Toplum her konuda bilgi edinmek ister. Bunun için çok çalışır. Toplumun bazı kesimlerini bir konu fazla ilgilendirmez. Oda Ekonomidir. Oysa ekonomi biz insanlar için son derece önemlidir. Ekonomi, günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Ev de, iş de, araba da… Nerede olursanız olun, ekonomi yanı başınızdadır. Günlük yaşamında alışveriş yapmayan, ya da elektrik, su, telefon, doğalgaz vs. gibi sabit giderlerden ödeme yapmayan var mıdır?

Fırından ekmek alırken de, kasap, manav, bakkal, market alışverişlerinde de, hep karşımıza çıkan; ‘EKONOMİDİR.’

Yani bir başka deyişle; ekonomi bizim yaşamımızın temel değerlerinden biridir. Onsuz yaşayamayız. Geçim nedir? Her kişinin, her ailenin, her kurumun( onlarda bütçe denir) geçime ihtiyacı vardır. Tıpkı, yediği ekmek, içtiği su gibi… Hele ki, bugünkü piyasa koşullarında, ekonomi daha da önem kazanmıştır, kazanmaktadır da…

Yaşam için yapılan her türlü harcama, ekonomiden geçmektedir. Keza; devletin, kurum ve kuruluşların, şirketlerin, işletmelerin gelir gideri tamamen ekonomik bir faaliyettir. Dolayısıyla ekonomi, beşikten mezara, bizim ayrılmaz bir parçamızdır. Onsuz yaşam olmaz.

Onsuz yaşanmaz…

Haliyle beni de çok ilgilendirmektedir. Çünkü her akşam , kimi zamanda her sabah, haber izlerken birilerinin çıkıp rakamlarla beni aldatmasını istemem şahsen. Hani, Sayın Portakal ‘Aklımla alay etmeyin ‘ diyor ya, tıpkı onun dediği gibi, bende rakamlarda boğulup alay edilmekten hiç hoşlanmıyorum. Türkiye de telaffuz edilen rakamlarla, uluslararası platformda telaffuz edilen rakamlar arasında fark olunca, doğru olanı bulmaya çalışıyorum. Birilerinin, daralan piyasayı iyi göstermeye çalışması, rakamlarda oyun oynamayı çoksevmesi, ikna olmaya kifayet etmiyor. Neden? Nedeni çok basit; açıklanan rakamlarla fiili rakamlar ve reel piyasa rakamları, bir biri ile eşleşmiyor. Onun için, bazı uzmanlar, mukayeseli veriler karşısında açık yanılgıya düşmektedir. Buna ekonomi yönetiminin verdiği rakamlar ve gelinen noktada ki sapmalarda eklenince, iş tamamen sevimsizleşmektedir. Halka şirin gözükmek için halktan gerçekleri saklamak ta niçin? Ya da, nereye kadar bu yaldızlı, cilalı sözler, rakamlar?

Ekranlarda bazı programları tesadüfen, kimilerinide bizzat seyrederim. Toplumun büyük bir kesitinin resmini çizebilecek kadar şeffaf bir yarışma programı olan ‘’Kim Milyoner Olmak İster’’ programını nefesimi tutarak izlerim. Yetişen neslin bilgi konusunda ne kadar düşük profilli olduğunu üzülerek izlemekteyiz. Fizik lisans mezunu bir yarışmacıya Samsun’dan Trabzon’a giderken hangi şehirlerden geçilir, sorusuna verilen ‘Amasya- Tokat’ cevabını, yarışmacının coğrafya hocasının duymadığına inanabilirsiniz. Yoksa ekrana gelip yarışmacıyı kıyasıya döverdi diye düşünebiliriz. Geçenler de Kıbrıs’la ilgili bir soru geldi.

Soru şu idi:

-Kıbrıs nerededir?’’ Verilen cevap, gerçekten yürek yakan cinstendi. Daha Kıbrıs’ın Akdeniz de olduğunu bilmeyen, üniversite mezunu kardeşim, bilmem sana ne demeliyiz…!!!

  1. benzer o kadar çok soru bulunmakta ki; bunlara bakarak yeni nesil toplumun ne kadar okumuş cahil olduğuna inanmamak mümkün değil . Bu örnekleri çoğaltmak işten bile değil. Bu insanlara Türkiye ekonomisi hakkında ekranlardan bol miktarda gerçek dışı rakamlarla ülkemizin Habeşistan’a doğru gittiğini söyleseniz; kayıtsız inanacak bu insanlar.

Uluslar arası bir raporda, Dünya ülkelerinde’Demokrasi ve Ekonomi’ konusunda sıralama yapılmış, ve en üst sırada Norveç‘i görülmüştür. Ondan sonra İzlanda gelmekte. Bunları İsveç, Danimarka ve İrlanda takip etmekte. Sivil hürriyetlerin en yüksek olduğu ülkeler bunlar. Seçimlerin şaibesiz olduğu ülkeler de bunlar. 14’ncü sırada bulunan İspanya…Ondandan sonra demokrasi, kusurluolarak ifade edilmekte. Bu sıralamada 19’zuncu sırada Güney Kıbrıs bulunmakta. Yunanistan’da 20’ inci sırayı almakta. Türkiye Avrupa sıralamasında Yunanistan’dan sonra 21 olarak sonuncu, dünya sıralamasında ise 110’ uncu sırada yer almakta.

Raporda, Türkiye’deki rejim hakkında demokrasi dememekte ,‘HYBRID’, yani melez olarak nitelemekte. Biz kendimizi nasıl tarif edersek edelim, esas olan, bizi onların nasıl gördükleridir. önemli olan budur. Politik kültür notu olarak Demokraside ileri ülkelerin 8.9 veya 9.2 gibi verilen değerleri, bizde 5 olarak gösterilmekte. Türkiye’de, Politik kültürün diğer ülkelere nazaran çok daha zayıf olduğunu raporda belirtilmiş, seçim neticeleri hakkında güvenilirliği 4.5 olarak notlandırılması, diğer ülkelerin 8-9 notu yanında, ikmale kalmış talebe gibi gözükmektedir.

Ancak, bu her sene Ocak ayında ilan edilen değerlendirmede, senelerdir doğru olmayan bir tek rakam görmedim. Ülkemizde her seçimde sandık ve oylardaki sayımda bir şaibe olduğunu hem iktidar kanadı, hem de muhalefet kanadı sık sık dile getirir…

Sonuç olarak şunu diyebiliriz: Eğitime çok ama çok önem vermeliyiz. Okumayı tüm olanaklarımızla teşvik etmeliyiz. Kitap okuma oranını en azından bir İsviçre seviyesine( Yılda 12 kitap) çıkarmalıyız.2018 Yılı, ‘Kütüphaneler Haftası’ dolayısıyla açıklanan rakamlar yürekler acısı… Genel ortalama yılda bir kitap…Bu gün gelişmiş ülkelere baktığımızda,(japonya:26 Fransa:25 Almanya:24 İngiltere:28 Rusya:32)ülkemizde durum fecaat…!!! Bilgisiz, niteliksiz insan çoğunluğuyla, elbette demokrasi kavramlarını oturtamazsınız, toplumsal barışı koruyamazsınız. Ekonomik düzlüğe çıkamazsınız…

SON SÖZ: ‘’ GODOT’U BEKLEMEKTEN VAZGEÇİP, İÇİMİZE DÖNMELİYİZ.’’