Benim güzel ülkem, her manada olduğu gibi "gazeteciliği anlama ve algılama anlamında;
"Yandaş gazeteci,
candaş gazeteci" diye karpuz misali 2'ye bölündü..
-Kime göre "yandaş"?
-Neye göre "candaş"?
Burada Y ve C harfleri "yer tespiti noktasında" çok önemli, bir o kadar da özel durum içerir..
Y ve C'yi ne zaman, hangi hallerde nereye koyacağını bilemeyen kişi, ya da kişiler benim gözümde adam değildir..
Onlar, damlarda gezinmekten öte bir OT'a yaramayan güruhun içinde "güruhsuz" biçimde; "Boş gezenin boş kalfası" olarak dolanıp duran zırtapozlardır.
.......
Mesleğini kendi namusu bilen, "her devrin rakkasesi" olmaktan utanan, sıkılan, hicap duyan gazetecilere gelelim..
-Gerçek gazeteci, gördüklerini yalansız, dolansız, riyasız, kimseyi kimseden ayırmadan, kayırmadan, kıvırtmadan, korumadan, liboşlasmadan, hıyarlaşmadan ve kimseye "tutma olmadan" yüreklice yazan kişidir..
Onlar, ne "yandaştır," ne de "candaş."
Onlar, yan yatmadıkları için "yandaş," kimseye CAN olmadıkları için de "candaş" olamazlar..
Gerçek gazeteci bildiği, inandığı doğruların "yandaşı" ve "candaşı" olabilir..
Bu duruşun, bu anlayışın dışında "bile isteye" kalan dallamalar asla ve katta "gazeteciyim" diyemez, dememeli de..
-Gerçek gazeteci, kimselere eyvallah etmez arkadaş..
-Gerçek gazetecinin "akçeli işlerle" işi olmaz arkadaş..
-Gerçek gazeteci, adam gibi duran, adam gibi bakan, adam gibi gören, adam gibi yazandır arkadaş..
Ve, ve, ve;
Gerçek gazeteci, kıçındaki donu ile adam gibi ölmesini bilendir arkadaş..
Anlatabildim mi arkadaş?