Uluslararası Para Fonu başkanı küresel faiz artışlarının yaşanabileceği uyarısını yaptı. Bu açıklama finans dünyası için şaşırtıcıydı. Yaklaşık yirmi yıldır durgunluğun pençesindeki gelişmiş ekonomiler, karşılıksız para basarak faizleri düşürmek suretiyle ekonomilerini canlandırmaya çalıştılar. Buna rağmen yaratılamayan ekonomik canlanma, Sıfıra doğru giden enflasyon ve faiz oranları ekonomide endişe yaratmaya başlamıştı. Liberal ekonomiler için en kötü senaryo uzun süreli bir durgunluğun yaşanmasıdır. Tüketimin düşmesiyle başlayacak sıkıntılar, üretimin yavaşlamasına, işsizliğin artmasına, vergi gelirlerinin azalmasına, borsalarda şirketlerin değerlerini yitirmesine kadar gidecek bir dizi olumsuzluğu tetikleyecek niteliktedir. Böyle bir tablo kapitalist ekonomilerin iflasıdır. Bundan dolayı, gelişmiş kapitalist ekonomilerde, hükümetlerin bir numaralı hedefi ekonomilerini büyütmektir.
Son günlere kadar karşılıksız para basılarak eksiye doğru giden faizler şeklinde izlenen para politikasının işe yaramadığı, ekonomilerde istenilen büyümeyi yaratmadığı bir gerçektir. Gelişmiş kapitalist ekonomilerde enflasyon ve faizlerin sıfıra, hatta eksiye gitmesi, yine, durgunluk sonucu şirket karlarının oldukça azalması, uluslararası geçerliliği olan paraları arayışa itmiştir. Kendi ülkelerindeki getiriden mutlu olmayanların, alternatif pazarlarda yüksek faiz veya kar payı arayışına girmeleri sonucunda, yirmi yıldır gelişmiş ülkelerden az gelişmiş ülkelere doğru çok yüksek miktarlarda para akışı yaşanmaktadır. Söz konusu para akışı, az gelişmiş ülkelerde kurların, enflasyonun ve faizlerin hızlı bir şekilde gerilemesini getirmiştir. Büyük miktarda döviz girişi, yabancı paraların değerini düşürerek, bol ve ucuz döviz ile ithalat patlamasına neden olmuş, ithal mallar bolluk yaratarak enflasyonun düşmesine yardımcı olmuştur. Hükümetler döviz girişine güvenerek, gerektiğinde karşılıksız para basmak suretiyle ciddi miktarlarda kamu harcamaları yapmışlardır. Kısaca, her kesimin geçici mutluluk yaşadığı bir döneme girilmiştir.
Dünyanın yaşadığı salgın yukarıda kısaca özetlenen geçici mutluluğun sonunu getirmeye başlamıştır. Karşılıksız para basılarak eksiye doğru giden faizler başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere gelişmiş ekonomilerde enflasyonist ortam yarattığının sinyallerini vermiştir. A.B.D. mart/2021 enflasyonun % 2’nin üzerine çıkmasıyla birlikte faiz artışı ve para arzının kısılması gündeme gelmiştir. FED başkanı “şu aşamada faiz artışının gerekli olmadığını, ancak durumu dikkatle izlediklerini” söylemiştir. İ.M.F başkanı ise olası faiz artışına karşı şimdiden ekonomi yönetimlerini uyarma gereği hissetmiştir. Değinilen kötü senaryonun gerçekleşmesi halinde az gelişmiş ülkelerin ekonomilerinde nelerin yaşanma ihtimali olduğunu birlikte düşünelim: Öncelikle eskisi kadar bol ve ucuz döviz devri son bulacaktır. Ülkeden hızlı bir şekilde döviz çıkışları yaşanacak, kurlar kısa sürede artacak, bunu durdurmaya çalışan hükümetler faizleri yükseltmek zorunda kalacaklardır. Yükselen döviz kurları ve faizler enflasyonist ortam yaratacak, fiyatlar akıl almaz noktalara kadar ulaşacaktır. Kısaca az gelişmiş ülkelerin ekonomileri döviz-faiz-enflasyon sarmalına gireceğinden, İ.M.F başkanı az gelişmiş ülkeleri önceden uyarmaktadır.
Saygılarımla,