Asıl karanlık tablo ise sahanın arkasında yaşanıyor.
Milli Takım üç maçta üç yenilgi alırken, Türk futbolunun yönetim anlayışı da tarihinin en ağır sorgulamalarından birinin içerisinde bulunuyor. Bir tarafta sahadaki başarısız sonuçlar, diğer tarafta Merkez Hakem Kurulu’na yönelik adli soruşturma...
MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ile birlikte bazı kurul üyelerinin, mobbing/eziyet ve resmi belgede sahtecilik iddiaları kapsamında gözaltına alınması, ardından soruşturma dosyasına hakem atamaları, klasmanlar, sınavlar ve görevlendirmelerle ilgili iddiaların girmesi, Türk futbolunda güven sorununu daha da derinleştirdi.
Üstelik soruşturmanın yankıları yalnızca MHK ile sınırlı kalmadı. TFF yönetimi de tartışmaların merkezine oturdu. Kamuoyunun cevabını beklediği en önemli sorulardan biri artık şu:
Bu tablo karşısında Türkiye Futbol Federasyonu yönetimi daha ne kadar devam edecek?
Montella giderse sorun çözülecek mi?
Bugün tartışmanın önemli bölümü Vincenzo Montella üzerinden yürütülüyor.
Elbette Milli Takım’ın aldığı sonuçlar teknik direktörü de doğrudan sorumluluk alanına sokuyor. Fransa karşısında alınan 1-0'lık yenilginin ardından İtalya'ya 4-1 kaybedilmesi ve Belçika karşısındaki sonuç, saha içerisindeki tercihleri ve teknik yönetimi tartışmaya açıyor.
Ancak bütün faturayı Montella’ya kesmek, Türk futbolundaki daha büyük yapısal problemi görünmez hale getirme riski taşıyor.
Montella istifa eder, yerine başka bir teknik direktör gelir. Peki ya sistem?
Hakemlik kurumuna ilişkin soruşturma sürerken, federasyon yönetimi tartışmaların ortasında kalmışken ve Türk futbolunda güven problemi bu kadar büyümüşken yalnızca teknik direktör değişikliğiyle sorunların çözüleceğini düşünmek mümkün mü?
Türk futbolunda köklü değişim ve yeniden güvene ihtiyacı var
Futbol yalnızca 90 dakikadan ibaret değildir.
Milli Takım sahaya çıktığında milyonlarca insanın temsil edildiği bir yapıdan söz ediyoruz. Ancak bu yapının arkasında güçlü, şeffaf, hesap verebilir ve güven veren bir yönetim bulunması gerekiyor.
Bugün ise futbol kamuoyunun önünde cevap bekleyen çok sayıda soru var.
MHK soruşturmasının bütün yönleriyle aydınlatılması, iddiaların hukuk içerisinde sonuçlandırılması ve sorumluluğu bulunanların ortaya çıkarılması gerekiyor. Aynı zamanda federasyon yönetiminin de kamuoyunun güvenini yeniden tesis edecek bir irade ortaya koyması şart.
Çünkü artık mesele yalnızca “Montella gitsin mi, kalsın mı?” meselesi değildir.
Mesele, Türk futbolunun liyakatli bir şekilde nasıl yönetileceğidir.
Yeni bir sayfa açılmalı
Türk futbolu bu şekilde devam edemez.
Milli Takım’ın üç maçta üç yenilgi alması elbette üzücüdür. Ancak asıl tehlike, bu mağlubiyetlerin arkasındaki daha büyük sorunların yalnızca saha sonuçları üzerinden tartışılmasıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, bir teknik direktör değişikliğinden çok daha fazlasıdır.
Futbol Federasyonu çatısı altında görev yapan herkesin, Türk futbolunun içine düştüğü güven krizini görerek kendi sorumluluğunu sorgulaması gerekiyor.
Türk futbolunda yeni bir sayfa açılacaksa, bunun yolu yalnızca Montella’nın gönderilmesinden geçmemelidir.
Federasyon yönetimi başta olmak üzere futbolun yönetim mekanizmasındaki herkes, yaşananların sorumluluğunu taşımalı ve Türk futbolunun geleceği için gereken adımı atmalıdır.
Çünkü mesele artık bir teknik direktör meselesi değildir.
Mesele Türk futbolunun geleceğidir.
Ve bugün gelinen noktada Türk futbolu, yalnızca sahada değil, yönetim anlayışında da ciddi bir değişim ihtiyacıyla karşı karşıyadır.




