Ülkemizin temel ekonomik problemlerinden birisi hiç kuşkusuz enflasyondur. Enflasyon oranları günümüzde Türkiye İstatistik kurumunca(TÜİK) aylık olarak, biten ayı takip eden ertesi ayın üçüncü iş günü açıklanmaktadır. Birden fazla enflasyon oranı açıklanır, ancak halkımızın en fazla ilgilendiği oran Tüketici Fiyat Endeksidir(TÜFE). Diğer oranlar da önemlidir, ancak tüfe kadar ilgi çekmez, tartışma konusu olmaz. Hatta günlük konuşmalarda enflasyon denildiğinde tüketici fiyat endeksi anlaşılır.Ben de bu günkü yazımda açıklanan oranların neden tartışma konusu olduğunu irdelemek istiyorum.
Tüik tarafından tüfenin eylül ayında % 0,97, yıllık olarak da % 11,75 oranında arttığı açıklandı. Söz konusu oranlar Avrupa Ülkelerinde yıllık % 0-3 arasında değişmektedir. Aynı şekilde Amerika Birleşik Devletleri'nde enflasyon oranının % 2,5'e yükseltilmesine azami çaba sarf edilmekte, ancak başarı elde edilememektedir. Japonya'da ise durum daha kötüdür. Ülke ekonomisi, yıllardır deflasyon dediğimiz fiyatların bırakın artmasını düşüşüne tanıklık etmektedir. Aynı sıkıntının Avrupa ve A.B.D ekonomilerinde olmaması için hükümetler paket üstüne paket açıklamaktadır.Bu yazımın konusunun, açıklanan oranlara insanımızın neden kuşku ile yaklaştığını sorgulamak olduğundan, yaşadığımız yüksek enflasyonun nedenlerine girmeyeceğim.Biliyorum ironi olacak ama, açıklanan tüfe oranı bizleri tatmin etti mi? Pek çoğumuzun hayır dediğini duyar gibiyim.Çünkü bir senede satın aldığımız mal ve hizmetlerin fiyatlarının %11,75den daha fazla arttığını düşünüyoruz.
Açıklanan oranların inandırıcılık sorununun temel dayanağı tüfenin hesaplanma sistemidir. Tüfe, kısaca 418 kalem mal ve hizmetin fiyatlarındaki değişimin, bu kalemlerin bütçemizdeki ağırlıklı ortalamalarına göre hesaplanmaktadır. Gıda ve alkolsüz içeceklerdeki fiyat değişiminin % 23,29'u, ulaştırma kalemlerindeki fiyat değişiminin % 16.78'i, konut giderlerinin % 15,16'sı, ev eşyası kalemlerindeki fiyat değişiminin % 8,33'ü, lokanta ve otel harcamalarındaki fiyat değişimini %7,86'sı, giyim ve ayakkabı fiyatlarındaki değişimin % 7,24'ü, alkollü içecekler ve tütün ürünlerindeki fiyat değişiminin %4.23'ü, haberleşme giderlerindeki fiyat değişiminin % 3.69'u, eğitim ve kültür harcamalarındaki fiyat değişiminin % 3,29'u, eğitim giderlerindeki fiyat değişiminin % 2,40', diğer harcamalardaki fiyat değişimin ise % 7,73'ü alınarak tüfe belirlenmektedir.
Peki gelirimiz içerisinde endekse konu olan kalemlerin ağırlığı tüik'in belirlediği oranlarla ne kadar örtüşmektedir? örneğin gıda harcamalarımız gelirimizin % 23,29'u mudur? Aynı şekilde gelirimizin yüzde kaçı kiraya gitmektedir? Ben kendimden örnek verecek olursam, kira giderim gelirimin yaklaşık % 30'u idi. Sizlerin de oranının farklı olduğuna adım gibi eminim. Öte yandan, hangimiz 418 kalem mal ve hizmet satın alıyoruz? Alkollü içecekler ve tütün mamülleri tüketmeyen, eğitim çağında çocuğu olmayan, tatilini kendi yazlığında veya köyünde geçiren kişilerin enflasyonunu nasıl hesaplayacağız?Enflasyon sepetindeki yüze yakın ürünü hayatları boyunca görmeyen kişinin tüfesi ne olacaktır? Bu soruları dikkate alırsak her kesin enflasyonu kendine göre gibi bir sonuç çıkar ki bu da işlevsel olmaktan çok uzaktır. Belki de ülkedeki kişileri gelir ve harcama durumlarına göre gruplara ayırmak, her grubun enflasyonunu ayrı hesaplamak daha gerçekçi olacaktır. Örneğin 2.000-3.000.- tl geliri olan grubun harcama kalem ve miktarı belirlenerek enflasyonunu hesaplamak gibi. Tüm dünyada ağırlıklı ortalamalar ile ürün ve hizmet sayıları farklı olmakla birlikte enflasyonun hesaplama şeklinin aynı olduğunu belirterek yazımı noktalıyorum.
Saygılarımla,