Yol'u "adam gibi" yapabilmişsen,, yani o yol gelişi gidişiyle "rahatsa" yapana, yaptırana, katkı sunana "helal olsun" denir...
Tersi bir durum varsa, yani yaptığın yol, kendine bile yetmiyorsa, kaldırımdan daha küçükse, o yol YOL olmaktan çıkar, "geç geçebilirsen"e dönüşür.
Menderes Bulvarı'ndan sözediyorum...
Birilerinin adına "bulvar" dediği bu güzergahı herkesin bildigi gibi bende çok iyi biliyorum...
Sağınıza Seyhan Gölünü alın, gidebildiniz yere kadar gidin...
Solunuza düşen kaldırım, yoldan daha büyük yapılmışsa, rahat etmeniz pek mümkün olmuyor, olamıyor...
"Nasıl olur" diyenler, alsın eline metresini, atlasın aracına... Aracı yoksa motoruna...
o da yoksa bisikletine;
Yolu da, kaldırımı da ölçsün, gerçeği görsün...
Peki kaldırım nasıl?
Ne ararsanız, neyi ararsanız, kimi sorarsanız orada bulmanız mümkün.
"Ekmek kapısı",
Tamam.
"Geçim kaygısı",
Ona da tamam.
Alın teri akıtarak ekmegini kazanana saygım sonsuz.
"Sıkıntı yok."
İyi de kardeşim, yolun araçlara yetmeme meselesi nasıl çözülecek?
Ne vakit çözülecek?
........
Adnan Menderes'e
BULVAR diyorlar...
"Hadi oradan."
Sözkonusu güzergahın, sözü edilen unvan ile taçlanabilmesi için, sözünü ettiğim devasa kaldırımın yarısından çoğunu traşlayıp, yolu büyütmek şart.
Varmı böyle birşey?
Olabildimi?
Olabilirmi?
Hepsinin cevabı;
HAYIR olarak verilir.
O zaman BULVAR'ı bırakıp, KULVAR'a geçeceksin ki;
"işin ehli" desinler...
O da yoksa;
Birileri sana "elleme o işi" demez de neyler?
Benim dediğim gibi.