Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin; şerefini, onurunu, kutsal bilip, her zaman her koşulda yüreklice savunan, bu kutsal yolda haksızlığa uğrayan, mağdur edilen, hapis yatan, dışlanan, hatta tutukevlerinde can veren, yönetim kademelerinin en küçüğünden en büyüğüne kadar görev alan, etnik kökeni ne olursa olsun; bu vatanın evladı olan, ve özellikle siyasal iktidarlara boyun eğmeyen, emir ve komuta zinciri içinde ki valilerimize, Cumhuriyet Savcılarımıza, hakimlerimize, emniyet müdürlerimize , subay ve astsubaylarımıza hepimizin sevgi ve saygı borcumuz vardır. Yıl 1986… ANAP (Anavatan Partisi) İktidardadır. Genel Başkanı; Turgut Özal’da Başbakandır… Yani, Özal’lı yıllardır 1986…
Turgut Özal her fırsatı değerlendirerek, hatta fırsat yaratarak, başbakanlığının tadını çıkarıyor.
Gittiği her yerde miting üzerine miting düzenleyerek, gücünü göstermeye çalışıyor. Eh, nede olsa, gösterişi seven bir yapısı vardı merhumun…
Sıra memleketi Malatya’da dır.
Özal’ın hazırlattığı mitingin gövde gösterisine dönüşmesi için, her şey profesyonelce hazırlanmış vaziyettedir…
Turgut Özal’ın üzerinde olduğu otobüs, Malatya meydanına girer, meydan iğne atsan yere düşmeyecek kadar kalabalıktır.
Özal, otobüsün üzerine çıkarken, Malatya Valisi Naim Cömertoğlu’ nu da yanına çağırır; ancak vali;
‘’ Efendim, ben devletin valisiyim, orada olmam uygun olmaz’’ der.
Der demesine der, ama Özal, gücünü göstermekten başka bir şey düşünmez. Özal, allem eder, gallem eder, Vali Cömertoğlu’nu da yanına alır.

https://www.mansetaydin.com/sites/342/uploads/2020/04/30/3478f13d-0775-4f16-b549-077e1e69fcfd.jpghttps://www.mansetaydin.com/sites/342/uploads/2020/04/30/3478f13d-0775-4f16-b549-077e1e69fcfd.jpg

Turgut Özal kısa boylu olduğu için, uzaktan da yakından da yeterince görülmez.
Miting alanını dolduranlar hep bir ağızdan bağırırlar, ‘ ÇÖK, ÇÖK, ÇÖK… ‘
Özal’ın yanındakiler çökecekler ki kalabalık Özal’ı görsün….
Özal durumu kavrar ve oda çevresindekilere, ‘’ çök, çökün, çömelin ,’’diye bağırır…
Bağırmasına bağırır da, bir kişi çökmez, çömelmez… O bir kişi haricinde herkes çöker. Çökmeyen Malatya Valisi, Naim Cömertoğlu’ dur.
Özal bağırır, ‘’ Vali bey sen de çök , çömel şuraya ! ‘’

Malatya Valisi Naim Cömertoğlu anında cevap verir;
‘’ SAYIN BAŞBAKANIM, BEN DEVLETİN VALİSİYİM. VALİ ÇÖKMEZ, VALİ ÇÖMELMEZ. VALİ ÇÖKERSE DEVLET ÇÖKMÜŞ OLUR. İZİN VERİRSENİZ BEN AŞAĞIYA İNEYİM !’’ der. Ve iner.
Malatya Valisi Naim Cömertoğlu’nun bu sözleri, mikrofondan tüm alana yayılır ve halk valiyi çılgınca alkışlar. Çünkü sayın valide, devlet ciddiyeti vardır. Vali olmanın sorumluluklarına müdrik ligi vardır. Vali kuvvetler ayrılığı ilkesine göre, yani; Yasama, Yürütme, Yargı erkine göre, devleti temsil eder, devlete karşı bu çerçevede sorumlulukları vardır. Siyasetle, politikayla işi yoktur, olamaz da… O siyasetin, O politikacının valisi değil, devletin valisidir…

Malatya Valisi Naim devleti savunan bu eylemi ulusal basında yerini alır.
Almasına alır da , İMF’ nin, Dünya Bankası’nın hesap uzmanı diye Türkiye’ye ihraç ettiği Başbakan Turgut Özal, kısa bir süre sonra Malatya Valisi Naim Cömertoğlu’nu merkeze aldırtır. Demokrasi, i ve insan haklarını tam manasıyla içine sindirememiş her otoritenin yaptığını yapar. Sahip olduğu gücü, hukuk için, adalet için, eşit davranma için, demokratik haklara sahip olmak için, insan temel hak ve hürriyetlerini sağlamak için kullanacağı yerde, ne yazık ki, şahsi çıkarları için, hazmedemediği ‘ÇÖKME’ olayında ihtirasları ve egoizmi, bencilliği, hoşgörüsüzlüğü için kullanmaktadır. Kendi nefsini yenemeyen her insanın yaptığı, kolaycılık yoluna sapmıştır.

1929 yılında Malatya’da doğan Naim Cömertoğlu, 1958 yılında da Karacasu Kaymakamlığı da yapmış.

Halkın gözü önünde siyasal iktidara ;
‘’ BEN DEVLETİN VALİSİYİM. VALİ ÇÖKMEZ, VALİ ÇÖKERSE DEVLET ÇÖKMÜŞ OLUR !’’
Diyen yiğit vatan evladı VALİ NAİM CÖMERTOĞLU , 30 Nisan 2013 yılında İstanbul’da yaşama gözlerini yummuştur. Evet, Naim Cömertoğlu bu dünyadan göçmüştür ama arkasında meslektaşlarına ve devleti temsil eden yöneticilere unutulmayacak bir iz bırakmıştır.

Bu vesileyle, bu örnek insanı, saygı, sevgi ve takdir duyguları ile bir kez daha anıyorum.

Allah rahmet eylesin. Ruhu şad, mekanı cennet olsun…
Böyle yiğit insanları unutmamak, unutturmamak için, bizler üzerimize düşeni yapmalıyız. Çünkü bu tür davranışlar, örnek davranışlardır. Devletin ciddiyeti, devlet yöneticisi olmanın getirdiği sorumluluk anlayışının karşılığıdır bu tutum. Madem ki devleti temsil eden bir mevkidesiniz, o hal de, temsil ettiğiniz devletin hak ve menfaatlerini, ilkelerini korumakta kararlı olmalısınız. Tayinimi çıkarırlar, merkeze alırlar diye düşünülmemeli. Çünkü vatanına devletine sahip çıkmak, hizmet etmek, her şeyin üstündedir. Orada, gelecek kaygısına, birtakım menfaat beklentilerine yer verilemez, verilmemelidir de.. Devlet kavramı, her türlü şahsi beklentilerin üzerindedir… Önce vatan, sonra vatan, daima vatan demeliyiz…

SON SÖZ:’’ ADAM OLA Kİ, BU DÜNYADA BIRAKA BİR ESER, ESER BIRAKMAYANIN YERİNDE YELLER ESER.’’