Türkiye İstatistik Kurumu’nun Ağustos/2021 ayındaki verilerine göre, yıllık üretici fiyat endeksi % 45,52, tüketici fiyat endeksi % 19,25 olarak gerçekleşmiştir. Bu tablo karşısında oturup ciddi düşünmek gerekmektedir. Çünkü hem üreticileri hem de tüketicileri önümüzdeki aylarda etkileyecek birçok unsuru içerisinde barındırmaktadır. İsterseniz bu tablonun ne anlama geldiğini yorumlayarak yazımıza başlayalım.

Üreticiler girdi maliyetlerinin yarısından az bir kısmını fiyatlara yansıtabilmiş durumdadırlar. Yeterli talep olması halinde üzerlerinde kalan fiyat artışını ürünlerine yansıtacaklardır. Kısacası tüketici enflasyonunun % 46 bandına kadar yükselme olasılığı bulunmaktadır. Birçoğunuzun zaten bizim hissettiğimiz enflasyon bu düzeyde dediğinizi duyar gibiyim. Hissetme düzeyimizin biraz daha artacağı günler ne yazık ki bizleri beklemektedir.

Beni bu düşünceye iten unsur üreticilerin durumudur. Yaklaşık otuz iki yıllık bankacılık kariyerimde gördüğüm gerçek “üreticilerin yaptıkları işe göre öz kaynaklarının son derece düşük olmasıdır.” İşletmelerimizin çok büyük kısmının eşten dosttan alınan borçlarla kurulduğu, faaliyetlerini piyasa veya banka kredileriyle yürütmeye çalıştığı gerçeği karşımızda durmaktadır. Böyle bir tabloda üreticilerin hızla artan girdi maliyetlerini kendi bünyelerinden karşılamaları mümkün değildir. Türkiye’deki üreticilerin sanılanın aksine kar marjları da yüksek olmadığından, girdi fiyatlarındaki artışı bünyelerinde taşımaya çalışmaları uzun vadede iflaslarını getirecektir. Bu gerçekten hareketle, önümüzdeki günlerde üreticilerin üzerlerindeki girdi maliyet artışını ürünlerinin satış fiyatına yansıtmaları beklenmektedir.

Yeterli talep olmadığı için fiyat artışlarının üreticinin üzerinde kalması ülkemiz ekonomisinde sık rastlanan bir durum değildir. Bunun salgın hastalık nedeniyle kapanan iş yerleri, artan işsizlik ve fertlerin gelirindeki azalmadan kaynaklandığını düşünüyorum.Genç nüfusu bu kadar yüksek, karşılanmamış, ihtiyaçları çok fazla olan Türkiye’de “talep yetersizliğinin” başka bir açıklaması yoktur.Yeterli talep olmadığı halde fiyatlar niçin bu kadar hızlı yükselmektedir?Bu sorunun cevabı ekonomimizin ithalata bağımlı hale gelmesinde yatmaktadır. Gerek nihai tüketim malları ve gerekse üretimde kullanılan hammadde, yarı mamulve özellikle enerjinin çok büyük oranda dışarıdan satın alındığı tartışmasız bir gerçektir. Böyle bir ekonomide döviz kurlarının hızlı artması girdi maliyetlerini yükseltecek, üreticinin fiyat endeksini artıracak, ülkeyi enflasyonist ortama sokacaktır. Ülkemiz bu günlerde tamda böyle bir tablo ile karşı karşıyadır.

Peki çözüm nedir? Acil olarak üreticilere “geri ödemesiz devlet yardımının” üretimin devamını sağlayacak miktarda yapılması, vergi, sigorta primlerinin teşvik edici hale getirilmesi gerekir. Bu günlerde yapılan kredi kullandırımını kolaylaştırma, mevcut kredileri yeniden yapılandırma çözüm değildir. Hatta uzun vadede bankacılık sektörünü zora sokacağından tehlikelidir. Asıl kalıcı ve sürdürülebilir çözüm, ülke ekonomisinin ileri teknoloji ürünlerini üretir ve ihraç eder hale getirilmesinde yatmaktadır. Bunu yazılarımda bıkmadan, sıkça vurgulamaya devam edeceğim. Çünkü güzel ve yalnız ülkemin başka kurtuluşu yoktur.

Saygılarımla,