Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin ülkenin geleceğine ışık tutan temel bir anlayış olması gerektiğini vurgulayan Şevkin, toplumdaki inanç, düşünce ve köken farklılıklarının ayrıştırıcı bir unsur değil, ortak yaşam kültürünün zenginliği olarak görülmesi gerektiğini belirtti.
"Gerçek Barış Sadece Silahların Susması Değildir"
Türkiye’de hiçbir ayrım gözetilmeksizin herkesin eşit yurttaş olarak yaşayabilmesi için ekonomik ve hukuksal engellerin kaldırılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Şevkin, barış kavramının içinin toplumsal refahla doldurulması gerektiğini ifade etti. Barışın yalnızca çatışmasızlık ortamından ibaret olmadığını savunan Adana Milletvekili; çocukların gelecek kaygısı taşımadığı, gençlerin istihdam edilebildiği, emeklilerin rahatça geçinebildiği, kadınların kendilerini güvende hissettiği ve düşünce özgürlüğünün korunduğu bir Türkiye vizyonu çizdi. Şevkin, işsizliğin ve gelir adaletsizliğinin derinleştiği bir ortamda toplumsal huzurun kalıcı hale gelemeyeceğini belirterek, Anayasa'nın devlete yüklediği istihdam yaratma ve çalışma barışını sağlama sorumluluklarını hatırlattı.
Hukukun Üstünlüğü ve Sosyal Devlet İhtiyacı
Toplumsal barışın en kritik şartlarından birinin eksiksiz işleyen bir hukuk devleti olduğunu dile getiren Dr. Şevkin, vatandaşların adalete güvenmediği ve can ile mal güvenliği kaygısı taşıdığı bir iklimde kalıcı barıştan söz edilemeyeceğinin altını çizdi. Yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi ve temel hakların çağdaş demokratik normlar çerçevesinde güvence altına alınması gerektiğini savunan Şevkin, devletin temel görevinin yurttaşlarını sadece tehlikelerden korumak değil; sokakta, okulda ve işyerinde mutlak güven hissini tesis etmek olduğunu belirtti. Şevkin, ötekileştiren değil kucaklayan bir sosyal devlet anlayışının acilen hayata geçirilmesi çağrısında bulunarak, bu hedeflere ulaşılması ve sorunların tespiti adına TBMM bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulmasının zorunluluk olduğunu ifade etti.




