Siyaseti bir kenara bırakın artık. Çünkü mesele siyaset değil; mesele insan. Mesele, her geçen gün biraz daha elimizden kayıp giden çocuklarımız. Sessizce, göz göre göre araya giden bir nesil var ve hiçbirimiz bunu gerçekten görmüyoruz.

Gözümüzü, çocuklarımıza kapatmış durumdayız. Onların haykırışlarını duymuyor, duymak istemiyoruz. Oysa İzmir’de yaşanan ve yüreklerimizi dağlayan son olay, bu çocuk nasıl yetiştirildi, kimlerden güç aldı, arkasında kimler var ki böyle vahşileşiyorlar.

Henüz 16 yaşında, iki polis memurumuzu şehit ediyor. Bu nasıl bir acıdır? Nasıl bir ihmaldir? Bir yanda bu trajedi yaşanırken, diğer yanda Trabzon-Beşiktaş maçı öncesi Ahmet Minguzzi, kendi yaşıtı bir çocuk tarafından beş kez bıçaklanarak hayattan koparılıyor. Gençlerimiz okulda, sokakta, ekran başında şiddetle besleniyor, suçla iç içe büyüyor.

Hemen her gün haberlerde mafya usulü cinayetlerde çocuklarımızı görüyoruz. Uyuşturucu baronları, kara bulut gibi çökmüş gençliğimizin üstüne. Gencecik çocuklar, sokak aralarında satıcıların kurbanı oluyor. Televizyonlarda yayınlanan, racon kesen dizilerden rol model alan gençler, okul koridorlarında arkadaşlarının boğazını kesebiliyor. Bu nasıl bir cinnet hâlidir?

Araya giden bir nesil var. Üstelik her geçen gün biraz daha fazla karanlığa çekiliyorlar. Mafyanın elinden kurtulsalar, tarikatların ağına düşüyorlar. Tarikatlardan kaçsalar, uyuşturucunun pençesine yakalanıyorlar. Çocuklarımız bir çıkmazda. Kayıp gidiyorlar ellerimizden.

Ve biz ne yapıyoruz? İşin kolayına kaçıyoruz. "Polis bulsun, jandarma yakalasın," diyoruz. Oysa bu çocuklar bizim evlerimizde büyüyor. Ya da büyüyemiyor. Onlara sevgi veremiyoruz, değer veremiyoruz, yol gösteremiyoruz. Sonra da başkalarının kurduğu karanlık düzenlerin ellerine bırakıyoruz.

Yazık değil mi iki polisimizin ailesine? Yazık değil mi o şehitlerin çocuklarına? Bir polis kolay mı yetişiyor? Bir evlat kolay mı yetişiyor?

Toplum olarak uyanmalıyız. İddia ediyorum, durum düşündüğümüzden çok daha vahim. Bu tabloyu artık küçümseyemeyiz, erteleyemeyiz. İrkilip kendimize gelmemiz gerekiyor. Hep birlikte; aileler, öğretmenler, sanatçılar, siyasetçiler, gazeteciler, kanaat önderleri, hepimiz bu büyük tehdidin karşısında birleşmeliyiz.

Artık çocuklarımızı kaybetmemeliyiz.