"Yaşlı olduğum halde, her gün yeni bir şey öğreniyorum" diye başladığı dizesini şöyle bitirir: "Öğrene öğrene ihtiyarlıyorum." Jean-Jacques Rousseau ‘’Yalnız Gezerin Düşleri’’ (Bordo Siyah Yayınları, 2004) adlı kitabındaki üçüncü ‘’Gezi’’ başlıklı bölümü Solon’un bu '’Öğrene öğrene ihtiyarlıyorum'' sözüyle başlar ve Rousseau kitabında bu sözü şöyle devam ettirir: ‘’İhtiyarlarımız her şeyi düşünüyor ve öğreniyorlar ama nasıl öleceklerini hiç düşünmüyorlar.!’’' Ve ekliyordu Rousseau; ‘’Ölürken nasıl yaşamak gerektiğini anlamanın ne yararı var?’’
Oğlunun ölümüne ağlarken bir dostu Solon’a; "ağlamakla bir şey elde edemezsin" diye kendisine teselli etmeye çalıştığında, dostuna şu cevabı verir: "Ben de bunun için ağlıyorum ya zaten!"
Fahişeliği dünyada yasallaştıran ilk kişidir. Bu sebepten ötürü, döneminde devlet kurtarıcısı, velinimet, kötülükleri ve kargaşayı önleyen olarak görülür. Bu nedenle kendisi için şu dizeler söylenir:
"Tüm erkekler adına iyi iş başardın ey Solon,
çünkü onlar diyorlar ki, sen ilk görensin
halkın değer ölçülerini."
Kendisine sorarlar: ‘’Sen ki Aristo'nun sayabildiği 158 anayasa dâhil her şeyi bilirsin, söyle bize, en iyi anayasa hangisidir?’’ Solon adamı şöyle bir süzüp sakince cevap verir: ‘’Önce siz söyleyin bana, hangi halk ve tarihin hangi aşaması için?’’
Bir keresinde Mecliste yaptığı konuşmada şöyle diyordu Solon: “Pek çoğunuzdan daha bilgeyim, pek çoğunuzdan daha yürekliyim. Peisistratos’un (*) kötü oyunlarını anlamamış olanlardan daha bilgeyim, bu oyunları bilen, ama korkudan ağzını açamayanlardan daha yürekliyim.”
Çokları onu deli diye görme eğilimindeydi. O buna karşı kendini bir şiirinde şöyle anlatmaya çalışır:
“Ben deliysem yurttaşlar yakında siz de deli olacaksınız.
Deli olacaksınız gerçeklerle yüz yüze geldiğiniz zaman.”
Solon’dan günümüze öğütler:
*Adaleti ödül beklemeden yerine getirin.
*Her gün yeni bir şey öğrenerek yaşlanın.
*Konuşma eylemlerin aynasıdır. Kendinizin ve çevrenizdekilerin sözlerine dikkat edin.
*Tavsiyede bulunurken arkadaşını mutlu etmeye değil, ona yardım etmeyi hedefleyin.
*Üzüntü doğuran zevklerden kaçının.
*Çabuk dost edinme, edindiğin dostlukları da çabuk gözden düşürme.
*Sevinç gözyaşlarını asla silmeyin.
*Yarın için en iyi yatırım, bugün yaptığımız iyiliktir.
Solon'dan günümüze şiirler:
Solon bir şiirinde şunları yazar:
“Kar ve dolu getiren fırtınalar bulutlardan gelir,
Gök gürültüleri koyulur dupduru gökte,
Kentler çok zaman güçlülerin elinde yok olur,
Halk bir tiranın kölesi olur cahillikle.”
Solon, Atina’dan tiran olmamak için ayrıldıktan sonra, Mısır’a, Kıbrıs'a ve Anadolu’ya gider. Daha sonra Sicilya’da bir kent kurar. Kente Solon’un adından giderek Solos adı verilir. Solon, Solos’a Atinalıların yerleşmesini sağlar. Şehirde Peisistratos tiran olunca Solon Atinalılara şu şiiri yazar:
“Kendi yanlışınız yüzünden mutsuzsanız,
Suçu tanrıların üstüne atmayın.
Önderlerinize yönetimi veren sizsiniz.
Bu yüzden sefil köleler oldunuz.
Şimdi bir tilkinin izini sürüyorsunuz.
Bomboş bir kafanız var.
Çeneye kuvvet boş sözler üretiyorsunuz.
Yapıp ettiklerinizle ilgili hiçbir kaygınız yok.”
Solon’un, yasaları yazdıktan sonra bir tiran olarak görülmemek için kendi isteğiyle on yıllık bir sürgüne gittiğini yazmıştık. Solon bu sürgün sırasında Mısır'a, Kıbrıs'a ve Anadolu’ya da uğrar. Anadolu’da Bizim ‘’Karun’’ diye bildiğimiz Lidya Kralı Krezüs’ün (M.Ö. 560 - 546) misafiri olur...
(*) Peisistratos; Atinalı devlet adamıdır.,
(M.Ö. 600- M.Ö. 527). Megara ile yapılan bir savaşta Nisaea’yı ele geçirince ünlenir. Daha sonra Diakreia ya da Diakria çoban ve oduncularının kurdukları halkçı dağ partisinin başına geçer. Peisistratos'un kısa zamanda halk tarafından tutulduğuna tanık olan Solon, ileride tiranlık kurabileceğine işaret ederek ona muhalefet eder. Peisistratos, kişisel bir muhafız birliği kurarak M.Ö. 560’ta Akropolis’i ve iktidarı ele geçirmeyi başarır. Ancak Kıyı (Raralia) ve Ova (Pedieis) partilerinin kendisine karşı birleşmesiyle iki kez Atina dışına sürülür. M.Ö. 546’da kurduğu paralı orduyla karşıtlarını yenerek tiranlığını ilan eder..