Ölen kişinin ailesi, yakınları, dostları son görevlerini yerine getirirken, bizim ahali yani taziyeye gelen cemaat neler yapıyor? Ölüye saygı denilen olguyu tam anlamıyla yerine getirebiliyorlar mı? Hayır!
Her insanoğlu bir gün ölümü tadacak! Ölümden kaçış yok!
Kim olursa olsun, ölünün arkasından yas tutulur ve geleneklere uygun defnedilerek, son görevler yerine getirilir.
Ya sonra…
Ölen kişinin ailesi, yakınları, dostları son görevlerini yerine getirirken, bizim ahali yani taziyeye gelen cemaat neler yapıyor?
Ölüye saygı denilen olguyu tam anlamıyla yerine getirebiliyorlar mı? Hayır!
Şöyle ki;
***
Ölen birinin arkasından öyle bir hale geldik ki; Geride kalanlar acısını yaşayamıyor, yasını tutamıyor.
Gelene gidene hizmet edip, ölenin nasıl öldüğünü anlatmaktan..
Hatta iki arada bir derede, iki gıybetin belini kıran ve uzun zamandır birbirini görmeyip, cenaze günü sohbet kaynatan akrabadan..
Yan yana izdihamla oturup, cenaze kalkmadan ikram bekleyen komşulardan..
Dert ettiğinden değil de, sırf merakını tatmin için cenaze sahibini konuşturanlardan..
Ahhh o pideler, illa kıymalı olmalı! Helva öyle kavrulmaz, içine fıstık da konmalı.. diyenlerden.
Ölenin kıyameti kopmuş, arkada dulu yetimi kalmış, kimin umurunda? Yedisi, kırkı, elli ikisi…
40'ı okutulurken bi sarma sarılmazsa, konu komşu ne der?
Tavuk yerine, kırmızı et koyulursa bir de aman aman..
O tabaklar nasıl gururla taşınır!
Suphanallah, hanımlar ve beyler! Ne kadar çirkinleştik farkında mısınız?
Bir de son moda olarak kokulu taş, tespih, mıknatıslı magnet dağıtma çılgınlığı başladı ki, dağıtmayanı dövüyorlar desem abartmış olmam.
Yahu insan ölmüş insan!
Belki kabirde kemikleri birbirine geçti azaptan. Sen onun adına kokulu taş dağıtarak sevap mı umuyorsun ey kardeşim.
Kim soktu bu çirkin işleri bizim fıtratımıza. Biz ahireti, kabrin ve sorgu sualin dayanılmaz zorluğunu bilen bir toplumuz. Nasıl ölüm gibi ciddi bir işi, şaklabanlık malzemesi haline getiririz?
Hele mevlit kreasyonu şıklık yarışına hiç girmiyorum. Nerde altını varsa takmış, takıştırmış evin içinde topuklu terlikle geziyor, elinde gülsuyu..
Yahu adam ölmüş adam!
***
Diriden utanmazsınız da, Allah'tan da mı korkmazsınız; Biz de öleceğiz! Cenazeleri festivale döndürdük farkında mısınız? Eğer ölümü bir dakikacık tefekkür edebilseydi bu toplum, bir kaşık pilav yiyemeyecek hale gelirdi. Bakın ne samimiyetimiz kaldı, ne ciddiyetimiz, ne edebimiz, ne de Allah ve ölüm korkumuz! Kaldı ki, nerde cenaze sahibine saygı duymak ve insanları rahat bırakmak?
Evden ölüden önce pide, lahmacun, yemek kokuları çıkıyor. Cenaze sahipleri uyuşmuş vaziyette, gelenlere tabak taşıyıp hizmet ediyor. Üstüne bir de çay.. Oh gel keyfim gel! Lokantada görmeği hizmeti ikramı, cenaze evinde görüyorlar. Üstelik bedavaya!
Ben bunu kabul edemiyorum. Cenaze evlerini, aşevi olarak görmeyin artık! Bu işleri siz başlattınız, bitirecek olan da yine sizlersiniz. Kim ne derse desin, reddedin bu bidatleri. Allah ne der kaygısıyla yaşayın, bırakın kul ne derse desin. Ölümü ölüm gibi yaşayın. Ölüye, ölü yakınına biraz saygınız olsun!