"Yerel idarecileri, devleti temsil eden cevval yöneticileri anlamak, algılamak, anlatmak, hükme varmak, çözmek çözümlemek, hüküm koymak mümkün değil" der dururum...
Konuşurlar,
Anlatırlar,
Ellerindeki oklavaya benzer değnekle hedef gösterirler... "Şurası, burası, orası... Orası olmazsa onun yanı, o da olmazsa ebenin damı" fasaryaları üretip dururlar...
Söylediklerini sadece kendileri anlar, kendileri duyar, kendileri bilir.
Onlar, o an neyi, ne kadar düşünmüşse, neyi ne kadar anlamışsa, neyi ne kadar kavramışsa, neyi ne kadar anlatmışsa;
-o kadarını anlar,
-o kadarını algılar,
-o kadarını biliriz.
........
Yerli, yabancı turistlerin yoğun olduğu şu süreçte "Seyhan nehrin suyu neden kesilir?" sorusunu sorar, makûl cevap beklesiniz...
Cevap şudur;
"Dedem, pınarlıören köyündendir."
Apışırsınız, soruyu tekrar sorarsınız;
Cevap, bu kez şu şekilde servis edilir;
"Dedemin dedesi depedüzlüdür."
Bu efendilere herşeyi sorun, Sakın ola Seyhan Nehri' den bahsetmeyin...
Sakın ola;"Su neden kesik" lafı etmeyin...
Çünkü, duyacağınız kelam,
"NE ALAKA" pozisyonu içerir...
- Anlaşılması zordur,
- Alışılması mümkün değildir,
-Avcarlanmıştır,
-Kaşarlanmıştır,
-Altıda, üstüde, sağıda, solu da boştur, hatta boş oğlu boştur.
.........
Seyhan Nehri'nin suyu çok uzun süredir kesik...
Görünüm; "TOYNAK,"
Ortaklıklara saçılan dayanılmaz kokular; "OYNAK."
Sorumluların(!) sorumluluklarından kaçış anlayışı; “ÇAL DA OYNAYAK”
………..
İT ADASI’nı bilmeyenler için belirteyim;
Yüreğir Seyhan Mahallesi’nin kuzeyine bakan bölge… KANARA diye bildiğimiz kesimhanenin üç adım ötesinde düşer bu bölge… Bazı bölgesizler, bazı ahlaksızlar, ahlak – edep yoksunu soysuzlar Allah korkusu nedir bilmeden AT, EŞEK kesiyor… Kemiklerini de nehrin EH İŞTE durum arz eden sularına atacak kadar canileşiyorlar…
Bunlara ADAM denmez,
Bunlar İNSAN olamaz.
Güzelim Seyhan Nehri 656 senedir susuz kalıp, akmayınca da etraf LEŞ gibi kokuyor…
Seyhan Nehrimize bu anlayışı gösterecek kadar PİŞKİN davranan zatlara;
Neredesiniz dedik,
SES gelmedi.
“Yapmanız gerekeni neden yapmıyorsunuz?” sorusu sorduk,
Tınlayan olmadı.
“Etraf, müthiş derede PİS kokuyor, dayanılacak gibi değil… Suyu bırakmak zorundasınız” şekvaları ettik,
Biz çaldık, biz oynadık.
“Bu İĞRENÇ görüntüyü yerli ve yabancı turistler görmesin” diye bağırdık,
Bağırdığımızla kaldık.
Bizi hangi “fodul zihniyetin” yönettiğini şimdi anladınız değil mi?