Millet olarak, toplum olarak çok duyarlıyız. En başta inanç duyarlılığımız var. Sonra, gelenek görenek, örf, adet duyarlılığımız var. Bir de, söylenen, dedikodu, hurafe, tezvirat vb. gibi hususlara duyarlıyız. Genel de neden? Niçin? Nasıl? Demeden, çoğunlukla bunlara inanırız. Hep duyarız, Üçler, Yediler, Kırklar… Peki nedir bu? Kimlerdir? Gayrimüslimler Nasıl Cennete Gidebilir? Allah’a Teslim Olmak! Ağır Hastanın Öleceğinin İşareti Nedir? Ölüm Anında Görevli Melekler! Ha keza Meleklerimiz, Biz Ölünce Ne Yapar?

Bu konu, gerçekten, enteresan, hem de çok enteresan bir konu.

Evet, hep hep duyduğumuz gibi; “Bir”, “Üçler”, “Yediler” “Kırklar…”

Nedir bunlar? Bunların hepsi, Peygamberimizin ümmeti, ama, bağlandığı yerler farklı. Her devirde, Peygamberimize vâris bir kişi gelir, zamanın imamı. Her devirde aynı. Her devirde, Hz. İsâ için; üç kişi gelir. Her devirde, Hz. Musa için; yedi kişi gelir. Her devirde, Hazreti İbrahim için; kırk kişi gelir. Her devirde bunlar var. Niçin? Hz. İbrahim Hanif dini… Dünyaya tek bir din geldi, ikinci bir din gelmedi. Bugün, Tevrat’ta, İncil’de, Zebur’daki bir çok ayet, Kur’an’da da var.

“Amentü billahi ve Melâiketihi ve Kütübihî”

Bütün kitaplara iman ediyorsun. “… ve Resuluhi” bütün peygamberlere iman ediyorsun. Tek din geldi Hanif, Hz. Adem’den Peygamberimize kadar bütün peygamberler “Lâ ilahe illallah” der.

Şimdi bakın, Hristiyanlardan da cennete girenler var. Yahudi’dende var. Müslüman’danda var. “Elhamdülillahi Rabbilâlemin” diyoruz. Âlemlerin, herkesin Rabbi.

Burada incelik ne? Şimdi, Amerika’nın ücra bir köşesinde veya bir yerinde veya Avusturalya’nın bir yerinde birisi doğdu, (Allah adildir.) ve tahrif edilmiş İncil’e inandırıldı. Tahrif edilmiş Zebur’a inandırıldı. Bunun tahrif edildiğine asla ihtimal vermedi. Ve buna iman etti. Bununla amel etti adam. Büyük günahları da işlemedi. Ölüm anı geldi.

Ölümü anında, Hristiyan ise bu adam, Hz. İsa Aleyhisselam’ın ruhâniyeti gelir ve kendisine ait olan üç tane vekille, bunun başına gelir der ki:

“Bak, sen buna inandırıldın, sen de buna temiz inancın yüzünden iman ettin, bir ömür bununla amel ettin ama, hepsi bâtıl”. Allahü teala seyyihatı, hasenata; hasenatı, seyyihata çevirir. “Ben’im mekrimden emin olmayınız”.

Şimdi, canını vermeden, “La ilahe illallah Muhammed’in Resulullah” de, senin o batıl amelini, Allah, hasenata çevirir ve cennete gidersin. Bu kişi, bu teklifi kabul ederde, “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah” derse, cennete gider. Demez de itiraz ederse, cehenneme gider.

Aynı şey Musevi içinde geçerli, Hz. Musa’nın ruhaniyeti gelir ve kendisinin bu devirde yedi tane ruhaniyeti var. Her devirde bunlar var. Aynı teklif yapılır. Sadece Hz. İbrahim’e öyle güzel ki, Hanif dinidir, tahrif edilmemiş dindir. İslam’dır. Zaten Hanif dini, Hz. İbrahim’in dini İslam’dır.

“Bu teklifi kabul edenlerin seyyihatını, hasenata çeviririz” diyor Allah, etmeyenlerinde “Hasenatını, seyyihata çeviririz” diyor. Ha, o tarzda giderse, cehennemin dibine gider. Şimdi, bu tür sorularda detaylı bilinmesi gereken şeyler var. Detaylı bilinmezse, bu kafirdir, bu cehennemliktir demek,doğru bir olay değildir. Sen her gördüğünü Hızır, her geceyi Kadir bilecen, dervişin hali budur, müminin hali budur. Müslümanlar, birinin derdini kendine dert edinendir.

Mesela bir Müslüman’a; “Sen iyi misin?” demek; “Sen manyaksın!” demek, “Sen aptalsın” demek, “Sen kafasızsın” demektir. Müslüman asla iyi olmaz. Niçin? Çünkü Filistin’deki Müslüman’ın derdi bana dertken, ben nasıl iyi olurum ya! Peygamber (s.a.v.) diyor ki; “Müslüman’ların derdini, dert edinmeyen onlardan değildir.” diyor.

Yarın devam edeceğiz…