Katar’ın tüm dünyadaki ekonomik faaliyetleri arasında, Türkiye de önemli bir nokta. Ancak buradaki sorun şu; Katar ülkemize yatırım yapmıyor.

Elimizde olan, kendi tırnaklarımızla ülke olarak çok uzun yıllarda kurduğumuz şirketleri satın alıyor ve bu şirketlerin ne kadara satıldığı artık ülkemizde açıklanmadığı için bilmiyoruz.

Örneğin; dünya devi bir firma ülkemize fabrika açarsa, bu iş imkânı yaratacak istihdam oluşturacaktır. O zaman bunu destekler ve bir başarı olarak görebiliriz. Fakat bizim ülkemizde fabrika kurmak yerine AVM’leri, limanlarımızı ve üretim merkezlerimizi sadece satın alıyorlar. Hatta bazı ortaklılara para bile vermedikleri medyanın gündemine oturdu. Bu riskli hareketler umarız uzun vadede daha büyük ekonomik sorunlar doğurmaz!

Tüm dünya Katar’ın parasal gücünden bir şeyler kapmak istiyor, ama Avrupa devletleri bu pastadaki paylarını çok daha emin adımlarla alıyor gibi görünüyor.

Bizdeki soru; neden Katar sorusu değil, neden sadece Katar sorusudur ve neden yapılan satışların rakamlarının açıklanmadığı sorusu!

Biz tekrar Katar’a dönemlim…

***

1971 yılına kadar İngiltere’ye bağlı olan ülkede, hala İngilizlerin çok güçlü bir etkisi var.

Öyle ki, eğer İngilizceniz yoksa Katar’da işiniz zor demektir. Katar Kraliyet Ailesi de bu ölçüde İngiliz ekolünde yetişmiştir. Aile üyelerinin neredeyse tamamı İngiltere gibi ülkelerde eğitim görmüşlerdir.

Ülke nüfusunun yüzde 88’ni dışarıdan gelen göçmenler oluşturuyor. Katar’a gidecek olursanız ülkedeki şirketlerinin çoğunun yönetici konumundaki isimlerin Amerikalı ya da Avrupalı olduğunu görürsünüz. Ülkedeki alt seviye işçiler ise çoğunlukla Nepal, Filipinler, Pakistan, Fas, Mısır gibi diğer Müslüman ülkelerden gelen göçmen işçiler.

Tüm bu zenginliklere rağmen Uluslararası Af Örgütü’nün (AI) yaptığı incelemelere göre, ülkedeki işçilerin durumları kölelik seviyesinde. Aşırı derecede fazla çalıştırma, aç bırakma, dinlenememe, aşağılayıcı muameleye maruz kalma nedeniyle işçiler ağır hak ihlallerine uğruyor.

Özellikle ev işçilerinin günde 18 saate varan çalışma saatleri olduğu ve bir çoğunun bugüne kadar 1 gün bile izin yapmadığı kurumlar tarafından vurgulanıyor. Hem de uluslararası örgütlerin yaptığı incelemelere göre ülkedeki işçilerin küçük bir bölümü değil, yüzde 70’i kölelik kıvamında çalışıyor. Son yıllarda Avrupa’nın baskılarıyla işçi standartlarında reformlara gidilse de durum pek de değişmiş değil.

Ayrıca ülke nüfusunun yüzde 80’nin göçmen işçilerden oluşuyor olmasından dolayı, ülkede 100 kadına 329 erkek düşüyor. Katar’da inanılmaz bir erkek fazlalığı var. Bunun ötesinde Katar, kişi başına düşen milli gelirin dünyada en yüksek olduğu ülke. Ortalama bir iş sahibiyseniz Türkiye’de binmeyi hayal bile edemeyeceğiniz araçları rahatlıkla alabilirsiniz.

Ayrıca şu anda dünyanın en güvenli 5 ülkesinden biri Katar’dır. Singapur, İzlanda, Belçika gibi ülkelerle birlikte en güvenli yerlerden olan Katar’ın bu kadar güvenli olmasının sebebi öncelikle yerli halkın çok zengin olması ve alt seviye göçmen işçilerin sosyal hayattan uzak tutularak suçlara karışmaların önlenmesi ve en ufak yanlışlarında hızlı bir şekilde ülkeden gönderilmeleri..

Ülkedeki güvenli ortama bir örnek verecek olursak, AVM’lerinin otoparkında çalışır halde bırakılmış ultra lüks arabaları söyleyebiliriz.

Çok ilginç değil mi?

Nasıl, tam da hayalimizdeki Türkiye!

Neyse bırakalım hayal kurmayı…

Bu arada her zaman, her olayın faktörünün insan olduğunu ve yüzde 100 güvenin imkânsız olacağını yine de belirtmek isterim.

(Devam Edecek…)