Uzmanlar, kanser tedavisinin yalnızca hastalığı kontrol altına almakla sınırlı olmadığını, hastaların tedavi sonrasındaki yaşamlarının ve gelecekte ebeveyn olma ihtimallerinin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Onkofertilite Araştırmaları Derneği tarafından Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kışla Yerleşkesi’nde düzenlenen Onkofertilite Sempozyumu, farklı tıp branşlarından uzmanları Adana’da bir araya getirdi.

İstanbul’da gerçekleştirilen I. Onkofertilite Kongresi’nin ardından Türkiye’nin farklı bölgelerinde düzenlenmesi planlanan Onkofertilite Sempozyumları Programı’nın ilk bölgesel toplantısı Adana’da gerçekleştirildi.

Sempozyumda, kanser tedavileri nedeniyle infertilite riski bulunan hastaların tedavi öncesinde ve sonrasında değerlendirilmesi, üreme potansiyellerinin korunmasına yönelik yöntemler ve hastaların gelecekte ebeveyn olma süreçlerinde desteklenmesi konuşuldu.

Farklı Branşlar Aynı Masada Buluştu

Toplantıda medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, jinekolojik onkoloji, üreme endokrinolojisi ve infertilite, üroloji, hematoloji, pediatrik onkoloji, genel cerrahi ve genetik gibi farklı alanlardan uzmanların yanı sıra hemşireler ve psikologlar da yer aldı.

Uzmanlar, özellikle kanser tedavisi nedeniyle fertilitesini kaybetme riski bulunan hastalarda, tedavi planlamasının farklı branşların iş birliği içerisinde yürütülmesinin önemine dikkat çekti.

“Tedavi Sonrasındaki Yaşam Da En Az Hastalığın Kontrolü Kadar Önemli”

Onkofertilite Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Çelik, sempozyumun temel amacının hastayı yalnızca mevcut hastalığı üzerinden değil, gelecekteki yaşam beklentileriyle birlikte değerlendirmek olduğunu belirtti.

Topuk Ağrısı Çekenler Dikkat! Ağrının Yeri Hastalığın Sebebini Ele Veriyor
Topuk Ağrısı Çekenler Dikkat! Ağrının Yeri Hastalığın Sebebini Ele Veriyor
İçeriği Görüntüle

Çelik, “Bu sempozyumda kanser hastalarının üreme potansiyelini korumak, mümkün olduğunca geliştirmek ve ebeveyn olmaya giden yolda onların yanında olmak için bilim dünyasının en üst düzeydeki farklı disiplinlerini Başkent Üniversitesi çatısı altında bir araya getirdik” dedi.

Kanser tedavilerinin özellikle genç hastaların fertilitesini ciddi şekilde etkileyebildiğine dikkat çeken Çelik, tedavi sürecinin başlangıcında hastaların gelecekte çocuk sahibi olma isteğinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.

Çelik, “Kanser tanısı aldığında hastanın ve ailesinin doğal olarak ilk düşüncesi yaşamını kurtarmaktır. Ancak günümüzde kanser tedavisindeki başarılarımız arttıkça, tedavi sonrasındaki yaşam da en az hastalığın kontrolü kadar önem kazanıyor. Hastamızın ileride anne veya baba olmak isteyebileceğini daha tedavinin başlangıcında düşünmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

“Başarıyı Sadece Tümörün Ortadan Kaldırılmasıyla Değerlendiremeyiz”

Sempozyum Direktörü Prof. Dr. Fatih Köse ise modern onkolojinin hedeflerinin yalnızca hastanın yaşam süresini uzatmakla sınırlı olmadığını ifade etti.

Köse, “Bugün geldiğimiz noktada kanser tedavisindeki başarıyı sadece tümörün ortadan kaldırılması veya hastanın daha uzun yaşaması üzerinden değerlendiremeyiz” dedi.

Hastanın tedavi sonrasında nasıl bir hayat sürdüreceğinin, ailesini nasıl kuracağının ve sosyal ve mesleki yaşamına nasıl devam edeceğinin de modern onkolojinin önemli soruları arasında yer aldığını belirten Köse, onkoloji ile üreme sağlığı alanlarının daha yakın iş birliği yapması gerektiğini vurguladı.

“Değerli Bir Zaman Penceremiz Bulunuyor”

Kanser tedavisini planlayan ekip ile üreme sağlığı ekibinin hastayı mümkün olan en erken dönemde birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirten Köse, bazı hastalarda fertiliteyi koruyabilmek açısından önemli bir zaman aralığının bulunduğuna dikkat çekti.

Adana’da gerçekleştirilen ilk bölgesel toplantının ardından Onkofertilite Sempozyumları Programı’nın Türkiye’nin farklı bölgelerinde devam edeceği bildirildi.

Kaynak: İHA