Bugün 5 Aralık.

Kadın Hakları Günü.

Bu özel, kıymetli, değerli, manalı, güzel, anlamlı, müstesna günü "caneşlerimiz kadınlarımıza" armağan eden kişi, yeri doldurulamaz başkomutanımız, Türk'ün ATA'sı, eşsiz lider Mustafa Kemal Atatürk'tür.

Nurlarda uyusun.

........

-Atatürk, kadınlarımıza bu hakkı neden verdi?

-Kendi ayakları üzerinde durmaları, ezilmemeleri, eğilmemeleri ve haklarını aramaları için!

-ATA'mızın kadınlarımıza armağan ettiği bu HAK'kın hakkını veriyormuyuz?

-Elf kere hayır!

-Kadınlarımıza olması gereken kıymeti, sevgiyi, şefkati ve anlayışı gösteriyormuyuz?

-Mit elf kere hayır!

-Ne yapıyoruz?

"İstisnalar kaideyi bozmaz" diyerek, neler yaptığımızı utanarak, kahrolarak, ufalarak ifade edeyim;

-Hırpalıyoruz,

-Sarsıyoruz,

-Kırıyoruz,

-Dövüyoruz,

-Sövüyoruz,

-Hakir görüyoruz,

-Üzerlerine "kuma" getirecek kadar şerefsizleşiyoruz,

-Onlara "çocuk fabrikası" anlayışıyla bakıyoruz,

-Allah'tan korkmadan "yaşamlarına SON veriyoruz."

Bunu yapınca, erkek (!) sayılıyor, adam (!) oluyoruz öylemi?

Bu "kof tavrı" gösterince kendimizi insan (!) yerine koyuyoruz öylemi?

Bizi BİZ yapan, kolumuz, kanadımız, umudumuz, namusumuz, masumumuz olan, bize evlat veren "can eşlerimize" bunu yapmakla İT gibi hareket ettigimizi söyleyeceğim;

İT'e ayıp olacak.

"Yaptığımızı çakal, sırtlan, akbaba yapmaz" diyeceğim,

çakala, sırtlana, akbabaya saygısızlık olacak.

"Bu hassas meseleye dana gibi bakıp, öküz gibi davranıyoruz" diyeceğim,

dana ve öküzü GAYB'a göndermiş olurum!

"İT'e, çakala, sırtlana, danaya, öküze, akbabaya kurban olalım" diyerek, NOKTA'yı koymak sanırım en doğrusu olacak!