Kağıt Bardak
Hayatta alınacak o kadar çok ders var ki; her birini anlatmaya kalksak, günler haftalar yetmez.
Çocukluk, ergenlik, gençlik hayatımızdan tutun, olgunluk dönemimiz, yaşlılık, ihtiyarlık dönemimiz dahil, son nefesimize kadar, muhakkak ki ders alınacak olaylar meydana gelmektedir. Çünkü, yaşamın bizatihi kendisi, bir okuldur. KAĞIT BARDAK kıssası da buna güzel bir örnektir.
Eski bir bakandan bir konferansta konuşma yapması istenmişti….
Elinde kağıt kahve bardağı ile kürsüye çıktı ve konuşmasına başladı.
Ama kafasının başka yerde olduğu, sanki her halinden anlaşılıyordu.
Daha bir iki cümle söylemiş iken durdu, kahve bardağından bir yudum aldı ve sonra bir süre bardağı kaldırıp baktı. Derin bir nefes aldı ve;
-Biliyor musunuz ne düşünüyorum? diye sordu.
Bu konferansta geçen yıl da, hem de aynı kürsüde konuşmuştum.
Tek bir fark vardı; o zaman hala Bakanlık görevim sürüyordu.
Buraya gelirken bana business class bileti alınmıştı,
hava alanında beni bir limuzin ve eskort araba bekliyordu.
Beni önce bir otele götürmüşlerdi.
Otel müdürü beni otelin kapısında karşılamış ve kral dairesine çıkarmıştı.
Ertesi sabah lobide benim odadan inişimi bekleyen bir heyet vardı.
Beni yine aynı limuzinle, bu salona getirmişlerdi.
Özel bir kapıdan içeri almışlardı.
Çok şık bir bekleme odasında konferansı beklerken, porselen bir bardakta kahve ikram etmişlerdi. Sonra da beni salona aldılar ve en ön sırada ayrılan yerime geçmiştim.
Eski bakan derin bir nefes aldı, seyircilere gülerek bir süre baktı ve devam etti:
Fakat bu yıl karşınızda bir bakan olarak bulunmuyorum."
Bir an durdu ve sonra: Dün buraya kendi ödediğim uçak bileti ile uçtum.
Beni hava alanında kimse karşılamadı. Otele taksi ile geldim.
Kendi odama kendim çıktım. Bu sabah buraya otelden yine taksi ile geldim.
Kapıdan girerken güvenlikten geçtim, hüviyetimi alıp listede olup, olmadığından emin olmadan salona almadılar bile.
Sonra da bulabildiğim yerde oturdum. Canım kahve istedi ve görevliye sordum;
bana, dışarıda kahve makinesi olduğunu söyledi. Ben de çıktım ve şu gördüğünüz kağıt bardağa kahveyi kendim doldurdum.’’
Seyirci gülmeye başlamıştı.
Sanıyorum geçen yıl porselen bardak bana sunulmamıştı. Makamıma sunulmuştu.
Benim asıl bardağım işte bu.
Konuşmanın bu noktasında gülüp alkışlayan seyircilere kahve bardağını kaldırıp gösterdi.
Alkışlar bitince de şunları söyledi;
Size verebileceğim en iyi ders bu işte!.
Bütün o övgüler, hizmetler, avantajlar rütbeniz, rolünüz, makamınız içindir.
Size ait değildir. Ve bir gün makamınızı kaybettiğinizde ve görevinizi bitirdiğinizde
porselen bardağınızı halefinize verirler.
Çünkü, aslında hep layık olduğunuz kağıt bardaktır!...
▪Simon Sinek'in 'Liderler en son yer ' kitabından alıntıdıdır.
David Herbert Lawrence demiş ki ;
"Hiçbir şey için “ benimdir “ deme. Yalnızca şimdilik “benimle “ de.
Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne eş, ne yaşam, ne ölüm, ne huzur,
ne de keder, her zaman seninle kalmaz.’’
Aşık Noksani, Kara Karıncayı Gece Gören Var Şiirinde şöyle der:
‘’Hakkın toprağında mülküm var deme,
Dam ile harmanda hakkım var deme,
Güçlüyüm, kuvvetliyim, mevkiim var, arkam deme,
İnsanı sırt üstü yere vuran var,
Kara karıncayı gece gören var.’’
Ne yazık ki, günümüzde şartlar, değerler, kavramlar o kadar değişti ki; artık tüm ilişkilerin temelinde çıkar var, menfaat var. Toplumda % 90’ a yakın bir oranda, maalesefki durum böyle..
SON SÖZ.’’ ‘’Güvenme insanların samimiyetine,
Menfaatleri için gelirler vecde,
Vaad etmeseydi Allah cenneti,
O’na bile etmezlerdi secde’’ * M.Akif Ersoy*