Duyduk duymadık demen...
Peynir - ekmek yemen..
Müjdeyi verek hemen... -Asgari ücretliye zam yapıldı..
-Emekliye zam yapıldı..
-Bag-Kurluya zam yapıldı..
-Dula, yetime, fakire, fukara'ya, gurabaya... Guraba olmak için sıranın kendilerine gelmesini bekleyenler unutulmadı... Onlara da zam yapıldı..
Yapılacağı söylenen bu zamma "zam" diyenleri vicdana davet etmek gerekir..
Bunu kimse düşünmez SE...
Bu adımı kimse atmaz SA...
Bu anlayışı kimse güdmez SE...
Bunu ben düşüneyim, o adımı ben atayım ve söylenmesi gerekeni "anlaşılır bir dille" ben söyleyeyim...
-Verilecek olan bu
zammın adı: ZAMTİRİK'tir..
"Koftirik - zottirik" der dururum ya HANİ..
O'nun dezzesinin oğlu gibi düşünün YANİ
Bunun için bizden sevinmemizi bekleyen efendiler, bize reva gördükleri bu paraya "para" diye bakıyor SA...
"Ekonomik şartlarımız ancak bu kadarına yetiyor" diyor SA... Diyebiliyor SA...
Bizlerden helallik istiyor SA...
O helalliği herkes verse, ben vermem arkadaş..
-Vallahi de vermem..
-Billahi de vermem..
-Tallahi de vermem arkadaş.
......
Şartları ancak bu kadarına müsade ediyor muş.
Verilen rakam, küçümsecek bir rakam değil miş..
Şuy muş, buy muş..
Bu hassas, bir o kadar hayati meseleye üstten bakın:
"Fasarya."
Alttan bakın:
"Fasafiso."
Yani;
-Bir dolu MUŞ..
-Bin dolu MİŞ..
-Yalandan kim ölmüş.
......
Vatandaşın aç ve açıkta kalması...
-Kimin umurunda.
Yaşamını idame ettirememe noktasında olmasına...
-Kim bakıyor?
Eşine, çocuklarına harçlık verememesini...
-Kim takıyor?
Utanmasını...
-Kim umursuyor?
Kahrolmasını...
-Kim ipliyor?
Söyleyin, "Kim, kiiim, kiiiiiim?"
Üç kuruş zam (!) ver..
Üçyüz kelam et..
-Ar neydi?
-Haya neydi?
-Erdem neydi?
-Anlayış neydi?
-Ahlak neydi?
-Kul hakkı neydi?
Bunların ne menem şeyler olduğunu bulduğum DA...
Bu gerçeği en üst perdeden haykırmaz SAM...
"Hıdır emmimin katırına tezek'e batırılmış yular olayım."