Eğitim-İş Adana 2 No’lu Şube’nin toplantı salonunda gerçekleştirilen programda, aramızdan ayrılan edebiyatçıların hayatları bu kez yalnızca eserleri üzerinden değil, eşlerinin ve yakınlarının hafızasından anlatıldı.
Program boyunca şiirler okunurken salonda duygu dolu anlar yaşandı. Kimi şiirler yutkunarak, kimi dizeler ise gözyaşları eşliğinde seslendirildi.
Edebiyatın Hafızası Yeniden Canlandı
“Gidenlerin Ardından” programına Adana’nın şair, yazar ve sanat çevrelerinden çok sayıda isim katıldı.
Programın dikkat çeken yönü, hayatını kaybeden edebiyatçıların eşlerinin, hayat arkadaşlarını bu kez kitapların ve eserlerin ötesinde anlatması oldu. Ev yaşamından anılara, birlikte geçirilen yıllardan edebiyat yolculuklarına kadar pek çok hatıra salonda paylaşıldı.
Programı hazırlayan Yönetmen Kubilay Altuntaş ile edebiyat dostu İlhan Kemal, Adana’nın kültür ve sanat belleğinde iz bırakan isimleri yeniden hatırlatmak amacıyla etkinliği gerçekleştirdi.
Altuntaş ve Kemal, programın çıkış noktasını “O güzel insanlar kelebek olup uçtular” sözleriyle ifade etti.
Etkinlikte Adnan Yücel, Dilvin Fadel Ali, Bahattin Yıldız, Mehmet Ak, H. Hüseyin Gündüzalp, Bahattin Avcı ve Bülent Gökgöl anıldı.
“Bir Kenti Kent Yapan Olgulardan Biri De Kültürdür”
Programda konuşan Ayşe Yücel, eşi büyük şair Adnan Yücel’i anlatırken aynı zamanda Adana’nın kültür ve edebiyat belleğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çukurova’nın bereketli topraklarının yalnızca ekonomik değil, kültürel açıdan da önemli bir zenginlik oluşturduğunu belirten Yücel, Adana’nın farklı dönemlerde ülkenin çeşitli bölgelerinden gelen insanlar için bir çekim merkezi olduğunu ifade etti.
Yücel, bu topraklarda yetişen edebiyatçıların yerelden ulusala, ulusaldan evrensele uzanan bir yolculuk gerçekleştirdiğini dile getirdi.
Yaşar Kemal ve Orhan Kemal örneklerini veren Yücel, Adana’nın yalnızca tarım ve sanayiyle değil, edebiyat ve sanat üretimiyle de anılması gerektiğine dikkat çekti.
2000’li yıllardan günümüze kadar çok sayıda edebiyat dergisinin yayımlandığını, edebiyat derneklerinin kurulduğunu ve çeşitli etkinlikler düzenlendiğini anlatan Yücel, bu çalışmaların büyük ölçüde karşılık beklenmeden sürdürüldüğünü söyledi.
Yücel ayrıca, edebiyat insanlarının yaşarken sahiplenilmesinin önemine dikkat çekerek, hayatını kaybeden şair ve yazarların hatıralarına sahip çıkılmasının da kentin kültürel sorumluluğu olduğunu belirtti.
“İnsan Olmak Nedir Ki?”
Etkinliğin kendisi açısından da ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Ayşe Yücel, Adnan Yücel ve diğer edebiyatçı dostlarıyla geçmişte aynı edebiyat yolculuğunda yer aldıklarını anlattı.
Yücel, Lir Sanat, İmgelen Çocukları ve Öteki Dergisi Kültür Sanat Girişimi gibi çalışmalar içerisinde birlikte emek verdiklerini belirtti.
Konuşmasını ise şu anlamlı sözlerle tamamladı:
“İnsan olmak nedir ki? Unutmayıştan, hatırda tutuştan ve vefadan başka...”
Dilvin Fadel Ali De Anıldı
Programda savaşın, göçün ve yersiz yurtsuzluğun izlerini eserlerine taşıyan ressam Dilvin Fadel Ali de unutulmadı.
Dilvin Fadel Ali’yi anlatan edebiyat insanı ve ressam Alişer Avcı, sanatçının yaşamının savaş ve göçle şekillendiğine ve sanatın kendisini ifade etmesinde önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çekti.
Ali’nin toplumcu gerçekçi bir sanat anlayışıyla eserler verdiği, çalışmalarında göç, savaş, kadın, mülteci olma ve insanlık dramları gibi konulara yer verdiği aktarıldı.
Programda, sanatçının eserleriyle yaşamaya devam edeceği vurgulanırken, Dilvin Fadel Ali’nin şahsında savaşların, göçün ve yersiz yurtsuzluğun gölgesinde yaşamak zorunda kalan insanlar da hatırlandı.
Adnan Yücel’in Şiir Yolculuğu Anlatıldı
Ayşe Yücel, eşi Adnan Yücel’in gençlik yıllarından başlayan edebiyat serüvenine ilişkin anılarını da paylaştı.
Adnan Yücel’in gençlik dönemindeki eğitim ve yaşam sürecinden söz eden Yücel, Hukuk Fakültesini kazanmasına rağmen daha sonra bu yoldan vazgeçtiğini ve “Benim işim edebiyat” diyerek öğretmenlik ile şiir yolculuğuna yöneldiğini anlattı.
Yücel’in edebiyat yaşamında usta şair Hasan Hüseyin Korkmazgil ile kurduğu dostluğun da önemli bir yere sahip olduğu belirtildi.
Hasan Hüseyin Korkmazgil’in genç Adnan Yücel’i şiirde kendi sesini bulmaya teşvik ettiği ve yazmaya yönlendirdiği aktarıldı.
“Hangi Şiire Başlasam Suskunum Sana…”
Programın en duygusal anlarından biri, Adnan Yücel’in “Suskunum Sana” şiirinin okunmasıyla yaşandı.
“Hangi şiire başlasam suskunum sana” dizeleriyle başlayan şiir, salonda derin bir sessizlik oluşturdu.
Özlem, aşk, mücadele, acı ve suskunluğun iç içe geçtiği şiir, yıllar sonra bir anma programında yeniden seslendirilirken, Adnan Yücel’in ardından bıraktığı şiir mirası da bir kez daha hatırlandı.
Bahattin Avcı İçin Duygu Dolu Sözler
Programda merhum yazar Bahattin Avcı’nın eşi de söz aldı.
Edebiyatın dünyadaki kabalıkları yontup hayatı inceltme sanatı olduğunu ifade eden Avcı’nın eşi, Bahattin Avcı’nın da yaşamı, sözü ve kalemiyle hayatı incelten bir sanat insanı olduğunu söyledi.
Bahattin Avcı’nın yazdığı satırları önce kendisine okuttuğunu anlatan eşi, onun eserlerinde yer alan estetik ve zarafete duyduğu hayranlığı dile getirdi.
Avcı’nın “Rüya Gezgini” adlı deneme kitabının yanı sıra “Sürüldüklerimiz” adlı deneme dosyası ve yarım kalan “Şems-i Mevlâ” roman çalışmasının geride kaldığı belirtildi.
Bahattin Avcı’nın dünyaya soldan bakan ve güzel bir geleceğe inanan bir düşün insanı olduğu ifade edilirken, yazma tutkusunun ölümünden sonra da eserleri aracılığıyla yaşamaya devam edeceği vurgulandı.
Klasik Bir Anmadan Çok Daha Fazlası
“Gidenlerin Ardından” programı, yalnızca bir anma etkinliği olmanın ötesinde, Adana’nın kültür ve sanat belleğini yeniden buluşturan bir geceye dönüştü.
Şair ve yazarlar bu kez yalnızca kitapları, eserleri ve edebi kişilikleriyle değil; eşlerinin hafızalarındaki halleriyle, evlerinin içindeki anılarıyla ve birlikte yaşanmışlıklarıyla anlatıldı.
Kimi zaman bir şiirin ilk kez okunmasının heyecanı, kimi zaman bir dost meclisinin hatırası, kimi zaman da bir kitabın eve geliş hikâyesi salona taşındı.
Ve gece boyunca aynı duygu öne çıktı:
Bazı insanlar aramızdan ayrıldığında tamamen gitmiyor.
Bir şiirin dizesinde, bir kitabın sayfasında, bir dostun hafızasında ve sevdiği insanın sesinde yaşamaya devam ediyor.
Adana’nın Kültür Belleğine Vefa
Program, Adana’nın yetiştirdiği ve kentin kültür-sanat hayatına katkı sunmuş isimlerin unutulmaması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.
Etkinlikte dile getirilen ortak duygu; gidenleri unutmamak, yaşayan edebiyatçıların kıymetini bilmek ve kültür insanlarının bıraktığı mirasa sahip çıkmak oldu.
“Gidenlerin Ardından” gecesi, geride kalanlara edebiyatın yalnızca kitaplardan ibaret olmadığını, bir kentin hafızasını da taşıdığını hatırlattı.
Ve gecenin adı gibi, hafızalarda şu söz kaldı:
“O güzel insanlar kelebek olup uçtular.”
Ama onların bıraktığı şiirler, kitaplar, resimler ve hatıralar Adana’nın kültür dünyasında yaşamaya devam ediyor.





