalar.

Bütün gülünçlüğüne ve görünüşteki hafifliğine rağmen, eserinin büyük bir bölümü siyasal nitelik taşır. Zaten bu durum Louis XIV'ün de gözünden kaçmamış ve saray kibarlığından yoksun bu şairi Versailles Sarayı'na kabul etmemiştir. Ne var ki, La Fontaine buna pek aldırış etmemiştir, çünkü destekten yoksun değildir. Önce Orleans düşesi, sonra evinde yazarlardan, hekimlerden ve büyük gezginlerden oluşan parlak bir topluluğu bir araya getiren Madame de La Sabliere ona ödenek bağlamıştır. La Fontaine ömrünü zengin bir Protestan bankerin evinde tamamlamıştır.

***

Onlar yıllar önce masallarını anlatmış ve beyaz atlarına binip gitmişler.

Ekranda veya sosyal mecralarında bize öyle masallar anlatıyorlar ki, kendimizden geçiyoruz !

Hele biri öyle güzel anlatıyor, gözleri ışıl ışıl. Ben dinlerken, kendimden geçiyorum.

Bazen tatlı rüyalara dalarak, altı ay-bir sene uyumak için kendimi zorluyorum.

Şükürler olsun, ülkemizde masalcıdan geçilmiyor.

İş bölümü yapmış gibime geliyor.

Çiftçiye biri, öğrencilere bir diğeri, EYT’lilere de ötekisi anlatıyor da anlatıyor.

Her iş koluna ve mesleğe göre masalcılarımız mevcut..

Yumurta olmuş bilmem kaç lira..

Kuru soğan artık katık olmaktan çıkmış, kimin umurunda..

Şükürler olsun !

Hava bedava ya.. Masal dinlemeye devam..