Peki, ‘Kişinin Çapı ve Yarı Çapı Neye Göre Belirlenebilir?’

İnsanı bilgisi, görgüsü, icraatları ve yaşama bakış açısını belirleyen çapı ile yarıçapı, kişilerin birbirlerinin ayrı olup olmadığını belirler. Bu çap ayar meselesi, bizim gibi insan ile çok uğraşan feodal toplumlarda çok yaygın konuşulmaktadır. Batı dünyasında kişiler, ilkleler etrafında ilişki içinde oldukları için, çapından çok kişinin yaptıkları ve verdiği sözlere uyup uyulmadığına, kapasitesine bakılıyor. Gelişmiş ülkelerde insanın insana güveni % 60-70 düzeyinde iken, bizim gibi ülkelerde % 6-8 arasındaymış.! İnsanın insana güvenmemesi, bir bakıma insanı kendi içinde yalnızlaşmaya iter ki, buradan sağlıklı bir ilişki ortaya çıkmaz. ÜLKEMİZDE SON DÖNEMLERDE yaşanan birçok kadın cinayeti ve diğer olayların altında, biraz bu ilişkiler yatıyor gibime geliyor. Geçenlerde bir baba oğlunu sofrada öldürdüğü, bir başka vakada, arazi anlaşmazlığı nedeniyle oğulun babasını öldürdüğünü basından öğrenmiştik.! Hemen her gün onlarca olay, çok sağlıklı bir insan ilişkimizin olmadığını gösteriyor. Eminim psikologlar ve psikiyatristler bu konularda yetkililere bilimsel raporlar veriyorlardır.

Güven olmayanınca kişi kimden yardım alacağını veya kime akıl danışacağını da bilemez oluyor. Akıl danışacağın insana güvenmiyorsan, o zaman o insanla dost da değilsindir. Dost olmayan insan yalan-yanlış bilgi verir se diye güvensizlik daha da artar. Bu ilişki kişiyi paranoyak yapar. Aslında içinde yaşadığımız sosyal ortamda bu sürece yarımcı oluyor, hatta tetikliyor gibi.

Sanırım insana dair söylenen birçok sözün altında daha çok değeri hak eden ve etmeyen ayrımı aranmaktadır.İnsanın insana ön yargısız güvenmesi önemli. ‘’Bana arkadaşını söyle, senin kim oluğunu söyleyim’’ türünde ifadeler, çok ezbere ifadelerdir. ÇOK DA PARANOYAK OLMAMAK GERKİR. Asgari düzeyde insanın insani netlikleri oluğunu bilmek gerekir. İnsanın çapı, kalitesi ve insanın insana dost olup olmadığı zaman içinde bulunulan iletişim ilişkilerine bağlı olarak gelişir. Her birimiz bir birimiz hakkında zaman içinde notlar veririz. Bazen bu yargılarımızda da yanılabiliriz. Bu yanılgıları da ihmal etmemek gerekir. Prensip olarak eleştirileri ve davranışları ile beni zenginleştiren ve farkınavarılabilir liliğimi artıran insanları daha çok önemsiyorum. Hatta teşekkür de ediyorum. Her kesten öğrenilecek bir şeyler vardır. El elden üstündür.

Dostluğu bilmek, güven duymak da bir bilinci gerektirir. Bilinç olmadan, bir değerin başka bir değerden farkı tam olarak da anlaşılamaz. Her insan bu bağlamda değerlidir ancak, yaşama daha çok emek veren, değer katan daha çok saygıyı hak ediyordur. İnsanı ‘Ön Yargısız Kabul Etmek Gerekir.’

İnsanı insan olarak görür ve onunda bir değer olduğunu ön yargısız kabul edersek veya dışlamayarak yaklaşılırsak daha rahat ederiz. İnsanın iç huzuru daha gelişecektir. İnsanın mutluluğu aynı zamanda yanında bulunan kişiye de huzur verecektir. Karşılıklı iç huzur beraberinde işbirliği, dayanışma ve üretkenliği getirecektir. Onun için ezbere konuşmada insanı insan olarak görmek ve saygı duymak gerekir. İnsan tek başına güven olmaz.

Ortalama insani değerler ve eğitim durumumuz ortada. İnsanımız kötü demektense koşullar insanı kötü yapıyor demek daha doğru olur. Kusursuz dost arayan, dostuz kalır durumuna düşmemek için, genel kabul kadar asgari kültürel ortak paydalarda seçici olmak gerekebilir.

Kişinin Kendisini Tanıması Önemlidir.

Bu coğrafyada çıkmış ve buraların sosyal dokusunu iyi analiz etmiş, insan kıymetini bilen insan her zaman her olaya anlayışla yaklaşır. ‘İnsan-i kâmil’ olmak, yetişkin birey olmak, kültürlü olmak sanırım insanı anlamaktan geçiyor.

Tekrar Dertli Divaninin “kâmiller özünü yoklar” ifadesine dönersek; bütün bu sınavdan geçmek için insanın bir bütün olarak önce kendini sorgulaması gerekir. Önce kendini bilmesi ve sonrada karşısındaki hakkında hüküm vermesi daha sağlıklı olacaktır. Ozan Yunusun, “sen seni bil, sen seni bilmesen patlatırlar enseni.’ ifadesi ile kişinin, kendini tanıması ve belirli bir bilgi ve bilince erişmesinin önemli oluşu vurgulanır. O bilinç ve farkına varıla bilirlik oluşursa, kişilerin karşısındakine anlayışlı,hoşgörülü davranması da değişecektir.

Herkesin her olay karşısında bir geçmişi ve hikâyesi vardır. Ve de her kesin durduğubir yer vardır. Oyer ve koşullar, sizi karşınızdakine iyi de tanıtır, kötü de. Önemli olan iç huzurunla kendini tanımak ve dünyayı tanımaktır. Herkes algıladığı ve tanımlayabildiği dünyası kadar yaşamına önem ve değer biçer. Bu anlamda herkes kendi hayatını yaşar. Herkesin hayatına saygı göstermek dileği ile…

Devam edecek…