Tüm dünya da olduğu gibi, ülkemizde de en önemli konulardan biri eğitimdir. Vasıflı, nitelikli, donanımlı dediğiniz bir insan kaynağı yetiştirmek, şüphesiz ki eğitimden geçer. Bu gün bakın,

gelişmiş tüm ülkeler, öncelikle eğitim sorununu çözmüşlerdir. Eğitim sistemi düzgün, sürdürülebilir olan ülkeler, ekonomiden tarıma, sanayiden ticarete, araştırmadan, kalkınmaya, kısacası her alanda başarılı olmuşlardır. Bir ülkenin geleceği eğitimdedir çünkü.

Kaliteli, nitelikli, vasıflı insan gücü yetiştirmek, ancak ve ancak eğitim sistemi ile mümkün olabilmektedir.Bizim ülkemizde durum nedir diye bakacak olursak:

Eğitim ve öğretim hizmetlerinin devlet eliyle yürütülmesi, Cumhuriyetle başlamaz. Bu düşünce Osmanlı döneminde, II Mahmut zamanında vakıflar eliyle yürütülmesi düşünülmüştür. II Mahmut’tan sonra Abdülmecit döneminde 17 Mart 1857 tarihinde

Maarif-i Umumiye Nezareti adı altında kurumsal niteliğe kavuşmuştur. Bu konuya bakan bir Nazır ve Nezaretin ekibi kurulmuştur. Düyun-ı Umumiye ’den hemen sonra yapılan bu eğitim ve öğretim atılımına neden olan başka etkenler varmıdır ? Kayıtlarda rastlanmamakta. Ancak 1858 veya 1859 yılında Fransızlara daha sonrada Amerikalılara okul açma izni sayılan ’icazetler’ verildiği sabittir. İstanbul ve daha sonra Anadolu’ya yayılan misyoner okullarının başlangıç noktası buradan ve bu tarihlere rastlar…

Osmanlı Maarif-i Umumiye Nezaretine bağlı okullar; SIBYAN, RÜŞTİYE ve Mekatib-i Fünün-i Mütenevvia olarak üç ayrı dereceye ayrılmıştır. Bir nizamname olarak düzenlenmesi 1869 senesinde çıkartılan tüzükle kat’ileşir. Belki bu nizamname, yabancı okulların kurulması sürecinde, ülkelerin Osmanlıdan istediği bir düzenlemeyi içermişte olabilir. 1872 yılında illerde Maarif Meclisleri, ve bu illerin meclisleri ile Meclis-i Kebir-i Maarif olarak çalışmalar 1872 yılına rastlar.

Bu mecliste Mekteb-i Sıbyan , Mekatib-i Rüştiye, ve Makatib-i Aliye olarak üç ayrı bölümde toplanılmış. Günümüze uyarlarsak, ilk okul, orta okul ve Yüksek okul olarak teşkil edilmiştir. Daha sonra 1911 senesinde II Meşrutiyet döneminde Maarif-i Umumiye ve Teşkilat Nizamnamesi bu dönemle birlikte yayınlanır. Böylelikle Eğitim iskeleti oluşturulduğu görülmekte. Tarihsel akışı ve günün koşulları dikkate alındığında 30 sene içinde oluşturulan Maarif Teşkilatı, ağırlıklı olarak sadece İstanbul’u odaklamış olduğunu görmekteyiz.

Bakınız 23 Nisan 1920 de kurulan Türkiye Cumhuriyet’i 2 mayıs 1920 de çıkarılan 3 sayılı kanunla kurulan icra vekilleri heyetinde Maarif Vekili de bulunmaktadır. Bu çok önemli bir adımdır. Yeni kurulan bir Cumhuriyette icra kurulunda mutlaka Milli Eğitim Bakanı bulunması, gelecek nesiller konusunda söz sahibi olması adına önem arzettiğine inanırım.

Heyet-i İlmiye tarafından 1923 yılında düzenlenen Milli Eğitim Şurasında eğitimle ilgili istatistik bilgilerin toplanması üzerine kararlar alınmıştır. 1939 yılında yapılan Şura toplantısında en önemli konu ise okul kitaplarının devlet eliyle düzenlenmesi karar altına alınması, önce tereddütle karşılanmış fakat neticesi olumlu olmuştur. 1943 yılında toplanan ikinci Milli Eğitim şurasında ahlâk eğitimi verilmesi şura kararı olarak kabul edilmesi olumlu karşılanmıştı. 1946 yılında gençlere meslek eğitimi verilmesi ve buna göre teşkilat kurulması karar altına alınması önemliydi. 1953 ve 1957 yıllarında yabancı dillerin ne kadar önemli olduğu anlaşılmış, ona göre okul müfredatına yeni düzenleme getirilmiştir.

Kırılma noktası 1962 senesine rastlar. Eğitim sisteminde imam hatip okulları ile ilgili düzenleme gündeme getirilir. Bu kırılma 1970 ve 1974 senesinde de yaşanır. Bu dönemden sonra iktidara gelen her parti, partinin politikası paralelinde bir Milli Eğitim programı yapar, ve bu programla bütün müfredat değişir. Yeni kitaplar bastırılır, eski basılmış kitaplar Ankara Yenimahalle’deki yakma ünitesine gönderilir. Kaç yüz bin kitap burada yakıldığını kimse bilmez.!

Ülkemizin geçmiş 160 yıllık eğitim tarihinde çok önemli okullar, halk tarafından bilinir. Hatta bu okullara çocuklarını yazdırmak için yaşadıkları şehirleri bile değiştiren aileler olmuştur. İstanbul’dakileri anımsayalım; Kabataş Lisesi, Robert Kolej, Galatasaray Lisesi, Alman Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi, Vefa Lisesi, Pertevniyal Lisesi, Saint Benoit Lisesi, Üsküdar Amerikan Kız Koleji, Talas Amerikan Orta Okulu, Tarsus Amerikan Koleji gibi birçok il de daha nice nice okullar yabancı lisanda eğitim veren önemli okullardı. Bu okullar hiç bir zaman "nitelikli okullar" adıyla anılmaz, fakat bu okullara imtihanla öğrenci alınırdı.

Bir ülkeyi yıkmak istiyorsanız, o ülkeye savaş açmanız , ekonomisini çökertmeniz gerekmez,sadece MİLLİ EĞİTİMİNİ YIPRATIN, gelecek nesilleri yok etmiş olursunuz.

SON SÖZ:’’ İLİM ÇİN’DE DE OLSA GİDİNİZ ALINIZ.’’ *Hz.Muhammed*