Kadına yönelik her türlü şiddet, olumsuz davranış, aşağılama insan olma onurunu zedeleyen, insanlığın geleceğini karartan onursuz bir davranıştır. Kadın cinayetleri, toplum vicdanını yaralayan olayların başında geliyor. Her yıl çok sayıda kadın, cinayete kurban gidiyor. Bu cinayetlerde failler çoğunlukla kadınların eşi, ayrıldığı eşi, kimi zaman da baba veya kardeş gibi aile bireylerinden biri. Tanımadığı kişilerce ya da faili meçhul saldırılarda öldürülen kadınlar da var. Ancak bütün bunların yanında sevgili, eski sevgili ya da flört teklifini reddettiği kişinin saldırısında öldürülen kadın sayısı da çok fazla. Şiddet denildiği zaman ister istemez akla ilk gelen şiddet uygulayan kimsenin ruh hali oluyor. Ruh sağlığı yerinde olan bir kimse, normal koşullarda ne şiddet yanlısı olur, ne de şiddet uygular. Şiddet, her şeyden önce bir “güç” gösterisidir. Şiddet uygulayan, karşı tarafa kendi gücünü hissettirmek istemiştir. Bizim kültürümüzde güçlü, “muktedir”dir. Yani bir şeyleri başarmaya, yapmaya, gerçekleştirmeye gücü yeten kişidir. Peki neden kadına şiddet? Son yıllarda artan kadına şiddetin sebebi işsizlik mi, ekonomik sorunlar mı, kıskançlık mı, yoksa reddedilme duygusu mu? Kadına şiddetin hiçbir sebebi, açıklaması ya da bahanesi olamaz, olmamalı da. Her ne şartlar altında olursa olsun kadınlara olabildiğince olgun, sabırlı, kibar ve dürüst davranmalıyız. Kendinden fizik olarak kat kat kuvvetli olan erkeklerin, yanında çaresizce baka kaldığı kadına güç kullanması kabul edilemez. Maalesef ülkemizde kadına şiddetin önüne geçilemiyor.
Sizlerle Polis Akademisi Başkanlığı tarafından hazırlanan, Türkiye’de son üç yılın kadın cinayetine kurban giden kadınların raporunu paylaşmak istiyorum. Polis Akademisi Başkanlığı akademisyenlerinin hazırladığı ve 46 sayfadan oluşan raporda, dikkati çeken istatistikler yer alıyor.
Rapora göre, Türkiye'de son 3 yılda 932 kadın cinayete kurban gitti. En çok cinayet İstanbul, Ankara ve İzmir'de işlenirken, faillerin ve maktullerin yüzde 46'sının ilkokul mezunu olduğu belirlendi.
Kadın cinayetlerinin yarısından fazlası ateşli silahlarla gerçekleşti. Bu silahların yüzde 83'ünün ruhsatsız olduğu belirlendi. Bu rakamı yüzde 31,9 ile kesici ve delici aletler takip etti.
Kadın cinayetlerinin 72,8'i konut ve metruk binalarda, yüzde 15'i ise sokak ortasında işlendi.
Cinayete kurban giden kadınların yaş ortalamaları ise her yaşta kadının hedef alındığını ortaya koydu.
Rapordaki verilere göre, cinayete kurban giden her dört kadından biri 26-35 yaş aralığındayken, son 3 yıldaki cinayetlerde en yaşlı kurban 88, en genci ise henüz bir yaşına bile basmamış bir bebek oldu.
Rapora göre, kadın cinayetleri en çok Cuma günleri işlendi. Perşembe ve Pazartesi takip eden günler olurken, Eylül ve Aralık ise kadın cinayetlerinin en yoğun işlendiği aylar olarak raporda öne çıktı.
Rakamlara bakıldığında kadın cinayetlerini önlemek için aile içi şiddetle mücadele ederken, kadınlara yönelik bir de sevgili ya da diğer isimlendirmesiyle flört şiddeti mi artıyor sorusu akıllara geliyor. Bunun önüne nasıl geçilebilir? Umarım önümüzdeki yıllarda, hem Türkiye’de, hem de dünya genelinde, gerekli politikaların uygulanması sonucunda kadına yönelik şiddetin giderek azalıp sona ermesi sağlanır...