SIzi karanlık dehlizlere abone etseler, tek sermayeniz olan, üzerinizdeki yorganı çekip, ayaza mahkûm bıraksalar, vücudunuzun taşıyacağı omurgalarınızı alsalar, diz kapanlarınıza "tırpan" vursalar, evinizin ortasındaki direği sökseler, ciğerinizin yarısını GAYB'a gönderseler, dalağınızı daraltsalar, böbreklerinizi susuz koysalar, belleğinizdekileri silseler, bileklerinizi prangalasalar, Ve.. Ve.. Ve.. Ümüğünüze basıp, böğrünüze hançeri soksalar;

Ne kalır geriye yaşama dair?

Tükenirsiniz değil mi?

PES dersiniz değil mi?

Kalan yıllarınız "tuzsuz aşa" benzer değil mi?

........

Kim, neyi, nasıl, hangi biçimde anlarsa anlasın, hiç umurumda değil... Ben bugün, bizlere dayatılan "acımasız şartlara" bu pencereden bakıyorum, bakmaya da devam edeceğim.!

-Zamkolikler var,

-Doyumsuzlar var,

-Edepsizler var,

-Engerekler var,

-Ahlaksızlar var,

-Hayasızlar var,

-Aymazlar var,

-Arsızlar var,

-Sırtlan sürüleri var.!

.........

Akaryakıt ucuzlar, "indirim" yapan bir Allah kulu var mı?

Yok.

En ufacık ZAM sonrası "bindirim" yapan var mı?

Çooook.

Bunca YOK arasında, benim de yönetenlerden(!) umudum yok,

Denetenlerden(!) hiç yok, denetenleri denettiklerini söyleyen "yalancı taifesinden" HİÇ Mİ HİÇ YOK.!

Tilki geçinen güruh, kimseden tırsmadan, korkmadan, çekinmeden canının istediği "en okkalı" zammı yapıyor.!

Bakan var mı?

!!!!!

Gören var mı?

!!!!!

Takan var mı?

!!!!!

Gördüğünü, bilmesi gerekenlere "bildiren" var mı?

!!!!!

-Tam bir ahbap- çavuş ilişkisi,

-Tam bir danışıklı dövüş (!)

-Tam bir "akçeli işlere" uzaklardan yardımcı olma anlayışı.!

Kuru gıdalar, ipinden boşalan "İngiliz TAYI" et, balık, peynir, zeytinyağı, diğer ürünler, "Mete Gazoz YAYI.!

Yaşa yaşayabilirsen.!

50 kilometrelik bir mesafe için alınan ücret; 80 lira... Bu rakam yaz ayında 100 lirayı bulur, hatta geçerse sakın ola kimse şaşırmasın.!

Bakan yok, takan yok, hesap soran, hesap yazan yok ya nasılsa;

Hesap kesmesi gerekenler de doğal olarak sırra kadem basıp, "yok oğlu yok" oluyor.!

-Evimizin orta direği çökmüş;

-Kimin umurunda.!

-Bitip, tükenmişiz;

-Kime ne.!

-Soluksuz kalmışız;

'Kim görüyor.!

-Ferivan ediyoruz;

-Kim ipliyor.!

Hal ve ahvalimiz böyle olunca da;

"BİNDİRİM HOŞE, İNDİRİM BOŞE" demekten başka şansımız kalmıyor.!

"Bizlere bu şansı(!) veren zat-ı muhteremlere(!) bir milyar bir kez SELAM(!) olsun.!"