İşler zaten ağırlıklı olarak öyle yürüyordu ama son zamanlarda bu konu daha da belirginleşti ve daha da ağırlıklı duruma geldi.
Neden söz ediyorum?
İnsanların kafalarında oluşmuş şablona göre fikir üretmelerinden söz ediyorum. Diğer bir ifade ile insanların kafalarındaki fikirleri sorgulamamalarından söz ediyorum. Şu veya bu biçimde kafanda belki çocukken, belki gençken bir fikir, bir görüş, bir düşünce oluşabilir. İnsanların bulunduğu ortam da fikir, düşünce, görüş oluşmasında etkili olabilir. Bunlar anlaşılabilir durumlar, kabul edilebilir gerçekler. Tamam, da insanın bir de başka özelliği var. Nedir o? Akıl! Akıl demek, aklı kullanmak demek, akıllı olmak demek sadece Mu-ha-ke-me et-mek-tir. O halde kafamızda oluşan fikir, düşünce ve görüşleri muhakeme ederek sahiplenirsek belki de farklı noktalara gidebiliriz. Muhakeme etme gerekliliğine inandığımız andan itibaren bu işi yapmak zorundayız. Aksi takdirde değişmeyen, tamamen dış etkilere açık, kullanılmaya ve yönlendirilmeye uygun bir duruma gelmiş olmaz mıyız? Çocukluk ve hadi gençlik zamanımızda kafamızda oluşan fikirleri sorgulamadan devam ettirirsek çocukluğumuzdan farkımız kalır mı? Dünya değişiyor, çevre değişiyor, şartlar değişiyor, zaman değişiyor ama bizim fikirlerimiz değişmiyor, böyle bir durum doğru olabilir mi?
Yaşamanın bütün kuralları mutlaka değişmelidir anlamını elbette çıkarmayalım. Değişmesi doğru olmayan kurallar bunun dışındadır. Söz ettiğim konular daha çok düşünce, fikir ve daha belirgin biçimiyle siyasi değerler ile ilgili konulardır. Bu konuların içerisine inanç konusunu da katabiliriz. Sıradan kişilerden öğrendiklerimizi kendi sorgulamalarımıza bağlı olarak, muhakeme yaparak, araştırarak, yani aklımızı kullanarak değerlendirsek daha iyi, daha doğru olmaz mı?
Bugünlerde böyle bir konuyu yazma gereği duymuş olmam neden biliyor musunuz?
Aslında hayatın her dönemi için ve zamanın her anı için geçerli olan bu konuya bugün çok daha fazla ihtiyacımız var. Çünkü aynı kavramları kullandığını zanneden ve hatta çok ilginçtir ki aynı kavramları kullanan(!) insanlar birbirlerinden tamamen farklı noktadalar. Neden böyle oluyor? Çünkü birçok insan kafalarında çok önceden oluşan şablonları göre bakıyorlar olaylara. Başkalarının etkisi ve yönlendirmesi ile oluşmuş o şablonlar aynı biçimde başkalarının etki ve yönlendirmesi ile yürürse işte böyle sonuç verir. Deneyim, tecrübe nedir? Kendi ve başkalarının yaşadıklarından sonuç çıkarmaktır. Bunu yapmazsan işte etkiye açık bir biçimde yönlendirilirsin.
Bir örnekle meramımızı anlatalım. Türk Milleti'ne bağlılıkta tereddüt etmiyor isek ki aslında kimse etmiyor(!), Türk Milleti'nin lehine ve aleyhine olan işlerde neden farklı noktalarda duruyoruz?
Bu arada şunu eklemezsem eksiklik olur: Bütün bu anlattıklarımı gayet iyi bilip, anlayıp da kişisel hesapları adına bildiğini okumaya devam edenlere bir diyeceğim yok.