Seyhan Nehri'nin son durumu ortada, hatta ortalıklarda...

Birileri, "İnci gerdanlığımız" diyor, birilerinin dışında kalanlar ise;

"Bakır da olsa farketmez, gerdanlık gerdanlıktır" diye direniyor ve diretiyor...

Yani, iki cenahtaki görüş birbiriyle tamamen ZIT...

-Pekiiii Seyhan Nehri'nin "kupkuru" kalmış hali ne olacak?

-Seyhan Nehri'ne yakışan biçime dönüşecek mi?

-Dönüşecekse;

-Ne zaman?

-Dönüşmeyecekse;

-Neden?

.........

Bendeniz, tam da bu noktada iki cenahı temsil eden efendilere bazı gerçekleri hatırlatmayı GÖREV sayıyor ve diyorum ki;

-Seyhan Nehri "gerdanlık" görünümünden çıkarak, "gergedan" boyutuna gelmiş mi?

Gelmiş.

Tren raydan çıkmış mı?

Çıkmış.

Fren tutmaz olmuş mu?

Olmuş.

Yabani otlar, güzelim nehri bir boydan, öteki boya kaplamış mı?

Kaplamış.

Rahatsız edici kokular var mı?

Var.

Her kafadan çok başka, çok farklı SESLER duyuluyor mu?

Duyuluyor.

Kimileri, nehrin susuz kalmasını "köprü inşaatına" kimileri de "parasızlığa" bağlıyor mu?

Bağlıyor.

Köprü çalışmaları(!) "laylaylom" boyutlara ulaşmış mı?

Ulaşmış.

Bu iş "yılan hikayesine" dönüşmüş mü?

Dönüşmüş.

Bu hassas konu büyük oranda "işbilmezlik" içeriyor mu?

İçeriyor.

Her iki taraftan yükselen ortak seslere DOĞRU diyen var mı?

Hem var, hem yok.

"Var diyen ne kadar, yok diyen ne kadar?" sorusunu soran çok mu?

Çoooook.

Bu meseleyi tam manasıyla anlamayanlar, anlayanlara FARK atıyor mu?

Atıyor.

........

Mademki anlaşmazlıklar diz boyu... Mademki "mutabakat" yok... Madem ki mesele, "mesela" durumlara gelmiş... Gelin o zaman şunu yapın;

-Seyhan Nehri'nin suyunu bir daha "akmamacasına" kesin ve bu vaziyette bırakın.

Etraf, binbir türlü güzelim otlarla bezenmiş...

Şehre gelen yerli ve yabancı turistler, sırtlarını Taş Köprü'ye verip, Merkez Cami'yi kendisiyle birlikte fotoğraf karesine almak isteyince; muhteşem bir görüntü(!) yakalamış olur...

"Bir taşla üç kuş."

Hem camii, hem kendisi, hem de "yemyeşil bir örtü."

Daha ne olsun?

-Nehirde su olmadığı için kimse fotoğraf çektirmiyor mu?

-Kolayı var;

-Camuzcu Köyü'ndeki MANDALARI "firesiz biçimde" kamyonlara doldurup, otlanmak için nehre salarsanız, karınları ziyadesiyle doyar, gürbüzleşirler... Böylelikle sizlerde memleket ekonomisine katkı sağlamış olursunuz...

-Nasıl mı?

-MANDALARIN tadına doyum olmayan, altın değerindeki yağını ve sütünü satarak...

-Nehirde ot mu tükenir?

-Tükenmeeeeez;

-"Etrafta o kadar çok OT var ki."