Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nde yönetim değişti..

Cafer gitti, Kurtul geldi..

1975 yılında kurulan Çukurova Cemiyeti'nde kimler geldiiiiiiiii, kimler geçti..

Gelenler, gidenleri geçmek istedi, geçemedi..

Her gelen başkan ve yönetimi oluşturan isimler fırsat bulduklarında şunu söyledi;

-Eyyyy cemaat-i müslümin.. Eyyyy bu memleketten kazananlar.. Eyyy Adana Basını'ndan nemalanıp, paraları Ulusal Basın'a yagdıranlar.. Adana Basın'ı olmazsa sizler olmazsınız.. Haber olmak isterken, binbir taklalar atıyorsunuz, işin ucu reklam vermeye, abone olmaya gelince "ara ki bulasınız" noktaların da gezinip duruyorsunuz."

**

Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nde bunu söylemeyen, bu serzenişte bulunmayan kaldı mı?" Derseniz...

"Kalmadı" der geçerim.. Fakaaaaaat;

"Kim adam, kim değil?" Olanları da seçerim..

"Adana, ekonomik, sosyal, kültürel anlam da neden gerilere düşüyor?"

Diyorlar ya HANİ..

Sebebi, "Basına hem kel, hem fodul bakmaktır YANİ."

Adana, her manada kalkınmak, müreffeh adımlar atmak istiyorsa;

"Bu ancak ve ancak Adana Basını'nın güçlü ve özgür olmasıyla mümkündür..

-Sizler, koskoca Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'ni YOK sayacak, "olsalar da olur olmasalar da olur" şeklinde koftirik düşünceler üreteceksiniz...

YOK saydığınız cemiyet sizlere KOF bakmayacak,

VAR sayacak öyle mi?

Reklam verme, abone olma, bayiiden gazeteni alma... Sonra utanmadan, sıkılmadan, hayâ duymadan zeytinyağı misali suyun yüzünde yüzmeye çalış..

-"Sesimiz kim olacak?" de.

-"Sesimizi kim duyuracak" de.

-"Unutulduk" de.

-"Umursayanımız yok" de.

-"Kaale alanımız yok" de.

Kimin kimi unuttuğu, kimin kimi umursamadığı, kimin kimi kaale almadığı "net olarak" ortada, ve hatta ortalıklardayken;

-Yalana sığınmayın.

-Net olun.

-Utanın.

-Sıkılın.

-Ar edin.

-Hicap duyun.

Ve ve ve;

-Susun bari.