Z Kuşağı şöyle, Z Kuşağı böyle deyip, deyip duruyoruz…

Aslında Z Kuşağı gençlerinin doğru kararlarla, geleceğini garanti altına almalarından başka bir beklentimiz de, istediğimiz de yok.

E, biraz da anne-babasına, büyüklerine, çevresine karşı saygı ve terbiyeli olmalarını isteriz.  

Aslen ne yapıyorlarsa, kendilerine yapıyorlar.

Büyükleri birazcık nasihat verdiğinde ise garip mimiklerin eşliğinde, asi sert çıkışları ve ‘Yeter, rahat bırakın beni!’ söylemleri ile insanı konuşup konuşacağına pişman ederler.

Günümüzde maalesef Z Kuşağı’nın yaratmış olduğu kötü intiba, yeni yetme ergenleri de etkiliyor.

Nasıl mı?

***

Ergen bireyin kendinden 2-3 yaş büyük gençten ne görüyorsa, yaşantısına da etki ediyor. O nasıl davranıyorsa öyle davranıyor, aynı şekilde taklit ediyor.

‘Neden böyle davranıyorsun?’ diye sorulduğunda ise; “Bilmem ne abi-abla da öyle yapıyor. Ona bir şey demiyorsunuz da, bana neden çemkiriyorsunuz! Anlamış değilim..” kıyaslaması yaparak zeytinyağı gibi üste çıkmayı da başarılar. İnanması güç, ama kötü olan yine siz olursunuz.

Hayata dair bir beklentisi olmadığını, neden dünyaya geldiğini, yapılan her işin, harcanan emeğin boş olduğunu sorgulayan ve savunan mantıkla hareket eden gençlerimizin çoğunlukta olması acı verici.

Peki, Z Kuşağı genelde ne yapar?

Öncelikle odalarından çıkmazlar...

Tuvalet, lavabo ihtiyaçları dışında dışarı adım atmazlar. Odalarında yer-içer, eve gelen babasını dahi görmez! Hasbelkader, tesadüfen babalarını gören çocuklar, soğuk ve samimiyetsiz tavırlarla, “Aa, baba sen mi geldin?” der ve ebeveynleri çileden çıkarırlar!

***

Bir bebeğin elindeki emzik veya biberon misali, onlar da telefonlarını ellerinden düşürmez. 5 dakika telefonlarından uzak kalanların, sinir krizleri geçirdiğine de şahit oluyoruz.

Peki, bu kadar eleştirdiğimiz Z Kuşağı gençleri başka neler yapar?

Az evvel de söylediğim gibi, ellerinden cep telefonları düşmüyor.

Telefonun şarjı bittiği anlarda ise, bu sefer bilgisayar ve tabletler devreye giriyor.

Ders çalışma bahanesiyle yine odalarına kapanıp, internet canavarının peşine takılıyor.

Sosyal medya ve bilgisayar oyunları, ne ders çalıştırıyor, ne de toplum içine çıkarıyor.

“Hadi kızım, hadi oğlum 5 dakika odandan çık da, yüzünü göreyim!” ısrarları nafile.

Evladını özleyen, birazcık sohbet etmek isteyen anne-babalarını kapı dışarı edecek kadar canavarlaşan bir nesil var maalesef.

Bu nasıl gençlik, anlamış değilim.

Sağlıcakla kalın…