Yaşamımdan ne kadar memnunum? Yaşamım ne kadar bana ait? Yaşamımı ne kadar kontrol edebiliyorum? Bana verilen bu hayatı, başkaları mı yaşıyor yoksa? Sevdiklerim, yakınlarım ve birlikte yaşadığım insanlar, benden ne kadar hoşnut? Ya da, ben onlardan? Yaşamımda değiştirmek istediklerim var mı? Yoksa her şey yolunda mı?

Şu an her neredeyseniz, sizden öncelikle arkanıza yaslanmanızı , aldığınız birkaç derin nefesten sonra, dünyanın karmaşasından beş dakika arınmaya çalışarak, zihninizi boşaltmanızı istiyorum. Bu satırlarla baş başa kalmaya ve bu gün kendiniz için, bir şeyler yapmaya hazır mısınız? Demek cevabınız EVET! Bu harika!..

Şimdi son günlerde sizi mutlu etmek için ama sadece sizin için yapılan her hangi bir şeyi hatırlayın! Hatırlayamadınız mı? Sorun değil? O halde kendinizi mutlu etmek için, yalnızca kendiniz için yaptığınız bir şeyi söyleyin.! Görevleriniz, rutin işleriniz ve olması gerekenlerin dışında bir şey olsun…

Yanıtlarınız verirken zorlanıyorsanız, kendinizi ne kadar da ihmal ettiğinizi kolayca anlayabilirsiniz. Evet, ne yazık ki, şu yaşam hengamesi içinde modern insan olma gereklerinin buyruklarıyla ilgilenmekte olan milenyum insanı, kendine karşı ihmalkar, kendi dışındaki her şeyle lüzumundan fazla ilgilidir. Akıp giden hayatın ardından hızla koşarken, kendinden ne kadar da hızla uzaklaştığının farkına varmakta zorlanan milenyum insanı, kendi iç selliğini hatırlamayacak kadar meşguldür! Öyle ki, modern dünyanın gürültüsünden, kalbinin sesini işitemez olmuştur… Kim olduğunu, neyin peşinden koştuğunu anımsamayacak kadar kendine yabancılaşmış, yaşamın anlamıyla ilgili soruları, kendinden önce soran kişi, genellikle bir psikiyatr ya da uzman psikolog olur. Oysa kendimizle ilgilenmek,, bir uzmanla birlikte bu sorular üzerinde konuşmaktan daha kolay, daha keyiflidir.

Yaşamımdan ne kadar memnunum? Yaşamım ne kadar bana ait? Yaşamımı ne kadar kontrol edebiliyorum? Bana verilen bu hayatı, başkaları mı yaşıyor yoksa? Sevdiklerim, yakınlarım ve birlikte yaşadığım insanlar, benden ne kadar hoşnut? Ya ben onlardan? Yaşamımda değiştirmek istediklerim var mı? Yoksa, her şey yolunda mı? Gözlerimi araladığım yeni bir günü karşılarken, o tazeliğin sevincini ta içimde duyumsayabiliyor muyum? Günün sonuna doğru, ölüm meleği ile buluşma vaktim gelmiş olsa, o anı tebessümle karşılayabilir miyim? Bu dünya ile vedalaşmakta zorlanacak mıyım? Yoksa yarım kalmış onlarca işlerim, işyerinde alacağım terfilerin, kırdığım ve özür dilemeyi unuttuğum kalplerin, hiç de sık ‘’seviyorum’’ demediğim sevdiklerimin özlemiyle birlikte derin bir telaş mı düşecek içime? Bilelim ki, ancak güzelce yaşamayı, becerenler, güzelce ölebilir!

Yaşamın bir armağan olduğunu bilenler gibi, bir bebek gülüşü ve çocuk hayreti ile bakabilmeli hayata… Dünyanın dönüşüne heyecanla eşlik edenlerden değil de, yaşamın güzelliklerini ıskalayan gönül yorgunlarındansanız ölümünüz; hatırı sayılır bir ömür olmayacaktır. Huzur içinde yaşamadıysanız, huzur içinde ölmek ayrıcalığını yakalayamazsınız…

Uğruna ölünecek kadar anlamlı var oluş idealine sahip olanlar ve bu idealin kendilerine yükledikleri anlamla yaşama tutkuyla bağlananlar, gitme vakti geldiğinde, dünyayı terk ederken, hiç de nazlanmazlar! Dudaklarında beliren tebessüme tedirginliğin bulaşmaya cesaret edemediği, ender yüzlerin talihli sahipleri, yaşamayı bilenler yani; ölüm meleğini ne de güzel, ne de alışılmamış sevinçle karşılarlar… Şu gizemli yolculuğun aziz bir yolcusu olarak ardında iz bırakanlardan sayılmadıysak, bu yolda yürüdüğümüze şahitlik edecek bir şeylerimiz yoksa, bu yola hiç çıkmamış sayılacağız. Bu dünya ya bırakacak, bir şeylerimiz olmalı elbet.! Bir samanlı kağıt üzerine, sevdiklerimiz için karalanmış birkaç gecikmiş söz olsa bile!Dünyaya bırakacak bir şeyimiz olmamışsa ve bu hususta çabamız, ne kadar var olmuş sayıla biliriz ki?

Yaşamımızın anlamı kadar mutluyuz. Bu anlam kadar varız. Yaşamlarımızı anlamlı kılanlar ise; tutkularımız ve varoluş ideallerimizdir.

Bir tutkunuz yoksa, yarım ve eksik kalmışsınız demektir. Bir var oluş idealiniz yoksa, yaşadığınızdan söz etmek olanaklı değildir. Eğer yaşamak sizin için bir nefes alıp vermekten öte bir şeyse elbet! Ancak var oluşa dair bir ideal yaşamınıza anlam katacaktır….

Nedir var oluş ideali?

Tek bir gerekçesi, başka her şeyin gerekçesini oluşturan şey ya da şeyler…

Devam edecek…